İmralı’daki köstebek


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

23 Kasım 2014, 10:37

Habertürk gazetesinde birinci sayfadan verilen bir habere göre, “Ağrı’da yakalanan bir Pakistanlının üzerinden Abdullah Öcalan’ın Mart, Nisan ve Haziran aylarında KCK’ya yazdığı mektuplar ve İmralı tutanakları çıkmış. Pakistanlı turist bu mektupları İran’da bulunan PJAK’a götürüyormuş.(18 Kasım)
Bu mektup ve tutanakların İmralı’ya gidip gelen HDP yöneticilerine verilenler olmadığı kesin çünkü eğer onlar olsaydı, bunları bir Pakistanlı’nın taşımasına gerek yoktu ve kimse bu nedenle tutuklanmazdı. Meydanlarda okunuyor nasılsa…
O halde soru şudur: Apo, bunların dışında kalan mektupları nasıl yazıyor, nasıl dışarı çıkarıyor? O tutanakları sızdıran kim? İmralı’yı kim yönetiyor?

ÇÖZÜLME ADIMLARI

PKK ile hükümetin birlikte yürüttükleri müzakere sürecinin son adımları yandaş gazetelerin baş sayfalarından ilan edildi.
-Yol kesme, haraç alma eylemleri yapılmayacak… (Çünkü gerek kalmayacak, PKK askerlik şubeleri, kaymakamlıklar, vergi müdürlükleri kuracağı için bunlar artık yol ortasında yapılmayacak)
-Öcalan’a sekreterya için arasında kadının da olacağı mahkûmlar gönderilecek… (Aralarında kadın olacağı niye vurgulanıyor anladınız mı? Böylece Apo daha “verimli” çalışacak. Motivasyonu artacak)
-Ağır hasta olan mahkûmların tedavisinin cezaevi dışında yapılması için yasal düzenleme yapılacak… (Mesela Apo böyle bir nedenle İmralı’da kendisi için yapılan özel konuta çıkarılırsa, aralarında “kadın da olan” sekreterya görevlileri de bu eve taşınacak haliyle. Yani tedaviye yardım etmek ve motivasyonu sürdürmek için…)
-Teröristler silahlarını gömüp, yurt dışına çekilecek… (Silahlar gömüldükten sonra isimsiz mektuplar ya da bilinmeyen numaralardan ihbar da yapılacak mı?)
-Silahlarını gömerek çekilen teröristler görmezden gelinecek… (Bunun için düzenlemeye ne gerek var. Zaten şimdi görüyor muyuz ki? Adam Şırnak’ın ortasında asker vuruyor, var mı gören?)
-Suça karışan ve karışmayan PKK’lılar ayrılacak, yurda dönüşte sıkıntı olmayacak… (Sonunda 30 yıllık bütün cinayet ve saldırılar örgütün çaycısına kalacak. Buradan çaycıyı uyarıyoruz, dikkat et seni satacaklar.)

NEREYE SIĞACAKSINIZ
Bekir Bozdağ, Tayyip Erdoğan için “hiç lüksü yok” dedi.
Ayda 39 bin lira kira verilen evlerde… Göreviniz bittiği halde boşaltmadığınız Huber Köşklerinde… 1000 odalı milyar dolarlık saraylarda yaşıyorsunuz... Biri yetmiyor dizi dizi uçaklar, helikopterler alıyorsunuz…
Yaşayın, alın, sebildir bu milletin mülkü size…
Bunu da lüksten saymıyorsunuz… Saymayın…
Ama…
Üsküdar’daki apartman daireleri alır mı sizi bu saatten sonra? Merak ediyorum, oralardan çıkınca nereye sığacaksınız? Bu kadar şatafatı nereye sığdıracaksınız?

