banner863

İhtiyarı nasıl bilirdiniz?


Levent Kırca

Levent Kırca

01 Haziran 2014, 09:25

İki nesil bizimle büyümüş, üçüncüsü ucundan yakalamış belki. Askeri, orduyu, polisi ilk biz işlemişiz. İktidarda ve muhalefette, yani her dönem ülkede ne kadar aksaklık, yanlışlık varsa anlatmışız. Atladığımız konu kalmamış. Bunu görevci mizahla harmanlamış, dibine kadar kullanmışız. Korkmadan, bıkmadan.
Kalenin taşı düşmemiş.. 22 yıl; neler gelmiş, neler geçmiş...

O zamanlar düşünceyi yasak sanmışız. Özgürlüklerimiz sınırlı sanmışız. Sansür had safhada sanmışız. Bir gün programımızdaki bir skeçten kanal tüm gün durdurulmuş. Sansüre karşı açlık grevi yapmışız. Sonra kanallardaki tüm programlar ve ekmek yiyenlere değil, sadece programlara ceza verilmeye başlanmış. Şimdi söylüyorlar, “Kırca o zaman da başkaldırmıştı...’’ diye.

Bunca zaman çizgimizde ne değişti?

Sonra muhterem geldi. 10 yılda mucizeler yarattı. Düşünmeden önce ne düşüneceğini biliyor, seni taslaklarından alıyordu. Kafasındaki sıralamayla gidiyordu. Kadrolaşmalar, medya, Ergenekon, yandaşlaşırmalar, ihaleler, açılımlar, teröristle pazarlık, yıkılan heykeller, yasaklanan bayramlar, kapatılan bale ve operalar, sökülen T.C.’ler..

Program yasaklanınca tiyatro yapmaya devam ettik. Devlet ve Şehir Tiyatroları da işlevlerini yitirince ve daha da acısı, isyan edenlerin ömür boyu maaş garantisiyle susmasıyla, geriye şimdilik duran özel tiyatro koluyla bildiğimizden, yolumuzdan vazgeçmedik. Bu özel tiyatroyu sadece “özel”de bırakmadık, görevci, eğitici, rehabilite edici sıfatlarını da ekledik. Yine ülkeyi halka anlattık.

Kalenin taşı düşmedi

Direnenler vardı. Bizim gibi kovulanlar, programları yayından kaldırılanlar, köşesinden kovulanlar..

İki-üç televizyon ve 3-5 gazete yırtınıyordu. Bu dönemde canları pahasına tüm gerçekleri belgeleriyle ortaya koyuyorlardı. Kaynakları kesildi, cezalar verildi. Yılmadılar. Hâlâ yazıyorlar. Gerçekleri yazmak için “şereflerini canlarının önünde’’ tutuyorlar. 90’ların başında söylüyordu Mumcular, Nesinler... Bayrağı onlar devraldılar.

Oğlum bana, şu anda rahat rahat konuştuğumu, fakat sıranın sanatçılara geldiğinde Tayyip amcasının ilk bana çemkireceğini söylemişti. Oğlum çemkirme konusunda yanılmadı ama sıra sanatçılara geldiğinde ilk sıraya girme şerefine nail olamadım. Usta ilk çemkirisini “Defol git, seni burda istemiyoruz’’ diyerek kader arkadaşım Fazıl Say’ı, sonra da İ. Melih tarafından “Ölenlerin sorumlusu Mehmet Ali’dir, onu hapiste görmek istiyorum” diyerek kardeşim Alabora’yı hedef gösterdi. Mehmet Ali oyuncu sendikası başkanı olduğundan, gıyabında tüm oyuncular hedef alındı. Arada elbette beni de unutmadı. “Ölümle tehdit etti beni’’ deyip mahkemeye verdi şahsımı. Savcılıkta ifade verdim.

Savcı sordu:

- Tayyip Bey’in sizden korkması için bir sebep var mı? Onun hayatı için bir tehlike oluşturuyor musunuz?

