Zileli’nin Kurtuluş(!) Reçetesi Üzerine

Zileli’nin Kurtuluş(!) Reçetesi Üzerine

 Zileli’nin İyi Niyeti
Ümit Zileli 3 Ocak’ta Odatv’de yayınlanan yazısında “AKP’yi sandıkta devirmenin formülünü” anlattı(!) Açıkça söylemek gerekirse, yazının başlığını gördüğümde “Sakın düşündüğüm şeyleri yazmamış olsun” diyerek bir tür evhama kapıldım. Yazıyı okuyup bitirdiğimde ise kuşkularımın evhamdan kaynaklı olmadığı ortaya çıktı. Ne yazık ki yazıyla ilgili kuşkularım gerçekti. Deyim yerindeyse Zileli’yi okurken, bugün için ziyadesiyle demode olmuş, 2007’den beri söylenen “Birleşin” şarkısını yeniden dinlemiş oldum.
Hiç şüphesiz Zileli iyi niyetli ve kendince bir öneriler silsilesi sunuyor. Ancak içinden geçtiğimiz güncel-politik süreç, “niyetlerin” dışına çıkıp gerçekçi olmak gerektiğini mütamadiyen önümüze koymuyor mu?
Feci yarınlar bizi bekliyorsa, zamanımız da darsa daha gerçekçi konuşmamız gerekmiyor mu?
Önerdiğiniz program ile o programı uygulayacak politik öznenin birbirine uyuşması gerekmiyor mu?
Kısacası; kiminle ve hangi temelde cephe kuracağız ya da birleşeceğiz?
Gelin şimdi yönelttiğimiz sorulara Zileli’ni yazısından cevap arayalım.

Tarih ve Analoji
Geçmişte dünyanın diğer coğrafyalarında, faşist diktatörlüklere karşı kurulan birleşik cephe deneyimleri elbette önemlidir. O deneyimlerden Türkiye devrimcilerinin çıkardığı ve çıkaracağı ziyadesiyle ders vardır. Ancak burada kurulacak cephenin; temel bileşenini ve başat gücünü tespit etmek, başarı için belirleyicidir. İspanya, Almanya, İtalya, Bulgaristan, Şili ve Fransa deneyimlerinin tamamını ele alın, bu deneyimlerin başarılı ya da başarısız sonuçları ‘hangi ilkelerde birleşeceğiz’ ve ‘hangi öncü güç etrafında birleşeceğiz’ sorularına verilen yanıtlarda gizlidir.
Zileli’nin fikrini temellendirmek için tarihi olaylar arasındaki benzerlikler kurma yöntemine analoji deniyor. Bitabi analoji bilimsel bir saptama için yeterli değildir. Ekseriye, analojiyle teorik olarak istediğiniz sonuca ulaşabilirsiniz. Ama pratik sonuçlar çıkarırsanız yanılırsınız.
Zileli’nin yazısından çıkardığımız sonuç ise:”Cephenin öncüsü CHP’dir. Haliyle cepheyi CHP kurmalıdır.”
Aslında yazımızı burada bitirebiliriz. Zira, 2007 Cumhuriyet mitinglerinden beri, AKP ismiyle zuhur etmiş ve vücut bulmuş Amerikancı-gerici rejime karşı birleşik bir cephe kurulamamasının yegane sorumlusu CHP’dir!



“Yeni Türkiye” ve Onun Muhalefeti
“Yeni Türkiye” dedikleri; 1945 sonrası başlayan, 12 Mart 1971’le süren, 12 Eylül 1980’de “tarihi hamlesini” yapan ve günümüzde “nirvana”ya ulaşan Amerikancı-gerici rejimin ta kendisidir. Emperyalist-kapitalist düzen açısından CHP, uzunca bir süre toplumun ileri-devrimci kesimlerinin enerjisini “havuzlama” ya da “gaz alma” aracı olarak değerlendirildi.
Kılıçdaroğlu ile birlikte peydahlanan Y-CHP ise CHP’de yarım asırdır süren, CHP’nin mahiyetinden ve varlık nedeninden uzaklaştıran dejenerasyon ve deformasyon “evriminin” tamamlanmasıdır. Y-CHP, CHP’nin kurucu iradesine karşı mevzilenmiştir.
Y-CHP; laisizme düşmandır. Düşmanlığı eylemleri ve söylemleri ve “yeni” yöneticileriyle sabittir.
Ekmelcidir. Fethullahçıdır. Türbancıdır. Rennan Pekünlü’nün mahpus olması Y-CHP telakkisine göre normaldir ve olması gerekendir.
Y-CHP; emperyalizme karşı değildir. Milli bağımsızlığı savunmaz, bilakis TR705’leriyle ülkemizin birliğinin karşısındadır.
Kemal Dervişçidir. Seyyit Rızacıdır. Brükselcidir.

