Uğur Dündar yazdı: Olmaz bu kadar zulüm!..

Usta gazeteci Uğur Dündar, usta tiyatro oyuncusu Levent Kırca'nın vefatı üzerine sosyal medya hesabından bazı twitler attı.

Uğur Dündar yazdı: Olmaz bu kadar zulüm!..

"Levent Kırca'mızı kaybettik" diyen Dündar'ın mesajında, "Daha 3 gün önce Müjdat Gezen'le ziyaretine gittiğımizde bize şakalar yapmıştı.Acımız büyük.Mekânı cennet olsun." ifadelerine yer verildi.

Usta gazeteci Dündar, "Kadim dostlar...Levent, Müjdat, Yılmaz ve ben, Kalamış Divan'da Star Tv'den henüz ayrıldığımız günlerde... " sözlerine yer vererek şu fotoğrafı paylaştı:



Dündar, "Sevgili Levent için Sözcü'deki son yazım" yazarak Sözcü gazetesinde 15 Ağustos 2015'de yazdığı yazıyı paylaştı.

Dündar'ın 15 Ağustos'ta yazdığı 'Olmaz bu kadar zulüm!..' başlıklı yazısı şu şekilde:

“Bir gün gene çekimdeyiz. Arkadaşlarımdan biri nefes nefese yanıma geldi: “Abi seni Doğan Güreş Paşa arıyor...” dedi. Haydaaa, sardık mı başımıza işi!.. İstemeye istemeye aldım telefonu. “Bir dakika, Paşamı bağlıyorum” diyen sekreterin ses tonu bile emreder gibiydi!
Bayağı gerginim, telefonda marşlar çalınıyor! Az sonra Paşa bağlandı.
- Oğlum hiç yakışıyor mu sana?
Ben: “Paşam, mizah bu; hoşgörüyle karşılamazsanız gelişemez!..”
- Ama evladım, koskoca Genelkurmay Başkanı’yla eğlenilir mi?
Ben: “Estağfurullah efendim, bu bir şaka!.. Ayrıca Başbakan’ı, Cumhurbaşkanı’nı bile hicvediyoruz. Hatta onlar ertesi gün telefon açıp tebrik ediyorlar! Siz de öyle baksanız, sitem yerine tebrik etseniz!..”
- Bak oğlum, askerlik günlerinde böyle konuşmuyordun ama! Ayrıca ben tebrik etsem bile, senin yaptığını hoş karşılamayan yüzlerce asker var emrimde. Onlara mani olmakta güçlük çekiyorum. Her an çıkıp gelebilirler yanına!..
Ben: “Paşam beni tehdit mi ediyorsunuz?..”
- Hayır, gerçekleri söylüyorum. Emrimde bu yaptıklarına kızan yüzlerce, hatta binlerce asker var!
Ben: “Askerleriniz benim için İstanbul’a geliyorlar, öyle mi?”
- Evet öyle. Tutamıyorum onları!
Ben: “Peki gelip de ne yapacaklar?..”
- Geldikleri zaman görürsün!
Ben: “Tamam, gönderin. Korkmuyorum sizden. Hatta burada bekliyorum onları... Ya da en iyisi kapının önünde bekleyeceğim. Ne sizden, ne de askerlerinizden korkuyorum. Beni Divan-ı Harbe bile gönderseniz, sanatçı olarak başımı eğmeyeceğim. Hodri Meydan Paşam!..”
- (Kahkahalarla gülüyor...)
Ben, “Niye gülüyorsunuz Paşam?” dedikçe o daha da gülüyor. Bir ara düşünüyorum, yoksa Paşa beni işletiyor mu diye!
- Levent!
Ben: “Buyurun Paşam!..”
- Uğur ben, Uğur, Uğur...
Ben: “Hangi Uğur?”
- Uğur Dündar!
Ben: “Hay Allah cezanı vermesin! Az kalsın altıma yapacaktım lan!..”

* * *

Okuduğunuz anıyı Levent Kırca ile Kanal D’de çalışırken yaşadık. Türkiye’nin yetiştirdiği dünya çapındaki güldürü ustası, sevgili arkadaşım Levent Kırca, o dönemde evli olduğu Oya Başar ve arkadaşlarıyla birlikte “Olacak O Kadar” programını hazırlıyordu. Perşembe geceleri önce “Olacak O Kadar” yayınlanıyor, ardından da “Arena” ekrana geliyordu. Televizyon tarihinin en büyük reyting rekorlarının kırıldığı o gecelerin birinde sert, otoriter mizacıyla ünlü Doğan Güreş Paşaya (merhum) etek giydirmiş, bununla da yetinmeyerek 12 Eylül darbesinin lideri merhum Kenan Evren’le Marmaris’te iskeleye oturtarak balık tutturmuştu. Paşaların zorlanmamaları için de iskelenin altına 5-6 asker yerleştirmişti! Askerler oltaların ucuna daha önce yakalanmış balıkları takıyor, Evren ve Güreş de sanki kendileri tutmuşlar gibi seviniyorlardı.
Skeç yayınlandıktan sonra Kenan Evren, çok güldüğünü ve “hoşgörüyle” karşıladığını söylemiş, Doğan Güreş ise “içerlediğini” açıklamıştı.
İşte Levent’in kaleminden okuduğunuz telefondaki muzipliği o günlerde yapmıştım.

