Hrant Dink'i aslında kim öldürdü


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

24 Temmuz 2014, 10:23

Sahi kim? Yalnızca tetiği çeken mi? Ya planlayan ve örtbas edenler?

Bugün Sabri Uzun’un anlattıkları Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda birer birer yer alıyor. Ama o rapor hep gizlendi.
Hrant Dink’in Türk aileler tarafından büyütülen Ermeni çocukları konusunda araştırmalar yaptığı biliniyordu. Hrant Dink ile valilikte yapılan görüşmenin nedeni aslında kendisinde olmayan ama olduğu zannedilen bir belgeydi. Görüşmeye katılanlar da azınlıklarla ilgili görevlilerdi. Acaba Hrant Dink’te böyle bir belgenin olduğu dedikoduları maksatlı mı yayılmıştı?
Erhan Tuncel ile polis arasındaki ilişki müfettişleri çok şaşırtmıştı ve muhbir olarak çalışan Erhan Tuncel ile polis arasındaki ilişkinin nasıl bittiğini bir türlü anlayamıyorlardı. Tutanaklarda yazılana ise inanmıyorlardı. Ortada kaybolan deliller, silinen telefon kayıtları vardı…
Müfettişler, Yasin Hayal ile hem Erhan Tuncel’in hem de başka bazı polis muhbirlerinin irtibatını tespit etmişlerdi. Ve kamuoyuna sürekli “milliyetçi” diye pompalanan Yasin Hayal, polis tarafından Selefi-Vehhabi olarak fişlenmiş ve bu gerekçeyle dinlemeye alınmıştı.
Ama…

Kamuoyu bunları bilmiyordu.

Yıllarca ortalık bir toz bulutuyla kaplandı. Onu milliyetçiler öldürmüştü, Ergenekoncular işin azmettircisiydi hatta gerekli zemini de onlar hazırlamışlardı.

En sıcak bilgileri Hrant’ın Arkadaşları denilen grup veriyordu, onlara göre bu dava Ergenekon ile birleştirilmeliydi. Nedim Şener, yazdığı kitapta cinayetin arkasındaki emniyet istihbarat izlerini belgeleriyle ortaya koyduğu halde, bu tespitinin tam tersi bir şey daha söylüyordu: “Dava Ergenekon ile birleştirilmeli.” Bu sanki bir zorunluluktu, yerine getirilmesi için emirler verilmiş bir görevdi, bir modaydı… Herkes ne kadar liberal ve bilgili olduğunu kanıtlamak için Hrant’ı öldürenlerin arkasında Ergenekon olduğunu söylemek zorundaydı.

Ne vardı da bunu söylüyorlardı? Mesela Ergenekon sanıklarından biri ile Erhan Tuncel arasın da bir bağlantı mı vardı? Ya da Yasin Hayal ve tetiği çeken Ogün Samast ile… Erhan Tuncel Emniyet İstihbarat Daire Başkanı’na Ağabey diyecek kadar yakındı ama Ergenekon sanıkları içinde var mıydı bir ağabeyi?

Olmasa da olurdu. Nasıl olsa olağan şüpheliydi onlar, içlerinden bazıları Hrant Dink hakkında dava açmamış mıydı? Mahkemeye gelip davaya müdahil olmak istememişler miydi? Hepsi Atatürkçüydü üstelik. Statükoyu savunuyorlardı yani. Daha ne olsundu…
Böylece cinayeti işletenlerin patikada bıraktığı izler el birliği ile silindi. Yeni izler bırakılmaya çalışıldı. Yapay izler… İşin ucu mutlaka bir tarafından askere de uzatılmalıydı.

Oysa cinayete adı karışan herkesin bir şekilde BBP- Alperen Ocakları ile bağlantısı vardı. Aynı zamanda polis ile de bağlantılıydılar. Bunlar biliniyordu. Toz bulutunun içinde ört-bas edildi.

