banner863

''Yeni ölümlere yol açar''

Türk Toraks Derneği, kömürün sigara kadar tehlikeli olduğuna dikkat çekti, termik santrallerin yeni ölümlere yol açacağı uyarısı yaptı.

''Yeni ölümlere yol açar''

Türk Toraks Derneği'nin (TTD) 18'inci yıllık kongresinde kömür ve termik santrallerinin ortaya koyduğu hava kirliliğinin çok yüksek olduğu belirtilerek, kömürün sigara kadar zararlı olduğu kaydedildi ve son 30 yılda ilk defa İstanbul'da veremli hasta sayısının arttığı açıklandı. Grip sezonunda da mevsimsel kaymaya dikkat çekildi.

Türk Toraks Derneği "Çok ses, tek nefes" sloganıyla 18. Yıllık Toplantısı'nı Antalya'da gerçekleştirdi.

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ali Fuat Kalyoncu, hava kirliliğinin Türkiye'de ciddi boyutlarda olduğuna dikkat çekerek, "Sigara ne kadar zararlıysa kömür de o kadar zararlı. Kömürde ısrar edildiğinde hava kirliliğini önlemek mümkün değil. Gelişmiş ülkelerde kömür yakıt ve enerji kaynağı olarak kullanılmıyor. Ama bizde termik santraller kuruluyor" dedi.

Dünyada 7 milyon, ülkemizde ise 28 bin kişinin hava kirliliğinin neden olduğu hastalıklardan öldüğünü belirten Türk Toraks Derneği Hava Kirliliği Görev Grubu Başkanı Prof. Dr. Haluk Çalışır, Türkiye'de hava kirliliği kaynaklı ölümlerin trafik kazalarından 5- 6 kat daha fazla bir sayıya denk geldiğini söyledi. Ev içi ve dışarı olmak üzere iki farklı hava kirliliğine dikkati çeken Prof. Dr. Haluk Çalışır, soba, tandır gibi ısınma araçlarında kullanılan kömür, odun, tezek gibi yakıtların ev içinde özellikle kadınları ve çocukları etkilediğini, hatta anne karnındaki çocukta otizm tehlikesi oluşturduğunu, kadınlarda koah, astım, akciğer kanserine neden olduğunu kaydetti. Türkiye'nin yüzde 57'sinin soba kullandığını da belirten Prof. Dr. Çalışır, dış ortam hava kirliliğinin de trafik, katı yakıt, kömürlü termik santralleri oldukça önemli nedenler olarak sıraladı.

80 YENİ TERMİK SANTRAL 100 BİN ERKEN ÖLÜM DEMEKTİR

Türkiye'de 80 yeni kömürlü termik santral planlandığını ve bundan oldukça kaygılandıklarını kaydeden Prof. Dr. Çalışır, şöyle konuştu:

"Çanakkale'de yapılacak bir termik santralin oluşturacağı hava kirliliği İstanbul'a ulaşır ve önemli hastalıklara yol açabilir. Bu anlamda oldukça kaygılıyız. Artan kentleşme trafik sorununu ortaya çıkarmakta, ormanların azalmasına neden olmakta ve hava kirliliğini ortadan kaldıracak etkenler de azalmaktadır. Yeni santrallerin kurulması 100 bin erken ölüm demektir. Bunların bilimsel çalışmaları yapıldı."

ÇÖZÜM: YENİLENEBİLİR ENERJİ

Prof. Çalışır, çözümün yenilenebilir enerjide olduğunu, Almanya'nın artık bu yola yöneldiğini kaydederek şöyle dedi:

Türkiye enerjisiz mi kalsın, elektrik kesintilerini mi yaşasın, bunun çözümü nükleer enerji değildir. Yenilenebilir enerji kaynaklarıdır. Milletin gidip geri döndüğü yola biz yeni giriyoruz. Gerekirse karanlıkta kalalım ama soluyacak havaya ihtiyacımız var. Çünkü hayat nefes almakla yaşanıyor."

SOMA'DA KURTULAN MADENCİLER İZLENİYOR

TTD, 301 madencinin hayatını kaybettiği faciada kurtulan maden işçilerinin sağlık durumlarına ilişkin de bir proje yürütüyor. Soma'daki faciadan 100 kadar madencinin canlı kurtulduğunu kaydeden TTD Çevresel ve Mesleki Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Peri Atak, bu işçilere Soma Devlet Hastanesi'nde hangi tetkikler yapıldığının ve sonuçlarının irdelendiğini kaydetti. Faciaya uğramış işçilerin sağlık seyirlerinin gözlendiğini belirten Prof. Dr. Peri Arbak, karbonmonoksit zehirlenmesinin etkilerinin belirleneceğini dile getirdi.