* * *

Sevgili okurlarım, büyük mizah yeteneğinin yanı sıra, ressam ve heykeltıraş da olan Levent, yazısında sözünü ettiği gibi, merhum Turgut Özal ve Süleyman Demirel başta olmak üzere, dönemin önde gelen tüm siyasilerini rahatça hicvediyordu. Hem de onlara çok benzeyen makyajlarla...
Programına konu olan o günlerin güçlü politikacıları ise kızıp üzerine gitmek yerine, ertesi gün telefon açarak başarısını kutlama inceliğini gösteriyorlardı.
Bir de günümüze bakalım?
Nerede “Olacak O Kadar?”
Yok!..
Çünkü “muktedir” eleştiriden de hicivden de hoşlanmıyor. Bununla da yetinmeyip, gücün önünde eğilip bükülmeyen gerçek sanatçıları reyting alan televizyon kanallarına çıkarttırmıyor. Baskılara pabuç bırakmayarak topluma gerçekleri mizah yoluyla anlatmaya çalışanların başlarına ise inanılmaz olaylar geliyor.
Örneğin Türkiye’nin sayılı mizah ustalarından biri olan Levent, heykeli dikilmesi gerekirken, deli saçması iddialarla adliye koridorlarında süründürülüp, zindana tıkılmaya çalışılıyor, sahne şovları sudan sebeplerle engelleniyor, Demirel’in verdiği “devlet sanatçısı” unvanı geri alınıyor.

* * *

O Levent ki, kalbi sevgi doludur, hiç tanımadığı insanlara bile iyilik yapmak, onun hayat yoludur.
Örneğin serin ve yıldızlı bir ilkyaz gecesinde, bahçeli bir eğlence yerinde toplanmış, onun başarısını kutluyorduk.
Gece ilerledikçe hava soğumaya, çiğ yağmaya başlamıştı. Sahnedeki sazcılardan birinin üşüdüğünü görünce kalkıp yepyeni ceketini çıkarmış ve doğruca yanına giderek ona giydirmişti.
17 Ağustos Marmara Depremi’nden sonra bir eğitim gönüllüsü olarak hemen kolları sıvamış ve Kocaeli-Yuvacık’ta 900 öğrenci kapasiteli “Levent Kırca-Oya Başar İlköğretim Okulu”nu inşa ettirmişti.

* * *

Kadim dostum, hayatımdaki en eski arkadaşım Müjdat Gezen de Levent’i çok sever ve sanatını takdir eder. Müjdat alkışlanacak bir davranışla Türk tuluat sanatının efsane ismi Kel Hasan Efendi’den kendisine intikal eden fesi, Levent’e devretmeye hazırlanıyor.
Nedenini de şöyle açıklıyor:
“İsmail Dümbüllü orta oyunu oynarken kavuk, tuluatta ise fes giyerdi. Kavuğu Münir Özkul’a, o da Ferhan Şensoy’a vermişti. Fes ise bendeydi. İki adayım vardı: Biri Levent Kırca, diğeri ise bütün mal varlığını satıp, Kadıköy’de tiyatro salonu alan Şevket Çoruh. Ben Ekim ayında tiyatro sezonunun açılmasıyla birlikte fesi Levent Kırca’ya devredeceğim. İsterim ki, o da yıllar sonra Şevket Çoruh’a devretsin.”

* * *

Levent’e gelince...
Kiralık evde oturuyor, kiralık tiyatroda oynuyor ve hastalığını Medeniyet Üniversitesi Göztepe Devlet Hastanesi’nde tedavi ettiriyor.
Cebindeki son kuruşu harcayıp çok büyük emeklerle çektiği “Sarhoşum Gel Beni Al” filminin dağıtımını üstlenecek bir babayiğit arıyor. Zira sadece güldürü içerikli olmasına rağmen Levent Kırca adını duyan dağıtımcı şirketler, korkularından filmi dağıtmaya yanaşmıyor.
Büyük sanatçıya bu devirde yapılanlar “Olmaz Bu kadar Zulüm” dedirtiyor.

ulusalkanal.com.tr
banner863
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Işık Dikicigil - 1 yıl önce
SON NEFESİNE KADAR ÜLKESİ İÇİN ÇALIŞAN, YURTSEVER AYDIN BÜYÜK İNSAN.
ALLAH RAHMET EYLESİN BU KAREDE Kİ HERKES AYDINDIR.
Avatar
İlkay - 1 yıl önce
Onu dolaylı yoldan öldürdüler. Katili hepimiz biliyoruz. :(
Avatar
Makbule - 1 yıl önce
Çok büyük sanatçımızı kaybettik onu sevmedigini söyleyenler bile onun izleyerek büyüdü yazık.mekanın cennet olsun büyük usta
Avatar
Sena - 1 yıl önce
Yazık oldu Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun inşAllah
Avatar
ali haydar - 1 yıl önce
SENİ ÖZLEYECEĞİZ BÜYÜK USTA LEVENT ABİ... MEKANIN CENNET OLSUN.
Avatar
Ümit - 1 yıl önce
Allah mekanını cennet ettin türkiyenin büyük değeri devrimci yılmayan savaşçısı yol gösterici ışığa yürüyen ve yönlendiren insan hepsi teker teker aramızdan ayrılıyor ama büyük bir boşluk bırakarak ve bizden parçalar alarak çok üzülüyorum yeri doldurulamayacak bir usta sanatçı hümanist sevgi dolu bir insan aramızdasın sonsuza kadar...
Avatar
nazli - 1 yıl önce
Allah rahmet etsin..cok uzgunuz.
nurlar icinde yatsin..ugur dundara mujdat gezene ve onlar gibi vatanseverlerde giderse yandik.. omurlerine bereket diliyorum.. levent kirca..adamdı.insandi.candı.