banner863

Hrant Dink'i aslında kim öldürdü? - 2


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

25 Temmuz 2014, 10:20

İstanbul Valiliği’nde, Vali yardımcısı Ergun Güngör’ün odasında Hrant Dink ile görüşen istihbarat görevlileri, görüşme gerekçesi olarak Hrant Dink’in Sabiha Gökçen ile ilgili yazısı nedeniyle Ermeni cemaatine yönelik olası tehditleri göstermişlerdi. Ama rapora göre istihbaratçılar Hrant Dink’in elinde olduğunu sandıkları Sabiha Gökçen ile ilgili bir belgenin peşindeydiler(s.17,18). Burada ilginç bir ayrıntı daha var Ergun Güngör azınlıklarla iligilenen vali yardımcısıydı. Rapor böyle diyor.

İnsan sormadan edemiyor, acaba Hrant Dink’in öldürülmesinin asıl sebebi, birilerinin kendisinde var olduğunu sandığı ve açıklamasından korktuğu bir belge miydi? Konunun Sabiha Gökçen ile bir ilgisi de olmayabilir, bu başka bir belge de olabilir.
Rapor bu görüşmenin cinayetle bir bağlantısını kuramadı(s.192,193).

Hiçbirinin Jandarma Bağlantısı Yoktu

Erhan Tuncel ve diğer sanıkların Jandarma ile kayda değer hiçbir bağlantısı yoktu(s.20).
Erhan Tuncel Cinayetten 2 ay öncesine kadar Trabzon Emniyet İstihbarat Şubesine bağlı bir yardımcı istihbarat elemanıydı(s.22).
İddiaların aksine, Yasin Hayal’in eniştesi Coşkun İğci de Jandarmanın muhbiri değildi ve Jandarma ile bir ilişkisi bulunmuyordu(s.24).

Yasin Hayal İslamcıydı

Yasin Hayal de Erhan Tuncel de BBP-Alperen Ocaklarında tanışmışlardı Erhan Tuncel Ocak Başkanı’ydı.

Sırf Hıristiyan olduğu için daha önce bir papaz Yasin Hayal tarafından darp edilmişti(s.27).

Erhan Tuncel, Yasin Hayal’i Emniyete muhbir olmadan çok önce tanımıştı ve rahibin dövülmesi, havaalanına asılsız bomba ihbarı, arandığı halde rahatlıkla Gürcistan’a geçip gelmesinde hep yakınındaydı(s.32)

Bu eylemlerinin hiçbiri Emniyet kayıtlarına girmedi bunlardan kısa süre sonra da Trabzon’daki Mc Donalds’ı bombaladı(s.33).

Rapora göre bu eylemde de birlikte olma ihtimalleri yüksekti(s.35). Yasin Hayal oradan kazanılan para ile Filistin’de Müslümanların öldürüldüğüne inanıyordu(s.37). Yasin Hayal, yandaşların kamuoyuna pompaladıkları gibi milliyetçi ya da ulusalcı değil, bizzat kendi ifadelerine göre çocukluğundan beri İslami bir yaşam sürmüştü. Çeçenistan’a gidip cihat edebilmek en büyük arzusuydu ve bunun için Gürcistan’a gitmişti(s.36). Emniyet onun hakkında dinleme kararı alırken “selefi-Vehhabi” olduğunu belirtmişti (s.68).

Peki, neden bu isim yıllarca milliyetçilere/ulusalcılara yamanmaya çalışıldı? Hrant’ın “Dostları” neden Atatürkçü isimlerle bağlantı kurmaya çalıştı? Yoksa başka ve daha büyük bir ilişkiler ağının perdelenmesi için böyle mi gerekiyordu?

