banner863

Herkes görevinin başına


Barış Tınay

Barış Tınay

06 Kasım 2015, 11:10

 Toplum ve siyaset, birbirinden ayrı olarak değerlendirilebilecek unsurlar değildir. Yani biraz açmak istersek siyasi düzen, toplumsal yapının bir fonksiyonudur. AKP, PKK ve cemaate yönelik mücadelesine toplumsal bir meşruiyet yaratmıştır. Bu meşruiyet de AKP'ye tek başına iktidarın ve iktidarla birlikte başkanlık sistemi tartışmalarının da kapılarını ardına kadar açmıştır.

Seçim sonuçları, bir kez daha göstermiştir ki; Türkiye'de çok ciddi bir muhalefet sorunu bulunmaktadır. Öngörüsüzlük ve örgütsüzlük, siyasetsizlik ile birleşince; AKP, iktidarını her şeye rağmen sürdürebilmektedir. 7 Haziran sonrası yaratılan olağanüstü güvenlik koşullarında; cemaate kalkan olmak ve PKK'ya yönelik pasif bir tutum sergilemek, muhalefetin terör ile mücadeleyi AKP'nin tekeline bırakmasına yol açmıştır. İşte başarının da başarısızlığın da asıl sebebi burada yatmaktadır.

Şiddet olaylarının, terör saldırılarının ve savaş tehdidinin yoğun olduğu, olağanüstü şartların yaşandığı dönemlerde, halkın önemli bir çoğunluğu güçlü bir iktidar arzular. Çünkü temel sorun artık güvenliktir; özgürlük, demokrasi ve ekonomi ikincil konumdadır. Bu siyaset biliminde bilinen ve pratikte tecrübe ile de oldukça sabitlenmiş bir olgudur. 1 Kasım seçim sonuçları da işte bu tecrübenin bir yansımasıdır. Terör korkusu altında yaşayan geniş kesimler, kurtarıcı olarak en güçlü gördüğü partiye, yani AKP'ye sarılmıştır. Muhalefetin anlayamadığı ve de anlayamayacağı gerçek budur.

Mücadele Yine, Yeniden, Daha Büyük Sorumlulukla ve Daha Örgütlü Bir Şekilde Başlıyor...

Muhalefetteki partilerin, bu meclis aritmetiğinde meclis içerisinde bir başarı elde etmesi mümkün gözükmemektedir. Bizlerin artık yegane görevi, meclis dışarısındaki muhalefeti örgütlemektir. Sistem diye dayatılan bu sistemsizlik içerisinde debelenmekten vazgeçmeliyiz. Halktan başka gidecek, dayanacak bir gücümüz yok. Zaman daralıyor ve kaybedecek vaktimiz, inanın hiç yok.

İki yüz yıllık aydınlanma ve hürriyet kavgamızda ihanetler gördük, sürgünler yedik, zindanlara atıldık, idam sehpalarında can verdik, sövüldük, dövüldük, vurulduk... Buna karşın hiçbir dönem umudumuzu yitirmedik. Hiçbir zaman böyle bir lükse de sahip olmadık. Bir devrimcinin umudunu yitirmesi demek; davasından vazgeçmesi, dava arkadaşlarına sırt çevirmesi demektir.

Biz, bu değiliz; hiçbir zaman da olmadık.

Belgrad ormanlarında beş kişi ile istibdada karşı direnişin ateşini yakan Namık Kemal'in inancını, Anadolu halkına güvenip yola çıkan Mustafa Kemal'in devrimci iyimserliğini yüreğimizde hissetmek zorundayız.

Mücadele yine, yeniden, daha büyük sorumlulukla ve daha örgütlü bir şekilde başlıyor.

Herkes görevinin başına!



Barış Tınay
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.