SOMA VE BİRÇOK İLDE EĞİTİM

Soma'daki facianın bir gerçeği gözler önüne serdiğini de belirten Prof. Dr. Arbak, şunları söyledi:

"Bir göçük ya da grizu patlaması olduğunda, kitlesel karbonmonoksit zehirlenmesi olduğunda aslında bizim de yeterince organizasyonel hazırlık içinde olmadığımızı Soma'da fark ettik. Bunun üzerine kendimize iğneyi batırarak hemen eğitim programı dizisi hazırladık. Bu dizide işçilerin bozuk çıkan maskeleri, maske kullanımının yeterince bilinmemesi nedeniyle çok canın kaybedilmesi ya da işçilerin acil sağlık eğitimini yeterince alamadığı için kaçarken yığılmaları, boğulma tehlikesi geçirmeleri, bunların hepsini çözecek işyeri uzmanları, göğüs uzmanları, maden mühendisleri, işçi sendikalarına eğitim verecek şekildeki eğitim programının ilkini Manisa'da, ikincisini Zonguldak, üçüncüsünü de Muğla'da gerçekleştirdik. Adana, Diyarbakır, Şırnak, Bursa ve Eskişehir'de gerçekleştireceğiz."

Kongrenin otelde yapılan basın toplantısında konuşan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Zeki Kılıçarslan, İstanbul ve büyük kentlerde Suriyeli göçmenler nedeniyle ortaya çıkan büyük bir soruna dikkati çekti. Türkiye'de göçmenlerin eski Sovyet cumhuriyetleri ve Afrika ağırlıklı iken son yıllarda Suriyelilerin birinci sırayı aldığını belirten Prof. Dr. Zeki Kılıçaslan, bu insanlara insani yardım yapılmasını desteklediklerini ancak Suriye 'den göçle birlikte Türkiye'de özellikle de büyük kentlerde verem hastalığının arttığını kaydetti.

VEREMLİ SAYISI SON 30 YILDA İLK DEFA ARTTI

Kamplar dışında büyük kentlerde çok kötü koşullarda yaşayanlarda bu hastalığın patladığını belirten Prof. Dr. Kılıçaslan, şöyle konuştu: “Bunlar çok kötü koşullar altında yaşıyorlar. Kötü koşullarda yaşayan insanların verem olma ihtimali daha yüksek ve Türkiye'de ise İstanbul başta olmak üzere yeni bir durum ortaya çıkarttı. Son 30 yılda ilk defa İstanbul'da veremli hasta sayısı arttı. Halbuki son 30 yılda sayı olarak her geçen yıl azalıyordu. İstanbul'da hastalarımızın içinde yabancıların oranı yüzde 0,5'ten yüzde 8,7'ye çıktı. Bu son yılda artıştaki birinci neden Suriyeli göçmenler oldu. Göçmenlerin Türkiye'ye gelmesi bir politikadır, bunu insani nedenlerle destekliyoruz ama burada sosyo- ekonomik ve sağlık açısından özel önlemler alınması gerekir. Eğer bunları alamazsak bu insanları hem kendileri hem de o insanlarla temasta bulunan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları aynı şekilde risk altına giriyor."


GRİP AŞISININ KORUMA ORANI YÜZDE 15'E DÜŞTÜ'
Türk Toraks Derneği Yön. Kur. Üyesi Prof. Dr. Oğuz Kılınç da, "gripte son 5 sezonda gözlenen önemli bir farklılık ülkemizde grip sezonunun daha geç başladığıdır" diyerek şu bilgileri verdi:

"Önceden Kasım-Aralık ayında salgınlar başlarken artık Ocak-Şubat aylarına kaydı. Bu nedenle grip sezonu Nisan ayı sonuna dek sürmeye başladı. Grip aşısı 10 hastadan 6'sını koruyor. Bu sene bu oran yüzde 15'e düştü. Grip aşıları her yıl en çok gribe neden olan virüslerde oluşturulur. Bu nedenle her yıl yeni aşı hazırlanır. Bu yılki aşı domuz gribi olarak adlandırılan H1N1 virüsünü içeriyordu. Ancak grip virüsleri de sürekli mutasyon geçirmektedir. Bu yılın aşısında domuz gribi için değil ama H3N2 virüsü için korumada sorunlar olabileceği belirtilmiştir."

TORAKS HER GÜN BİLGİLENDİRİYOR
Türk Toraks Derneği'nin "Hayat nefesle başlar" sloganıyla açtığı bir Facebok sayfası bulunuyor. Ayrıca derneğin web sayfası da artık bir halk sayfası olarak yayına devam ediyor. Vatandaşları merak ettiği konularda aydınlatmayı amaçlayan http://www.toraks.org.tr'de güncel konular hakkında sürekli güncel paylaşımlarda bulunuluyor.

(Cumhuriyet)
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.