Rapora göre Alperen Ocakları’nın İçişleri Bakanlığı konusunda mutlaka incelenmesi gerekiyor, çünkü sözü edilen olaylarla ilgili kişilerin burayla bağlantısı var(s.198) Peki, yapıldı mı bu inceleme? Alperen Ocakları ile Fetullah Gülen arasındaki ilişki incelendi mi? Muhsin Yazıcıoğlu’nun da Reha Muhtar’a dediği gibi “bu tarlaları kimin sürdüğü” ortaya konulabildi mi? Hayır!.

Bunların yerine bolca Ergenekon masalları dinledik “Hrant’ın Arkadaşları” denilen o gruplardan…

Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’i Kim Korudu

Cezaevindeyken önce hastaneye arkasından Trabzon’a sevk edildi ve 11 ay sonra da tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı(s.40). Kafeteryayı bombalamıştı ama tutuksuz yargılanıyordu. Kim sağlıyordu ona bu imkânları?

Aynı tarihlerde Trabzon Emniyet Müdürü’nün Ramazan Akyürek ve Erhan Tuncel’in de ona “Ağabey” diyecek kadar yakın olduğunu hatırlatmaya bilmem gerek var mı? Raporu yazanların da dikkatini çekmiş. Erhan Tuncel’in Trabzon Emniyetinde sadece temasta olduğu kişileri, kod adlarıyla bilmesi gerekirken birçoğunu gerçek isimleriyle bildiğini ve Emniyet Müdürlüğü hakkında detaylı bilgiye sahip olduğunu görünce raporu yazan müfettişler de şaşırmıştı (s.59).

Yasin Hayal’in bomba yapımını nereden ve kimden öğrendiği de önemli. Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’i yakın arkadaşları ve aynı olayda tutuklanan Engin Yılmaz’a göre Erhan Tuncel’in bir Zippo çakmağı bile bomba yapabilecek kadar bilgisi var bu konuda(s.42).

Erhan Tuncel’in en yakın ilişki kurduğu polis memuru ise Muhittin Zenit. En önemli olaylar bu ikili arasında geçiyordu. Bombalama olayının en önemli delili, yine bu ikisinin arasında yok oldu. Erhan Tuncel Polis Muhittin Zenit’e verdiğini, diğeri ise Emniyete bıraktığını söylüyordu(s.42). Ama davanın en önemli kanıtı yok olmuştu.

Raporu yazanların kayıp pantolon konusundaki kanaatleri çok çarpıcı, mealen “pantolonun kaybolmasıyla, Yasin Hayal- Erhan Tuncel birlikteliğinin ortaya çıkarılması ihtimali kayboldu” diyorlardı. Emniyet Müdürlüğü- Muhittin Zenit-Erhan Tuncel üçgeninde yok olan pantolonun anlamı buydu(s.55). Oysa Trabzon Emniyeti, Erhan Tuncel’i yardımcı istihbarat elemanı (YİE) yapmasını, “Mc Donalds bombalamasıyla bir ilgisi yoktu” şeklinde savunuyordu(s.44,45,46,47).
Trabzon Emniyetinin Erhan Tuncel ile bağlantısı belli… Erhan Tuncel’in Yasi Hayal ile bağlantısı bu rapora göre YİE olmasından çok önceye dayanıyordu ama işe bakın ki, bu ikilinin Emniyet ile bağlantısını ortaya çıkaracak en önemli kanıt o pantolondu(s.35) ve o da Emniyette ortadan kayboldu. Böylece MC Donalds bombalaması sadece “hassasiyetleri yüksek” mahalle delikanlılarının eylemi olarak kayıtlara geçti…

Ne kadar tuhaf değil mi? Emniyet, bilgi almak için adam tutuyor, sonra o adam bombalama yapıyor, sonra o bombalamanın kanıtları Emniyetin gözünün önünde yok oluyor… Bir kurt masalı gibi ifadeler var raporda. Herkes o pantolonun nasıl kaybolduğunu, “ben filancaya vermiştim”, ya da “ben şuraya koymuştum” diye açıklıyor. Sanki Emniyet Müdürlüğü değil de mahalle bakkalı…



Oktay Yıldırım
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.