Sabri Uzun Operasyonu Anlattı

Evet, resmen bir operasyondu. Bunu biz söylemiyoruz, Eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun söylüyor. Bakın önce onu özetleyelim:

‘Hrant Dink öldürülecek’ raporunu benden gizledikleri gibi İstanbul’dan da gizlediler. Raporu Trabzon’dan gönderen kişi Ramazan Akyürek’tir. Raporu bizden saklayan birim İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü’dür. O zaman C Şube Müdürü de Ali Fuat Yılmazer’dir. Bu rapor bana sunulmadı. Rapor hakkında hiçbir bilgi verilmedi. Bunun Anayasa dışı bir güç merkezinin, şûranın işi olduğunu herkes biliyor. Esas itibarıyla devlet içerisindeki yapılanma amacına ulaşmak ve yetkili makamları inandırmak için önce altyapıyı hazırladı, devlet kurumlarında kendilerinden olmayan kişileri tasfiye ettirdi. Daha sonra da yetkili kurumlarını, MGK’yı, Başbakanlığı, yüksek yargıyı, Cumhurbaşkanı’nı, ulusalcı bir yapılanma olduğunu ve bu ulusalcı yapılanmanın anayasal kurumlara karşı çete eylemlerine başvurduklarına inandırmak için bir taraftan bazı eylemleri gerçekleştirecek kişilere yol verdiler. Eylemlerin olmasını önlemediler. Toplumu, kurumları inandırdılar. Amaçladıkları operasyonları gerçekleştirdiler. Bu Hrant Dink olayı da bu olaylardan biridir. Hatta başlangıcıdır. Tabiri caizse bir üzüm salkımının sapıdır. Diğer operasyonlar bu sapa bağlı tanelerdir. Dink cinayeti diğer operasyonlar ve soruşturmalar için fünye görevi görecekti. Bu fünyeye bağlı patlayıcılar ise Ergenekon, Balyoz, Odatv, Fuhuş ve Casusluk, Amirallere Suikast, Şike, 28 Şubat operasyonlarıdır…”

Demek ki neymiş kardeşim, bu iş, tetiğin çekilmesinden izlerin kapatılmasına ve sonrasında yeni suçlamaların yapılmasına kadar organize bir operasyonmuş… Vaktiyle… Hrant Dink’in ölümünden bir gün sonra bu cinayetin böyle sonuçları olacağını yazmıştım: “Hrant Dink Öldürüldü Ama Kim veya ne Ölecek.” Hala internette dolaşımda, bakabilirsiniz.

Peki, bütün bu iddiaların odağındaki Ali Fuat Yılmazer buna ne cevap verdi: kendisinin o sırada yurt dışı görevinde olduğunu söyledi ve o da bir suçlu gösterdi “O evrakın İstihbarat Daire Başkanlığında işlem gördüğü sırada Sabri Uzun'un yerine Daire Başkanlığına vekâlet eden kişi Necmettin Emre'dir. Bu kişi şimdi Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı. Yani hükümetin paralelci cadı avındaki tetikçi müfettişlerin başıdır…”

Haydi bakalım…

Ama bu kadar kolay değil, ortada bir rapor var…

Aslında Her şey Bir Raporda Yazıyor
Rakel Dink’in mektuplu başvurusu( 25.04.2007) üzerine Başbakan’ın bizzat onayıyla üç başmüfettiş tarafından hazırlandı. 10 Ekim 2008 tarihli.

Daha önce İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu tarafından hazırlanan raporlar incelendi, herkesin ifadeleri alındı, bütün kayıtlar incelendi ve bütün kusurlar tespit edildi. Yapılan yargılamada en önemli belge oydu.

Yargılamalar boyunca, yandaş medya ve kendilerine Hrant’ın arkadaşları diyen grup Ergenekon çığlıkları atarken biliniyordu. Ama bu raporda yazılı olanlar kimsenin işine gelmediği için hiç gündeme getirilmedi. Mahkemenin dosyaları arasında kaldı. Bakın neler var o raporda…


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.