DİNLİ EĞİTİM
Yer, Kayseri- Talas. Fatma Mustafa Hasçalık İlköğretim Okulu…
Tarih, 17 Kasım 2014.
Öğrenciler okulun büyük toplantı salonunda toplanıyor. İl Milli Eğitim Müdürü gelecek. Her sıradan fani, Müdür’ün yaklaşan TEOG sınavı, nasıl ders çalışılması gerektiği, Milli Eğitim’de yapılan yeni düzenlemeler, vb. konular hakkında konuşacağını sanıyor.
Müdür geliyor ve başlıyor vaaza… Konu: Kaza, kader, tevekkül, sınavlara hazırlanırken nasıl dua edileceği, vs.
Ki, şaşırmıyoruz. Yeni Akit’in manşeti şöyle: “2002’de 65 bin 500 olan İmam hatipli öğrenci sayısı şu anda 983 bin…
Ve acıyla hatırlıyoruz, 1912 yılında Balkanları kaybettiğimizde Şeyhülislamın bulduğu çare şuydu: “Herkes 4444 kez “Allahümme salli salaten ve selmi selameten tamen” duasını tekrarlayacak.” Böylece Balkanlar geri alınacaktı.
Gidiş o gidiştir.

PROFESYONEL OR…
İnsanlık tarihinde savaş ve askerlik deyince akla en önce gelen Türkler ve Japonlardır. Türkiye’de son yıllarda özellikle liberallerin ve cumhuriyet düşmanlarının en gözde projesi ordunun profesyonelleşmesi.
Bu konuda çok yazdık ama bu hafta yaşanan bir olay işin gideceği yeri çok güzel anlatıyor.
Japon ordusu profesyonel… Ve ülkede, ailesinden biri asker olanların dışında çoğu kimse bir ordunun varlığından bile haberdar değil. Bu minik ordu, asker bulmakta zorlanınca seksi bir klip hazırladı. Seksi kıyafetleriyle dondurma yalayan, mini eteklerle bacak şovu yapan kadın askerler, duşta seksi pozlar veren erkek askerler Japon gençlerini donanmaya yazılmaya çağırıyor: “Orduya gelin.”
Peki, ne yapmaya?

HELAL FADIL
Onu medyada Jet-Fadıl diye yazdılar hep. Adı sürekli dolandırıcılık haberleriyle gündeme geldi. Gurbetçilerden topladığı paralarla otomobil fabrikası kuramayınca hapse girdi. En son Maldivlerde “Müslümanlara özel haremlik-selamlık ada” projesiyle konuşuldu. Hikâye aynı sonla bitti. Para veren mağdurlar var ve dava açmaya hazırlanıyorlar.
Bu hafta İstanbul’da 3. Uluslararası Helal Gıda Konferansı gerçekleştirildi. Malezya Türkiye arasındaki helal ticaretin ele alındığı konferansa Fadıl Akgündüz, “Helal Turizm Uzmanı” olarak katıldı ve bir konuşma yaptı.
Bence yetmez, tam da G-20 zirvesinde Türkiye, “Yolsuzlukla Mücadele Dönem Başkanı” seçilmişken bu fırsat kaçmamalı, Fadıl Akgündüz bu işin başına getirilmeli…

SARAYLIYA
Saray tartışmalarına son noktayı koyuyoruz: “Sarayların içinde Türk’ten farklı unsurlara dayanarak, düşmanlarla ittifak ederek, Anadolu’nun, Türklüğün aleyhinde yürüyen çürümüş gölge adamların Türk vatanından kovulması, düşmanların denize dökülmesinden daha kurtarıcı bir harekettir.”
İmza, Mustafa Kemal Atatürk…
Nokta…

DERSİMLİYE
Dersim tartışmalarına da son noktayı koyuyoruz. “Dâhili işlerimizden en mühim bir safha varsa o da Dersim meselesidir. Dâhilde bulunan iş bu yarayı, bu korkunç çıbanı, ortadan temizleyip koparmak ve kökünden kesmek işi her ne pahasına olursa olsun yapılmalıdır…”
İmza, Mustafa Kemal Atatürk…
Nokta…

