Hizbullah’da var, Başbakan’da yok


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

08 Haziran 2014, 18:08

 Hüda-Par… Açılımı Hür Dava Partisi… Hizbullah’ın siyasi kanadı olduğu herkesin bildiği bir gerçek. Kendileri de bunu saklamıyor. Bundan birkaç gün önce Diyarbakır-Dicle’deki yöneticileri PKK tarafından kaçırıldı. Parti yöneticilerinin PKK’ya, “arkadaşlarının derhal salıverilmemesi durumunda bunu bir savaş nedeni sayacaklarını” ilettikleri çeşitli medya organlarında yer buldu. Sonuç: PKK derhal Hüda-Par yöneticisini teslim etti…

Bir de Uzman Çavuşumuz kaçırıldı. Yine Diyarbakır’da… Güpegündüz… PKK’lılar yol kesip kontrol yaptılar ve tanıkların ifadesine göre hemen yakınlardaki askeri birliklere rağmen bir uzman çavuşu kaçırdılar. Genelkurmay meseleyi internetten duyurdu: “Personelimizi kaçırdılar…” Daha ne yapsın canım. Bakan Hüseyin Çelik çok kızdı ve bir azar çekti: “PKK’nın yaptığı şımarıklık.” Devlet de HDP milletvekillerinin gidip Uzman Çavuş’u alıp getirmesini bekliyor…

İşte Hizbullah’da olup Başbakan’da olmayan bu: İktidar…

BU KADAR DÖNÜŞÜN SONU15-berktay-

Yeni Şafak gazetesinden Nil Güsüm'e konuşan Halil Berktay şunları söyledi:

"Yöntemler üzerinde öyle çok düşündükleri kanısında değilim. AK Parti devrilirse, hükümet çökerse ya da Erdoğan uzaklaşmaya zorlanırsa bunun altından ne çıkar, bunun Türkiye'ye bedeli ne olur; onu da zerrece düşündükleri kanısında değilim. Meşru ve demokratik bir siyaset vicdanı olmayan bir kesim var orada; ben bunlara devirmeci muhalefet diyorum. Eski devrimciliğin artık salt devirmeci hali gibi görüyorum."(2 Haziran)

PSİKOLOJİK HAREKAT BÖYLE YAPILIR

Hep dillerdedir. Ama bakın çok çarpıcı bir örneğini Milliyet’ten aktarayım. Haber ilk sayfanın eteğinde.

Metni şöyle: “İstanbul’da düzenlenen Digital Age Summit 2014’e (Dijital Çağ Zirvesi) katılmak için Türkiye’ye gelen “web psikoloğu” Nathalie Nahai, Milliyet için siyasi partilerin internet siteleriyle topluma hangi mesajları gönderdiklerini analiz etti.” (4 Haziran)

Peki bu hanım kızımız nasıl sonuçlar bulmuş?

15-psikolojikharekat“AKP (onlar Ak Parti Yazıyor): Hareketli bir site genç nüfusu hedef aldığını ortaya koyuyor. Liderin ellerini yukarı kaldırmış resmi ‘durun otorite benim’ demektir.”

CHP: Sitede daha yaşlı bir nesil için hazırlanmış izlenimi veriyor. Ağaç ve 90 yıl vurgusu bir yandan köklü olmayı diğer yandan otoriter eğilimi temsil ediyor.

MHP: Sitede kırmızı renk çok baskın kullanılmış. Lidere çok fazla odaklanılmış sitede.

HDP: Diğer siteler gibi bir ideolojiyi dikte etmiyor. Daha çok ‘halkla beraber, halk için” mesajı veriyor.”(3 Haziran)

Yani… AKP deyince herkesi aklına ilk açılım geliyor. Biraz otoriterlik var ama genç nüfusun desteği var. Güçlü. Bu da demek ki, politikaları doğru. CHP, eskiyi temsil ediyor, bugünün partisi değil. MHP’de şiddeti çağrıştırıyor. HDP ise halkın partisi. HDP demek PKK demek. PKK deyince akla açılım ve AKP geliyor. Bu haberin bilinç altına olumlu göndermeler yapan iki figürü var: AKP ve HDP…

İşte böyle yapılıyor. Biz ağzımızla kötü de söylesek, bazı figürler bilinç altımıza olumlu olarak oturtuluveriyor. Sonra, ağzımız da bilinç altımıza uyuyor.

