Yaşayanların gözüyle ABD: Mrs. Ingalls’a ne oldu?

Yaşayanların gözüyle ABD: Mrs. Ingalls’a ne oldu?

Virginia Eyaleti’nin Ashburn Kasabası’ndaki işyerimden mühendis arkadaşımla öğlen yemeğindeyiz. Bütün gün üzerinde çalıştığımız projelerden tek kaçamak zamanımız öğlen yemeği olduğu için iş konuşmuyoruz. Konu nereden açıldıysa, arkadaşımın 7 sene önce boşandığı eski eşine halen ödediği nafakaya geldi. Bitmesine artık sadece 4 ay kaldığını söylerken içindeki mutluluk yüzünden okunuyordu. 11 senedir tanıdığım ve birlikte çalışmaktan zevk aldığım adamın, ilk eşi ile evli olduğu zamanki stresli, aksi halleri geldi aklıma. Boşandıktan ve bir sene kadar sonra ikinci eşiyle evlendikten sonra bambaşka, mutlu bir insan olmuştu. Birinci eşi ne çocuk yapmak ne de çalışmak istemişti ve anlattığına göre aşırı ben merkezciydi. Boşanma süreci arkadaşım için maddi manevi yıkım olmuştu. Şirkete dönerken ABD’deki boşanma oranını düşünüyordum. Benzer hikayeleri ne çok Amerikalı arkadaşımdan duymuştum.
 
%40-50 boşanma oranı
 
Amerikan Psikoloji Birliğine ve diğer birçok güvenilir kaynağa göre, ikinci-üçüncü evlilikler gibi karmaşık hesaplamalar yüzünden kesin rakam belirlenememesine rağmen, boşanma oranının %40-50 civarında olduğu kesin. İkinci ve daha sonraki evlilikler için daha da yüksek. Derken 15 yıllık ABD deneyimimden tanıdığım insanların da hikayelerini düşününce, bir nokta dikkatimi çekmeye başladı. Özellikle eğitim ve gelir seviyesi yüksek bölgelerde (Doğu yakası: Washington DC, New York, Boston metropolleri ile Batı yakası California, Seattle Metropolleri) beyaz Amerikalı erkekler arasında ya hiç evlenmeme ya da yabancı ile evlenme oranlarında artış var.
 
“Why do American men marryforeignwomen?”
 
Google’da “why do American men marryingforeignwomen” diye arayınca 11 milyon 300 bin sonuç çıkıyor. Anlaşılan aklına bu soru ilk düşen ben değilim. Bu konuda internet, çok hararetli tartışmaların olduğu bloglar ve sayfalarla dolu. Hatta bazı feminist sayfalarla Amerikan maço sayfalarının atışması Türk TV kanallarının gündüz kuşağı kıvamını aratmıyor. Fakat Amerikan toplumunun yakın geleceği açısından konunun ciddiyeti mizah boyutundan çok uzakta. Forbes gibi kerli ferli sitelerin bile tartışmaya dahil olması yeterli gösterge.
 
İlginç bulduğum birkaç linki vereyim, fazlasını merak eden kolayca bulur. • Çok enteresan bir kitap: Havok: How AngloAmericanFeminismRuinedSocietyByRookhKshatriya (googlebooks) • Mantıklı bir-iki analizin yapıldığı bir sayfa:
   
Konu çok yönlü ve sosyoloji alanına girdiği için, bir mühendis olarak ahkam kesmeye kalkacak değilim. Yalnız naçizane fikirlerimi ve gözlemlerimi sunabilirim. Yabancılar ile evlenen Amerikalılar içinde orta sınıftan olan profesyonellerin üniversitede veya is hayatında dış görevlerde yabancılarla tanışıp evlenme şansları oldukça yüksek.
 
Üstelik, Harvard, MIT gibi ünlü okullar başta olmak üzere üniversitelerin yüksek lisans ve doktora öğrencileri arasında yabancılar - özelikle Asyalılar - çoğunluğa geçmeye başladılar; ki bunların önemli bir kesimi evlenip ABD’de kalıyor. Öte yandan, yüksek öğretim görmemiş olanlar içinde çok revaçta olan askerlik opsiyonunu seçenler arasında da gönderildikleri ülkelerden yabancı gelinle dönen sayısı oldukça yüksek.
 
Aşırı ben merkezcilikten kaçış
 
İki kesimin de neden yabancı ile evlilik tercih ettiklerini anlamak kolay. Ama Amerika’nın yakın gelecekteki demografisini değiştirebilecek değişim, orta ve ortaüstü kesimin eğilimleri. Bu kesim, tipik Amerikan kadınlarında gördükleri aşırı ben merkezcilikten, yüksek beklentilerden ve aslında tüm olarak evlilikten korkuyorlar. Beklentileri, feminist sitelerin iddia ettiği gibi sadece kendilerine kral muamelesi yapacak cariye bulmak değil.
 
Parasal olarak gerçek bir yıkıma uğramadan ve yıllar sürecek baş ağrısına neden olacak bir boşanma korkusu olmadan çoluk çocuğa karışma umudu. Çünkü neredeyse %50’ye varan kısmı boşanmış ailelerden geliyor ve %100’ünün de mutlaka yakınında en az bir arkadaşı bu badirelerden geçmiş veya geçmekte.
 
Boşandıran materyalizm
 
Peki ABD toplumu bu noktaya nasıl geldi? Materyalizm. Aşırı bireycilik. Bir tutam da Holywood sosu. Yaşı kırkı geçmis olanlar, tek kanallı yılların sevilen dizisi Küçük Ev’i hatırlayacaklardır. Hani kadayıf uzmanı Erbakan Hoca’nın “Hristiyanlık propagandası yapılıyor” diye yayından kaldırtmaya çalıştığı, sevgi, kanaatkarlık, paylaşma ve aile değerlerini işleyen Ingalls ailesi. Kanaatkarlık, paylaşma kapitalist ekonomiyi döndürmeyeceğine göre, bireycilik, materyalizm ön plana çıkartılmalıydı. Kadın erkek birlikte çalışıp çocuklarına mutlu bir gelecek sağlamaktan çok; daha büyük ev, daha lüks araba, daha fazla ıvır zıvır alarak tatmin olmaya odaklanmalıydı.
 
Olan Bayan Ingalls’a oldu.

Murat Gökhan Kutluğ Leesburg, Virjinya​
ulusalkanal.com.tr

 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Gürhan Salihlili - 10 ay önce
Amerika bu durumu özellikle kendisi istemektedir. Amerika'nın mevcudiyetinin devamını bu iksirin sağlayacağını düşünmektedir. Tabii ki başka nedenler de var. Aynı yöntemler Türkiye'de de kullanılmaktadır. Özgürlük, açgözlülük, egoizm, lüks, zevk... aynı zamanda komünizm ile taban tabana zıt kavramlar olduğu unutulmamalıdır...