Türkiye İsrail’in iki katı toprağı boş bıraktı!

Gıda güvenliği her geçen gün dünyanın en önemli sorunlarının başında gelirken, bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten ülke konumundaki Türkiye 4 milyon hektardan fazla toprağı nadasa bıraktı.

Türkiye İsrail’in iki katı toprağı boş bıraktı!

 Gıda güvenliği her geçen gün dünyanın en önemli sorunlarının başında gelirken, bir zamanlar tarımda kendi kendine yeten ülke konumundaki Türkiye 4 milyon hektardan fazla toprağı nadasa bıraktı. Türkiye’nin nadasa bırakılan alanlarının çok büyük olduğunu söyleyen TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, "Nadasa bıraktığımız alan tüm topraklarıyla Hollanda, İsviçre, Danimarka büyüklüğünde. Belçika’nın, Ermenistan’ın, Arnavutluk’un 1,5 katına yaklaşıyor. İsrail’in iki katı. Lübnan’ın, Kıbrıs adasının 4 katı. 50 milyona yakın nüfuslu Güney Kore’nin yarısına yakın" açıklamasında bulundu.

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Türkiye’de nadasa ayrılan alanın çok büyük olduğunu belirterek bunun büyük bir ekonomik kayıp olduğuna dikkat çekti. Gıdanın bu kadar yaşamsal olduğu ve toprağın her karışının önem taşıdığı bir sürece girildiğinin altını çizen Bayraktar, İstanbul’un 8 katı kadar bir alanın nadasa bırakılmasının kabul edilebilir olmadığını dile getirdi.

TÜRKİYE 4 MİLYON HEKTAR TOPRAĞINI NADASA BIRAKTI

Konuyla ilgili bir basın açıklaması yapan Bayraktar, kurak ve yarı kurak alanlarda toprakta yeterli suyun temini için çok büyük alanların nadasa bırakıldığını kaydederek, “2000-2013 döneminde yüzde 14,1 azalmayla nadasa bırakılan alanlar, 4,83 milyon hektardan, 4,15 milyon hektara inse de hala çok büyük” diye konuştu. Nadas alanlarının ekilen alan içindeki payının da bu dönemde yüzde 18,3’ten yüzde 17,4’e düştüğünü vurgulayan Bayraktar, Türkiye’nin 23,81 milyon hektarlık toplam tarım alanının 15,62 milyon hektarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin ekimi için kullanıldığını belirttiği açıklamasında, meyve alanlarına 3,23 milyon hektar, sebze alanlarına 0,81 milyon hektar, süs bitkilerine ise 4 bin 504 hektar alanın ayrıldığını, nadasa ayrılan alanın meyve, sebze ve süs bitkilerine ayrılan toplam alanı geçtiğini dile getirdi.

'GELİŞMİŞ HİÇ BİR ÜLKE BU KADAR TARIM ALANINI BOŞ BIRAKMAZ'


Nadas alanlarında görülen bu azalmanın yeterli görülmemesi gerektiğinin altını çizen Bayraktar, şunları dile söyledi: “Çünkü hala nadasa bırakılan alanın büyüklüğü olağanüstü boyutlarda. Dünyada hiçbir gelişmiş ülke bu kadar tarımsal alanı, bir yıl boş tutmaz. Bir şekilde değerlendirir. Günümüzde gıda, enerjiyle birlikte gittikçe stratejik bir hal almaya başladı. Tarım alanları, olağanüstü değer kazandı. Dünya nüfusu 7,3 milyara yaklaştı. Nüfusun 2050’de 9 milyarı aşacağı tahmin ediliyor. Başta Çin olmak üzere, gelişmekte olan birçok ülkenin beslenme rejimleri değişti. İnsanlar, şimdi çok daha fazla gıda tüketiyor. Bu kadar nüfusu besleyebilmek için tarım ve gıda ürünü üretiminin 2050’ye kadar yüzde 60 oranında artması gerekiyor. Tarım alanları artmıyor. Dünyadaki toplam tarım alanı 1,5 milyar hektar dolaylarında.

'NADASA BIRAKILAN ALAN İSRAİL'İN İKİ KATI, G. KORE'NİN YARISI'

Bütün bunlara rağmen, ülkemizde 4,15 milyon hektar alanı nadasa bırakıyoruz. 130 milyona yakın nüfusu olan Japonya’nın tarım alanlarının yaklaşık 5 milyon hektar, dünyanın en büyük gıda ve tarım ürünleri ihracatçılarından Hollanda’nın 1,3 milyon hektar tarım alanı olduğunu göz önümüze aldığımızda nadasa ayrılan alanın büyüklüğü daha iyi ortaya çıkıyor. Nadasa bıraktığımız alan tüm topraklarıyla Hollanda, İsviçre, Danimarka büyüklüğünde. Belçika’nın, Ermenistan’ın, Arnavutluk’un 1,5 katına yaklaşıyor. İsrail’in iki katı. Lübnan’ın, Kıbrıs adasının 4 katı. 50 milyona yakın nüfuslu Güney Kore’nin yarısına yakın. Gittikçe daha önemli bir hale gelen tarım ürünleri ve gıda üretiminde, tüm iç kaynaklardan olduğu gibi nadas alanlarından da yararlanma zorunluluğu var.”

