İki dava, iki ideoloji, iki insan tipi


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

19 Ağustos 2016, 13:22

Tankçı Kurmay Albay Murat Ataç… Balyoz davasından aranmaya başladığı zaman Avustralya Canberra’da askeri ataşeydi.Balyoz kumpasına dahil edildi. Açılan davada adı geçen bütün subaylar tutuklandı. Kendisinin de tutuklanacağı yüzde yüzdü. Kimse kendisine ‘gel’ demedi.  Geldi, veremeyeceği hesabının olmadığını söyledi ve tutuklandı.

Murat Ataç tek örnek değil. Kaşif Kozinoğlu görev yaptığı Afganistan’dan geldi. Yunanistan’dan, Amerika’dan,  İtalya’dan, Brüksel’den gelen askerler oldu.

Mustafa Zeki Uğurlu… Tümamiral, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda Donanma’nın bütün gizli bilgilerine sahip birimin başında. FETÖ soruşturmasında sıranın kendisine geldiğini öğrendi ve Amerika’ya kaçtı…

Tıpkı onlarca FETÖ’cü polis ve yargı mensubunun yaptığı gibi. Zekeriya Öz ve diğer FETÖ’cü yargı mensupları, yurtdışından kendi iradesiyle gelip ifade veren askerleri “kaçma şüphesi var” gerekçesiyle tutukladılar. Ama kendileri haklarında soruşturma yapılacağı haberini alır almaz soluğu yurtdışında aldılar.
 
Namık Kemal örneği

Bu satırları 15 Temmuz darbesinden önce yazmıştım. Amacım, birbirinin zıddı olan iki davranıştan hareketle, “Vatan” ve “Millet” kavramlarına karşı duruşları birbirinin tamamen zıddı olan iki ayrı duruşu ve bu duruşun nedenlerini anlatmaktı.

Sonra 15 Temmuz darbe girişimi oldu. Yukarda bahsettiğimiz örneklerin yüzlercesini ve hatta binlercesini yaşadık. FETÖ’nün darbe girişimine bir şekilde bulaşmış askeri, hakimi, savcısı, emniyetçisi vb kim varsa Türkiye’den kaçma derdinde.

Türkiye onlar için uğruna ölünecek “Vatan” değil. Namık Kemal Magosa zindanından oğluna yazdığı ilk mektupta; ‘Oğlum; kaleye geldim, kalacağım hücreye yerleştim. Biraz rutubetli ama olsun burasıda Vatanımızın bir parçası, burada da yaşarız’ diye yazar.

FETÖ’cüler Namık Kemal’in tam zıddı bir bakış açısının sahipleri. Onlar için ya hükmedecekleri bir toprak parçası vardır ya da başka bir şey yoktur.

Ergenekon ve Balyoz davalarında tutuklanan hiç kimse, kameralardan yüzünü gizlemedi. Asker ve sivil kim olursa olsun düğüne gider gibi hapishaneye gitti. Kameralara haklı olduğunu, vatana ve millete bağlılığını haykırdı.

Söz konusu davalarda bir tane bile itirafçı çıkmadı. FETÖ davasında ise itirafçıdan geçilmiyor.

Televizyon programları daha düne kadar FETÖ örgütü içinde olan itirafçılarla dolup taşıyor.
 
Vatan ve Millet

Evet birbirinin tamamen zıddı olan iki duruş ile karşı karşıyayız.

Bu duruş farklılığını “Murat Ataçlar, Kaşif Kozinoğluları suçsuz olduklarını biliyorlardı. Yargının,koğuşturma sonucunda suçsuzluklarını tespit ederek kendilerini serbest bırakacağını düşündükleri için geldiler. Mustafa Zeki Uğurlu ve Zekeriya Öz gibiler ise suç işlediklerini biliyorlar, onun için adaletten kaçıyorlar” diye açıklamak gerçeğin belki bir kısmını gösterir ama esası açıklamaz.

Gerçekte iki farklı ideoloji, hayata iki farklı bakış söz konusudur.

Murat Ataç’lar için Vatan ve Millet kavramları herşeyin üzerindedir. Çağımızda insanın; ancak bağımsız bir vatanda;egemen ve özgür bir milletin ferdi olarak başı dik, onurlu bireyler olarak yaşayacaklarına inanırlar.

Onlar için Vatan ve Millet için ölmeye değer. Onun için Vatan’ın hapishanesinde yatmak, yabancı bir memlekette sözümona “özgür” yaşamaya tercih edilir.

FETÖ’cü için ise ne Vatan vardır ne de Millet. Onun benimsediği Ortaçağ ideolojisine göre “Vatan”; sadece kendi inancından olan insanların (ümmet) yaşadığı ve kendilerinin iktidar olduğu topraklardır.

Eğer böyle bir ülke yoksa o zaman yapılması gereken, kendilerinin iktidar olduğu ülkeyi yaratmak için savaşmaktır.

Ümmet devrinin geride kaldığı milli devletler çağında, dincinin sırtını dayadığı yer kaçınılmaz olarak milli devletlerin düşmanı olan emperyalizm olmuştur.
 
“Piyon”un davası ve onuru

Fethullah Gülen 1998 yılında gazeteci Neval Sevindi’nin kendisi ile yaptığı röportajda özetle; ‘ABD’nin daha en az iki kuşak boyunca dünyanın en büyük gücü olarak kalmaya devam edeceğini, dolaysıyla akıllı bir Müslüman açısından en uygun politikanın bu süper güç ile birlikte hareket etmek olduğunu’ söylemişti.

FETÖ örgütü için önemli olan budur. Onların dünya görüşüne göre Türkiye, Müslüman olmayanların yönettiği bir ülke, yani “Darül harp” ülkesidir. ABD ise hedefe ulaşmak için işbirliği yapılacak bir ülkedir.

İşte onun için Vatanı ve Milleti ciddiye alarak, önem vererek hareket etmek onlara yabancıdır. Başarısız olunca itirafçı kuyruğuna girmişleri bundan dolayıdır. Gözaltına alınanlar yüzlerini gizlemektedirler. Yurt dışına kaçmayı tek kurtuluş yolu olarak görmektedirler. Vb.

20. Yüzyıldan sonra bu düşüncede olanlara düşen biricik rol, emperyalist projelerde piyon olmaktır.

Piyonun ise onuru, kişiliği ve her durumda uğrunda öleceği bir davası yoktur.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.