Milliyet, boş yere Milliyet değil… Marifetleri var…

ÜÇ GÜN BOYUNCA İSRAİL GÜZELLEMESİ

Almanya-Rusya yakınlaşması… Ukrayna sonrası ABD’nin dünya liderliğini ve Karadeniz’deki gücünü kaybetmesi… Derken…15-ucgunboyunca-sabah03.06.2014

AKP, Irak’ın kuzeyindeki kukla yönetimi devlet olarak kabul edip yasa dışı yollardan petrol anlaşması yaptı. Sevkiyatlar da başladı ama ilk gemi bilinmeyen nedenlerle ABD açıklarından geri döndü. Irak yönetiminin sesi yükseldi. AKP’yi ve Barzani’yi suçladı. Barzani “Kürdistan için referandum yaparız” demeye başladı.

Ve… Rasim Ozan Kütahyalı israil güzellemesi yapmaya başladı: Üç gün boyunca İsrail-Türkiye ilişkilerinin kısa tarihini yazdıktan sonra sözü AKP’ye getirdi, Tayyip Erdoğan’ın Anti-Defamation League’den aldığı cesaret ödülünü attı ortaya… Kararlı… Arayı bulacak bir şekilde. (3 Haziran)

Hızını alamadı, ertesi gün de israil’in Mavi Marmara oalyından dolayı özür dilediği yalanını uydurdu. Oysa gayri resmi olarak sadece operasyonel hatalardan dolayı üzgün olduklarını belirtmişlerdi. Müdahalede haklı olduklarından hiç vazgeçmediler. “biraz serttik pardon” dediler. Ama ROK bu… Bir sınırı yok… Ve bütün bu güzellemenin nedeni olarak, dediğine göre Cemaatin işini bitirmek için ABD ile anlaşmışlar, bu yakınlaşma o yüzdenmiş….

Haydi canım sen de…

HAFTANIN KIYAĞI

Başbakan hazretleri merhamet buyurmuşlar: Soma maden işçilerinin SGK prim borçları silinecekmiş…

15-haftaninkiyagiBunu Soma isyanını durdurmak için, işçilere yapılan bir iyileştirme olarak anlatıyorlar.

Fakat işin ilginç yanı SGK prim yükümlülüğü işçiye değil işverene ait. Yani bu borçlar silindiğinde işçisinin SGK primlerini yatırmayan işverene büyük kıyak yapılmış olacak.Bu kanun çıkarılırken işverenin yükümlülüğünün bundan muaf olacağına ilişkin bir düzenleme yapmazlarsa işveren bayram edecek. Çünkü ödemediği prim borçları vatandaşın vergilerinden ödenecek. İşçinin bu işte kazancı ne derseniz… Hani bir atasözü vardır ya, “Allah garibanı sevindireceği vakit, eşşeğini kaybettirir sonra geri buldururmuş…”

SUSKUNLAR

Taha Akyol, Kadir Mısırlıoğlu ve Mustafa Armağan gibi uydurma tarih yazıcıları, yıllardır Mustafa Kemal’e saldırmak için Kazım Karabekir’i kullanıyorlar… Milli mücadeledeki rolünü Atatürk’ün önüne çıkarıp, Karabekir’i kendi uyduruk Osmanlıcılık hayallerinin simgesi yapıyorlar. İzmir suikastı davası ve sonrasındaki ayrışmalarını gerçek dışı masallarla bir Cumhuriyet karşıtlığı yaratmak için kullanıyorlar. O kadar ki, Karabekirİn bie Atatürk için öylediklerini onlar söylüyorlar.

15-suskunlar115-suskunlar215-suskunlar3

Buraya kadar tamam…

İyi de Sırrı Sakık, Kazım Karabekir’in isimlerini Ağrı’dan sileceğini söyleyip, Karabekir’e saldırdığında neden ağızlarından tek kelime çıkamıyor? PKK’ya karşı neden suskunlar? Zor mu geliyor?