BOŞ BIRAKILAN ARAZİLERDE KONYA BAŞI ÇEKİYOR

TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye’de düşen yıllık yağış miktarının nadas alanlarının büyüklüğünde etkili oldu. Buna göre 2013 yılında Konya’da 586 bin 562, Ankara’da 332 bin 144, Sivas’ta 325 bin 657, Kayseri’de 216 bin 197, Çorum’da 190 bin 220, Şanlıurfa’da 187 bin 570, Eskişehir’de ise 184 bin 856 hektar alanın nadasa bırakıldı. Toplam nadas alanlarının yarıya yakınını barındıran bu 7 ilin dışında, Yozgat ve Kırşehir’in nadas alanlarının 150 bin hektarı, Aksaray, Kırıkkale, Van, Ağrı ve Erzurum’un nadas alanlarının toplamı 100 bin hektarı geçiyor. Batman’da 853, Zonguldak’ta 841, Siirt’te 822, Osmaniye’de 306, Edirne’de 273, Hatay’da 217, İstanbul’da180, Tekirdağ’da 104, Düzce’de ise 5 hektar alanın nadasa bırakıldığını belirten Bayraktar, Bartın, Rize ve Trabzon’da ise hiç nadasa bırakılan alan bulunmadığı bilgisini verdi.

ALTERNATİF BİTKİLERLE NADAS ALANLARI AZALTILIYOR

Nadas alanlarının azaltılmasında o bölgeye düşen yılık yağış toplamı ve sulamanın önemli rol oynadığını, Konya Ovası Projesi (KOP) ve Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) gibi büyük sulama yatırımları öngören dev projelerin bir an önce tamamlanması, tarım topraklarının nadasa bırakılmaktan kurtarılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar, konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi:

“1980-1994 yılları arasında uygulanan Nadas Alanlarının Daraltılması (NAD) Projesi kapsamında, nadas alanları kullanılması özellikle mercimek ve nohut üretimini artırmıştır. Ancak, 1994 yılından itibaren Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) yemeklik tane baklagilleri alım kapsamından çıkarması nedeniyle, mercimek ve nohutta ekim alanları ve üretimi azaldı. Proje başlangıcında 8 milyon hektar dolayında olan nadas alanları, 1994 yılı itibarıyla 5,2 milyon hektara indirildi. Burada nadas alanlarının yemeklik ve yemlik baklagil ekimi ile değerlendirilmesi amaçlanmıştı. Projeyle mercimek, fiğ ve nohutta büyük üretim artışları sağlandı. Günümüzde de tarım arazilerinin bir kısmını nadasa bırakmak zorunda kalan bazı illerimiz önemli ölçüde yer ayıran illerimiz fiğ, nohut ile yağ bitkisi aspir gibi çeşitli alternatif bitkiler üzerinde durarak bu alanları azaltmaya çalışmaktadırlar.”

'YILLIK YAĞIŞ ORANI DÜŞÜNCE ÜRETİCİ NADASA ZORLANIYOR'


Bu bağlamda Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, nadas alanlarında yağ bitkisi yetiştirilmesini teşvik ettiğini ve alım garantisi verdiğini bildiren Bayraktar, bu çerçevede aspir bitkisinin önemli oranda desteklendiğini ve son yıllarda aspir üretimde artış sağlandığını belirtti. Yıllık yağış ortalamasının düşük olduğu yarı kurak tarım alanlarında yağışa bağımlılık ve sulama suyunun yokluğunun, geleneksel nadas-buğday üretim yöntemi dışındaki ekim sistemlerini engellediğini, tarımsal ürünlere, artan nüfusa paralel olarak artan talep karsısında, nadas alanlarından her yıl ürün almanın yollarının arandığını kaydeden Bayraktar, “Tarım alanlarımızda uygulanan nadasın amacı, toprakta yeterli nemin sağlanabilmesi ve yabancı otların yok edilmesi yanında toprağın besin maddeleri yönünden iyileştirilmesidir. İç Anadolu bölgemizde lokal bazı bölgeler ile özel mikroklimalar hariç, özellikle Konya bölgesinde yıllık yağış ortalamasının düşük olması sonucu, toprakta yeterli nemin sağlanamıyor, üreticimiz, tarlasını nadasa bırakmak zorunda kalıyor. Nadas döneminde sürüm tekniğine uygun ve zamanında yapılırsa düşen yağışın yarısı, zamanında yapılmaz ve hatalı yapılırsa, düşen yağışın üçte biri toprakta nem olarak tutulabiliyor. Bundan dolayı nadasa bırakılacak tarlada sürüm zamanında ve tekniğine uygun yapılmalıdır. KOP, GAP gibi projelerinin bir an evvel tamamlanırsa üreticimiz, özellikle Konya bölgesinde buğday–nadas veya ayçiçeği- nadas sisteminden vazgeçip, ürün desenini de değiştirebilir” görüşünü dile getirdi.

Yusuf Yavuz
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Adem Coskun Aydemir - 2 yıl önce
Verimli topraklar , günümüzde temiz su kaynakları kadar kiymetlendi . Fakat maalesef biz hiç kıymetini bilmeden , her tarafı betonlastiriyoruz.