Tuncelime Dokunmayın Tuncelime Dokunamazsınız!

Tuncelime Dokunmayın Tuncelime Dokunamazsınız!

AKP iktidarı, 30 Eylül 2013 günü sözde “Demokrasi Paketi” açıkladı. Pakette Cumhuriyet yıkıcılığı adına her şey vardı. Andımızın yasaklanması, türbanın kamu alanına girmesi ve karşıdevrimin bütün herzeleri... Tunceli adının “Dersim” diye değiştirilmesi de elbette. Dersim söylemi, karşıdevrim paketinin içindeki bir maddedir her zaman.

CHP yönetimi, karşıdevrim yarışında o zaman da AKP’nin önüne fırladı. CHP’li milletvekilleri, Meclise Tunceli isminin Dersim diye değiştirilmesi için yasa önerisi verdiler. CHP Genel Başkanı bu öneriyi olumlu karşıladığını kamuoyu önünde belirtmişti.
İşçi Partisi Merkez Karar Kurulu, 28-29 Aralık 2013 günlerinde Ankara’da toplandı ve konuyu karara bağladı. “Tuncelime Dokunmayın, Tuncelime Dokunamazsınız!” başlıklı karar aynen şöyle:

İŞÇİ PARTİSİ MERKEZ KARAR KURULU NE DİYOR
Tunceli isminin Dersim olarak değiştirilmesi, Cumhuriyet Devrimini yıkma faaliyetinin en kritik girişimidir.
Tunceli, yalnız etnik düzlemde değil, mezhepsel düzlemde bölünmenin de odağı olarak görülmektedir.
Emperyalistler, Türkiye’nin Kürt nüfusunu, Dersim kampanyasıyla bölücülükte birleştirmek istiyorlar. Yalnız bölücülükte değil, Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığında da birleştirmek istiyorlar.

Dersim, karşıdevrimci güçler tarafından Kemalist Devrimin zayıf noktası olarak değerlendiriliyor. Katliam suçlamalarıyla Tunceli’nin Alevi halkı ve genel olarak Türkiye’deki Alevi kitlesi, Kemalist Devrime düşman konumlara sokulmak isteniyor.
Cumhuriyet yıkıcıları, Dersim harekâtını cumhuriyetin “budağı” olarak görüyorlar. Bu açıdan Dersim kampanyası, Kemalist Devrime yöneltilen en kritik saldırıdır.

Tunceli’ye göğsümüzü siper edemezsek, Kemalist Devrimi ve Atatürk’ü anlayamaz ve Cumhuriyeti de savunamayız.
Atatürk’ün Tunceli harekâtı, Kemalist Devrimin Ortaçağ kurum ve ilişkilerine karşı en kritik, en önemli ve doğrudan mülkiyet ilişkilerine yönelik en temel harekâtıdır.

Dersim harekâtı, Cumhuriyetin feodal ilişkilere karşı en köktenci, en kararlı mücadelesidir.
Bu harekâtın, etnik ve mezhepsel boyutları, zaaf nedeni değil, kararlılık nedeni olmalıdır. Çünkü cesaretin zorlaştığı düzlem orasıdır.
Tunceli’nin Dersim yapılması, bir isim değişikliği değildir; milleti bölme ve Cumhuriyeti yıkma sürecinin söz yerindeyse kesin sonuca yönelik hamlesidir.
“Kürdü kazanmak” gerekçesiyle bölücülüğün peşine takılmaya kadar varabilecek anlayışlar kabul edilemez.
Kürdü kazanmak için bölücü olmak, halkı kazanmak için dinci olmak formülleri ilerici saflarda vardır. Kürdü nereye kazanacağız, Cumhuriyete mi, Cumhuriyet yıkıcılığına mı? Dersim politikası, Kürdü bölücülüğe ve Cumhuriyet yıkıcılığına kazanır.
Türkiye’de ABD emperyalizmine direnen esas güç, Türk milleti kimliğini benimsemiştir. Kürt yurttaşlarımızın önemli bir bölümü, ne yazık ki, PKK’nın, AKP’nin ve dinci güçlerin denetimi altındadır. Kürdü kazanmanın yolu, öncelikle Türk milletiyim diyen, büyük halk çoğunluğunu kazanmaktan geçiyor. Türkü kazanırsak, Kürdü kazanırız. Önceliği “Kürdü kazanma”ya verirsek, kazandığımız Türkü de kaybederiz ve Kürdü hiç kazanamayız.
Tunceli’nin Dersim yapılmasına suskun kalırsak, PKK yanında MHP’yi de güçlendirmiş olacağız. Milletin birliğini ve Cumhuriyeti tek başına savunma mevzisini MHP’ye teslim ederiz. O zaman halkımızı MHP’nin kucağına kendi elimizle itmiş olacağız.
Dersim konusundaki yanlış, herhangi bir yanlış değildir; Türkiye’nin bölücülükle ve cumhuriyet yıkıcılığıyla savaştığı bir dönemde, en temel yanlıştır.
Tunceli’yi Dersim yaptıktan sonra atacakları adım, Atatürk’ü “Kürtlerin ve Alevilerin katili” ilan etmektir.
Eğer Tunceli’yi Dersim yapabilirlerse, ne millet kalır, ne cumhuriyet kalır, ne de Atatürk kalır.
Burada ikircikli olunlar, mücadelenin kenarına düşer. Kararlı olanlar ise, milletin önderi haline gelir.

Tunceli, Cumhuriyettir. Dersim Ortaçağdır.
Tunceli birliktir. Dersim bölünmedir.
Tunceli’ye dokunan Atatürk’e dokunur.
Tuncelime dokunmayın!
Tuncelime dokunamazsınız!

MİLLETİ BİRLEŞTİRME MÜCADELESİYLE KÜRDÜMÜZÜ KAZANMAK

Bu kararın yaşadığımız süreçte bize yol gösteren saptaması şudur:
“Kürdü kazanmanın yolu, öncelikle Türk milletiyim diyen, büyük halk çoğunluğunu kazanmaktan geçiyor. Türkü kazanırsak, Kürdü kazanırız. Önceliği ‘Kürdü kazanma’ya verirsek, kazandığımız Türkü de kaybederiz ve Kürdü hiç kazanamayız.”
İşçi Partisi, Güneydoğu ve Doğu illerimizde Kürt yurttaşlarımız arasında hızla güçleniyor ve örgütleniyor. Bizi çağıran yurttaşlarımıza yetişemiyoruz. Ama gerekli önlemleri aldık ve yetişeceğiz.

Milletimizin parçası olan Kürt yurttaşlarımız, İşçi Partisi’ne yönelişlerini açıklarken, hep birlik için mücadeledeki kararlılığımıza vurgu yapıyorlar. Bu tecrübe herkese ders olmalıdır.

Cumhuriyet cephesinde olduğunu belirten veya emeği savunma iddiasındaki partilerin, devrim ile karşıdevrim arasındaki çarpışmada suskun kalmaları, pratikte kendi varlık nedenlerini reddetmeleri, Türk milletinden kopmaları anlamına gelir. Sonuç, iktidar amacından ve devrimden vazgeçmektir. PKK’nın kuyruğuna takılanların nasıl ABD’nin kucağına düştüklerini ibretle izliyoruz.

Doğu Perinçek
ROTA/Aydınlık

banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.