banner863

Hayali sermaye, fakirliğin küreselleşmesi ve likidite sıkışıklığı


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

09 Mart 2016, 12:43

Uygulamada olan finans sisteminin, en can alıcı aracının, hayali sermaye olduğu ekonomi ile uğraşanların malumudur.

Hayali sermayeyi bilmesek, anlamasak bile sonuçlarını yaşıyoruz.

Önce, dünya bankerleri dünya ekonomisi ile ilgili ne diyorlar ona bakalım.

Bankerler, merkez bankalarının artık ulusal pazarlarını(piyasalarını) denetleyemediklerini ifade ediyorlar. Yani küçük ve orta ölçekli ulus devletlerde, merkez bankaları piyasadaki para miktarı, döviz miktarı gibi ürün ve hizmetin karşılığı olan para piyasasını denetleyemediğini ifade etmek istiyorlar.

Hem gelişmiş ülkelerde, hem de gelişmekte olan ülkelerde, büyüme hedefleri gerçekleşmiyor. Hatta çok yerde küçülmeler oluyor.

Bank of England’ın başkanı, yaşanan ekonomik durumu felaket olarak nitelendiriyor. Ve diyor ki, ne olduğunu anlayamıyoruz ki, ne yapacağımızı bilelim.

Küreselleşen fakirlik büyük sermayeyi endişelendiriyor. Küreselleşen fakirlik dünyayı yeniden yapılandıracak gibi görünüyor.

Chossudovsky’nin dediği gibi, dünya zenginlerin temel araçlarından olan, Dünya Bankası ve IMF dünyayı fakirleştirmeye devam ediyor.

Denetim altında olmayan çokuluslu şirketler, dünya ekonomi ve siyasetini ellerinde tutuyorlar.

Toplumsal emeğin yarattığı toplumsal servet, adil dağıtılmadıkça, dünya dengeleri yerli yerine oturmayacak gibi görünüyor.

Hayali sermaye tam da bu süreçte nelere kadir onu gösteriyor.

Ekonomi biliminin esas almadığı, ancak belki de, kapitalist ekonominin esasını belirleyen etmenler aşağıda sayabildiklerim olsa gerek.

Bu etmenleri sıralarsak; hayali sermaye, tekelleşme, piyasayı ele geçirme, gizli anlaşmalarla fiyat belirleme, saadet zincirleri, soygunculuk, dolandırıcılık, rüşvet, tefecilik, piyasalarda bir dizi kuşkulu karanlık pratikler…

Bunların hiçbirisi ekonomi kitaplarında yoktur. Yoktur ama yaşadığımız ekonominin temel etkinlikleri olarak hayatta vardır.

Artık esas ekonomik faaliyetlerin araçlarından olan hayali sermayeye gelebiliriz.

Bankalarda munzam karşılık oranları %10’dur.

Küreselleşme ile birlikte, bankalar bir birlerine borç verebilmektedir.

Bir bankanın diğer bir bankaya 1000TL borç verdiğini düşünelim. Bu banka da, %10 karşılık koyarak, bir başka bankaya 900 TL borç vermiş olsun. Bu son banka da, 810 TL borç verebilecektir.
Böylece, 1000 TL’lik paradan 2710 TL bir kredi ortaya çıkacaktır. Bir başka açıdan bakıldığında, 1710 TL gerçekte hiç yoktur.

Hayali sermaye budur.

Herkes kendi kredi borcunu ödediği sürece, hayali sermaye sanki gerçek sermaye gibi işlev görür.

Kredi borçluları  zincirinde, birisi kredi borcunu ödemediğinde, ortaya likidite sorunu çıkacaktır. Yukarıda anlatmaya çalıştığım 1710 TL ortada olmadığından para yokmuş gibi bir durum ortaya çıkacaktır.

Hani Amerika ayda 85 milyar dolar para basıp bankalara veriyordu.(2009-2013) Buna rağmen likidite sıkışıklığından söz ediliyordu ya…

Şimdi dünyada istemediğiniz kadar dolar (para)  var. Ama dünyadaki likidite sıkışıklığı hat safhada. Yani kredi alanlar borçlarını ödeyememektedir. Kredi verenler de bu kredilerden elde edecekleri geliri sağlayamamaktadır.

Dolayısıyla, dünya, en çok borçlu olanların üzerine çökecektir. Borçlu ulus devletler çok uluslu şirketlerin daha fazla kölesi olacaktır.

Bülent Esinoğlu 
[email protected]

ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.