HAFTANIN KIŞKIRTMASI

Televizyonun adı, “Ehlisünnet tv…” Elinde mikrofonla Savaş Ay edalarında cübbeli, sarıklı bir muhabir. Ya da mürit mi demeliyim? Nişantaşı Atiye Sokakta… “İşte” diyor, “bunlar, bu göbeklerini açanlar, burunlarını bile göstermekten utanan 15-kiskirtmaOsmanlı kadınlarının torunları. İşte bakın şunlara… Fatih başını kaldırsa, bir daha fetheder İstanbul’u…”

Bunları söylerken, sağlı sollu kafe ve lokantalarda oturan insanlar gösteriliyor. Utancın kaynağı olarak…

Fatih’in adı da değişmiş… Kendilerine uygun şekilde, “Hazreti Fatih Sultan Muhammed Han” olmuş…

Kendisi gibi olmayanlara, sokakta durma hatta yaşam hakkı bile tanımayan bir kafa bu… Türbanın okula sokulmadığı dönemlerde, “bu nefret suçudur”, “aşağılamadır” diye ortalığı inleten omurgasız liboşlar nerede şimdi? Bu açık bir kışkırtma değil mi? Aynı kışkırtma, Fatih’te, Çarşamba’da yapılsa, o muhabirin sonu ne olur?

Türkiye, ne zaman uyanacaksın?

ETYEN’İN HALLERİ

Enver Asever’in programında Ergenekon ve Balyoz davalarının “üretilmiş terör örgütü davaları” olduğunu söyledi…

15-etyen-mahcupyan25 Mayıs 2011: “Ergenekon ağının hedefi, ülkede kargaşa ortamı yaratırken AKP iktidarını itibarsızlaştırmak ve böylece silah gölgesinde rejime bir kez daha el koymaktı.”

11 Ağustos 2013: “Ergenekon davasının iki yönü var. Birincisi hükümete karşı apaçık bir darbe girişiminin varlığı, bu uğurda planların yapılmış, cinayetlerin işlenmiş olduğu gerçeğidir.”

10 Şubat 2013: “Balyoz davası birçok darbe girişimini kuşatan ‘zengin' bir arka plana sahip... Özden Örnek ve Mustafa Balbay günlükleri, Ergenekon organizasyonu, Zirve katliamı, Danıştay saldırısı, Hrant Dink ve Santoro cinayetleri, 2009 yılında bile hâlâ devam eden darbe arayışları, MİT raporları, Genelkurmay açıklaması ve nihayet Genelkurmay'ın elindeki belgelerin içeriği bu arka planın belirgin yapı taşları.”

Daha çok var da fazlasını mideniz kaldırmaz diye yazmıyorum…

HAFTANIN AYIBI

Takvim gazetesi, Türkiye ile Belarus ve Moldova arasında vizelerin karşılıklı olarak kaldırılmasını15-haftaninayibiduyurduğu haberinde, çirkin bir fıkra yayımladı. Gazetenin sürmanşete taşıdığı haberde, Belarus ve Moldova’ya vize kaldırılmasının ardından, Türkiye’de erkeklerin sevinç çığlıkları attığı, kadınların ise karalar bağladığı belirtildi.

“Çok güzel hareket” başlıklı haberin yanında yer verilen skandal fıkra ise şöyle:

“Bir genç, ihtiyar babasına kısmet arar. “Baba, Suriye’den çok sayıda yalnız kadın geldi. Gel seni biriyle baş göz edelim” der. Baba, niyete katılır, adresi beğenmez; “Oğlum,Ukrayna da karışık, biraz bekleyelim...” (3 Haziran)

Bu haber yandaş basının Suriyeli mültecilere bakışını da gözler önüne serdi. Suriyelilerin gelmesini neden bu kadar çok istedikleri ortaya çıktı…

HAFTANIN HAYALİ

Yeni Şafak’ın haber başlığı şöyle: “Türkiye’ye dolar yağacak.”

Niye?

Avrupa Merkez Bankası negatif faize geçmiş. Döviz kuru düşüyormuş. Böylece Türkiye’ye dolar yağacakmış…

15-haftaninhayali

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.