OSMANLI ÖZENTİSİNE
Bu hafta birçok gazetede yer buldu: İmralı heyetiyle AKP mutabakatı… TBMM’de Kürdistan vardır-yoktur tartışması… Sadullah Ergin’in ABD’de federal sistemi incelemesi, vb…
Bu tartışmalara da son noktayı koyuyoruz: Hilafetin ilgasından hemen öncesi, 1924 yılı Mart ayları. Atatürk İzmir’de. Zamanın Gazeteciler Cemiyeti başkanı Necmettin Sadak Gazi Paşa’ya soruyor: “Mademki, bu meclis cumhuriyet ilan etmeye kendisini salahiyetli gördü, o halde başka bir mecliste, başka bir çoğunluk bir gün meclisli saltanat ilan ederse ne yaparız?”
Cevap çok açıktı: “Olabilir. Fakat hepsini sopayla kovarız...”
Nokta…

BU DA KİME DENK GELİRSE
Gün o gün ya… Kimi Apo’dan çok Apo’yu, kimi Sultan’dan çok sarayı, kimi Amerikalıdan çok Coniyi savunuyor ya… Tavan yapmış ya yalakalık, teslimiyet. Hortlamış ya Sivas Kongresinde gömdüğümüz mandacılık ruhu. Dedim ki, durumu bir sorayım Büyük Usta Tevfik Fikret’e... Şöyle diyor: “Kraldan çok kralcı olanlar, sadece köpekliklerini ispatla kalmazlar, bunu gönüllü ve zevkle yaptıklarını da ortaya koyarlar.”
Büyük Usta böyle diyor… Ben de aynıyla naklediyorum, kime denk gelirse artık…

EKREM ÇOK DUMANLI

Cemaat’in sesi Zaman gazetesinden Ekrem Dumanlı… Aydınlık için “yandaş” demiş. Pek de kızgın. Şu kadar yıl İlahiyat Fakültelerinde tefsir hocalığı yapan, Medine’lerde, Sorbonne’larda akademik çalışmalar yapan biri hiç terörist, paralel örgüt üyesi olur muymuş?
Dur hafız, sakin ol. Bir zamanlar hukuka güven mesajları veriyordun: “İlginçtir; darbe suçlaması ile karakola düşen koca koca adamlar onca hukukî korumaya rağmen bülbül gibi şakıyor gözaltında. 'Demek ki deliller sağlam' diyesi geliyor insanın. Çünkü karakol faslından sonra mahkemeye çıkıyorlar, mahkeme heyeti ya serbest bırakıyor yahut tutukluyor. Bir başka mahkemeye itiraz edebiliyor tutuklananlar. Redd-i hakim talebinde de bulunabiliyorlar.” (9 Nisan 2012)

Bak o hocanın da itiraz ve redd-i hakim talep etme hakkı var, niye bağırıyorsun?

Savcıya da kızmış, “Savcı Fuzuli Aydoğdu Bey'e hassaten hatırlatmak isterim: Bir kısım insanlar ortaya çıkıp “Ben oradan ayrıldım ve anladım ki bunca sene içinde beraber yürüdüğüm insanlar örgüt üyesiymiş. Aha bu da şeması…” deyince o sosyal gruplar “örgüt”e dönüşmez.”(17 Kasım 2014)

Hafız, hani öz yeğenini erkelere satanlardan, çocuk tecavüzcülerinden, eroin bağımlılarından, katillerden oluşan muteber tanıklarınız vardı. Hatırlar mısın? Sizin gazetede “Ergenekon’u itiraf etti” diye sürekli manşet olurlardı. Unuttun mu? En muteber kaynağınız onlardı sizin. En çok da önce Müslüman, sonra haham olan bir eşcinsele, polisin çizdirdiği şemayı seviyordunuz. Suçladıkları adamları bir kez bile görmediği halde “Aha da örgüt şeması” diye tepiniyordunuz sabah akşam…

Ne kızıyorsun? Hukuka, savcılara, hâkimlere güven…

Bak sen bile bu kadar yıllık yoldaşlarını sana bir soru sordular diye itip kakıyorsun, koruman tokatlıyor. Konuşanı niye çok görüyorsun? Sen böyle yapınca, “Demek ki, deliller sağlam” diyesi geliyor insanın.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.