Bayat Öneriler, Düzen İçi Formüller
Zileli, AKP karşısında acil kurulması gereken ittifakı ya da cepheyi CHP ‘ye havale ettiği an, iyi niyet ve çareyi işaret eden önerilerinin tümü boşa çıkıyor. Zira; birinci neden, CHP’nin eline 2007-Cumhuriyet Mitingleri- yılından beri sayısız fırsat geçti ama CHP bu fırsatlara, AKP’ye daha fazla benzeşerek- Türbana rozet, Tarikatlar sivil toplum kuruluşudur, Dersim, Açılıma destek, Ekmelettin vb.- ve Amerikancı-gerici düzene daha da fazla uyum sağlayarak yanıt verdi.
CHP, 2013 Haziran-Temmuz Ayaklanmalarından korktu; eylemlerin başlangıcını hatırlayacak olursak, Kılıçdaroğlu halka itidal çağrısı yaptı. Nitekim, Haziran’da ayağa kalkan milyonlar meclis içi politik seçeneklerin halkın derdine merhem olamamasından dolayı sokaklara dökülmüştü. Halk hareketinden korkan CHP, hareketin sönümlenmeye başlamasıyla “hareketin yarattığı birikimi nasıl havuzlarım”ın derdine düştü. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, toplumun en ileri kesimlerinin sandığa gitmesini engelleyen ve umuda kapılmış milyonlarda hayal kırıklığına yol açan Ekmelettin İhsanoğlu’nu aday gösterdi.
Sıraladığımız bu eleştirilerin yanı sıra CHP, epeyce uzun zaman önce toplumun gözünde kurtuluş umudu olmaktan çıktı. CHP, toplumun ileri kesimlerinin “mecburen” oy verdiği bir partiden başka bir şey değildir.

Özne-Politik Program Uyuşmazlığı
Zileli yazısının sonunda meselenin bam teline basıyor “bu cepheye temel bir program” gerek diyerek şu programı açıklıyor:
“1-Bu ittifakın oluşturacağı iktidar, ülkenin bölünme sürecine dur diyecek, Kürt sorunu tüm yurttaşların katılacağı, tüm milliyetlerin onuru gözetilerek barış ve kardeşlik temelinde çözülecektir.
2-Yolsuzluk ve hırsızlıklar sonuna dek takip edilecek, yasadışı servetler Hazine’ye aktarılacak, sorumlular en ağır şekilde cezalandırılacaktır. “Nereden buldun?” yasası, akraba- eş-dost dahil olmak üzere geniş tutulacaktır.
3-Derhal üretim ekonomisine geçilecek, tarım-turizm-tekstil gibi ülkenin motor gücü olabilecek sanayiler teşvik ve destekle ayağa kaldırılacaktır.
4- Ahlak dışı metotlarla özelleştirildiği saptanan tüm milli servetler özüne kavuşturulacaktır.
5- Milli eğitim bütünüyle yeniden ele alınacak, çocukların ve gençlerin dinsel istismarı ve gerici tüm programlar iptal edilecektir.
6- Kuvvetler ayrılığı ilkesi tüm anayasal güvencesiyle yeniden hayata geçirilecek, Yargı bir daha geri dönülmemecesine bağımsız yapıya kavuşturulacaktır.”

Önerilen bu programın sonuna kadar arkasındayız ve altına imza atacak milyonlarca da kişi tanıyoruz.
Başından beri döne döne anlatmaya çalıştığımız şey önerilen programla, programı uygulayacak politik öznenin zıtlığıdır!
Açık konuşalım. Lütfen söyleyin, Y-CHP yönetimi bu programın birinci maddesini Sezgin Tanrıkulu ile mi uygulayacak?
Üçüncü maddeyi Kemal Derviş’le mi uygulayacak?
CHP’den ne zaman özelleştirme karşıtı bir söylem ya da eylem işittiniz?
Tekel’de, Petkim’de, Seydişehir’de ve Yatağan’da neredeydi CHP?
Milli-laik eğitim meselesini de Hocaefendi’yle mi çözecek?

Ne olursunuz, bu halka birazcık da olsa iyilik yapmak istiyorsanız CHP demeyin artık!
Susun ama CHP demeyin! Siz kurtarıcı diye halka CHP’yi salık verdiğiniz sürece doğacak olan yeni çözümleri de alnının çatısından vurmuş oluyorsunuz.
Siz bilmiyor musunuz önerdiğiniz programla Y-CHP yönetiminin alakasız hatta karşı karşıya olduğunu ?
Siz bilmiyor musunuz bugüne kadar CHP’ye malum cephe önerisinin defalarca sunulduğunu?
Bildiğinize adımız gibi eminiz…



Kerem Yıldırım
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.