Ben de;

- Savcı Hanım, evimde bahçeye yakın yerde böcek çıktı. Ben böcekten oldum olası tiksinirim. İlaçladım, tabletler koydum; o böceğin bile hayatına kastedemedim. Evde gerine gerine geziyor. Üstelik bu böcek yalnız. Korumaları da yok.

Savcı Hanım takipsizlik kararı verdi.

Şimdi yine sanatçılara taktı. Haziran başında halkı Gezi Parkı’na davet eden sanatçıları müsvedde ilan etti. Ben de onların arasındayım. Ben de gideceğim. Üstelik gitmekle kalmayacağım, yeni oyunumun adı bile “Haziran’’, düşünün. Daha ne olsun..

Benimle ilgili ilginç olan şu: Yıllardır yırtına yırtına konuşurum, oyunlar oynarım, Atatürk derim, Cumhuriyet derim, çağdaş yaşamak derim, hükümet istifa derim, satılmış medya derim, isim isim veririm, sen bunları atla, görme, yok say, sonra gel insanları Taksim’e davet eden sanaçılara müsvedde de. Bende daha iyileri de var.

Kimde ne var?

Sende ne var?

Sayayım;

Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti var. Devletin, kolluk güçleri var. Dokunulmazlığın var. Binlerce korumaların var. Halkın vergisiyle var olan, polis kuvvetlerin var. Kısmen ordun ve kısmen adaletin var. Araç gereç, tank, top, tüfek, TOMA, panzer, elinde zor tuttuğun yüzde her kaçınsa o var. Helikopter, uçak, panzer, İngilizce ve Arapça komut alan toplama gruplar, döner bıçaklı, palalı, satırlı, çivili sopalarıyla dolaşanların var. Biber gazın ve portakal gazında olduğu gibi, son kullanma tarihi hayli geçmiş mantaliten var.

Bende ne var?

Sayayım:

1.68 boy var. Göbek ve basenlerde biraz kilo var. Dokunulurluğum ve vergi borcum var. Biraz ritim bozukluğu, biraz da tansiyonum var. Ha bir de; 50 yıllık sanatım var, sanatımın gereği gerçek muhalefetim var, görevci mizahım var. Unutmadan, sevgisine mazhar olduğum halkım var. Sen zor tutuyorsun, ben hiç tutamıyorum.

Bi de muhterem; ihtiyarlık var.. Bu “ihtiyar’’, olgunlaşmış, erdem sahibi kişi demek. Yaşanmışlığın tecrübesini genç nesillere aktaran demek. “Akil”den yel alsın, bilirkişi demek. Çok sevdiğim Alevilerde, “dede’’ diye anılan yaşlı kişi, Alevilerin erdemlikteki en büyük rütbesidir. Ona saygıda kusur edilmez. Dede “hırkasını’’, vefatında bir başka dedeye bırakır.

Ey Başbakan..


Eğer, ülkeme sahip çıktığım için, Atatürk’ü sevdiğim ve Cumhuriyetçi olduğum için, ölmem gerekiyorsa ölürüm! Bu ülkede geçmişi olan, devlet sanatçılığıyla, senin tarafından mahkemeye verilme şerefini aynı yaşama sıkıştırmış namusu canından daha kıymetli Atatürkçü bir ihtiyarım.

Levent Kırca
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
perihan ataman - 3 yıl önce
levent kırca yı oldum olası beğenmişimdir.her zaman doğrudan yanadır..dürüst milliyetçi atatürkcüdür...
Avatar
Bulent sarugol - 3 yıl önce
Sen bir tanesin ellerinden opuyorum
Avatar
Yaşama kulağını tıkamayan sanat - 3 yıl önce
sanatçının yükümlülüklerini hatırlamak için levent kırca'yı okumak, anlamak gerekiyor
Avatar
ahmet nezih kalyoncu - 3 yıl önce
helal sana usta