IŞİD'in tehdidi ne kadar ciddi?


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

24 Ağustos 2014, 11:53

 IŞİD'in elinde bulunan Musul Türkiye Başkonsolosluğu çalışanlarının, seçim öncesinde serbest bırakılacağı düşünülüyordu. Nitekim kimi AKP'li yetkililer de 10 Ağustos öncesinde zaman zaman yaptıkları açıklamalarla bu yöndeki beklentilerini dile getirdiler.
Elbette bütün bu düşünce ve beklentiler temelsiz değildi. IŞİD, AKP iktidarının 2011 yılı başından itibaren Suriye ve Irak'a karşı izlediği yıkıcı ve bölücü politika sayesinde hayat buldu. Bu ülkelerde savaşan teröristlerin önemli bir kısmı AKP'nin sağladığı olanaklarla Türkiye üzerinden bu ülkelere geçti. Çatışmalarda yaralandıklarında Türkiye'de tedavi gördüler. En azından yakın zamana kadar ellerindeki silah ve cephanenin de esas olarak Türkiye üzerinden gittiğini biliyoruz.
Bu konumdaki bir örgütün, hele bir de seçim öncesinde kendisine en büyük yardımı yapmış olan bir iktidarı zor durumda bırakacak bir politika izlemesi önemlidir. Rehineleri bırakmak bir yana IŞİD, bilindiği üzere bugünlerde AKP'yi ve Türkiye'yi vurmakla tehdit ediyor. Bir IŞİD militanı, Atatürk barajından su bırakılmaması durumunda İstanbul'u vuracaklarını açıkladı. Arkasından her ne kadar daha sonra yalanlandı ise de IŞİD lideri Ebubekir Bağdadi'nin Erdoğan'a ve Türkiye'ye yönelik tehditleri geldi.
IŞİD, Irak ve Suriye'de bugün sahip olduğu konumu borçlu olduğu Recep Tayyip Erdoğan'ı ve AKP'yi neden tehdit ediyor? Elinde bulunan rehineleri bugüne kadar bırakmayarak hangi mesajı vermektedir?
IŞİD'E VERİLEN SÖZLER
Olayı; birtakım sözler verilerek Suriye ve Irak'ta ateşe sürülen dinci teröristlerin, daha sonra güç dengelerindeki değişiklikler üzerine kendilerine verilen sözlerin tutulmaması üzerine gösterdikleri tepki olarak değerlendirmek yanlış olmayacaktır. IŞİD, özetle Erdoğan ve Davutoğlu'na "Bize verdiğiniz sözleri tutunuz, aksi halde biz yandık sizi de yakarız" demektedirler.
Hatırlanacaktır. Daha Suriye'de hiçbir terör eylemi yokken AKP iktidarı Hatay'da mülteci kampları inşa etmeye başladı. Ve açıkça çeşitli vaatlerde bulunarak Suriyelileri mülteci olmaya çağırdı. Ahmet Davutoğlu o sıralar "100 bin mülteci sayısı bizim kırmızı çizgimizdir" diyordu.
Hesapları şöyleydi: Mülteci sayısı 100 bini geçecek. Büyük bir insani trajedi yaşanacak ve ABD önderliğindeki gerici cephe, Suriye'de yaşanan sorunun çözümü için "Uluslararası Camia"nın müdahalesini isteyecekti. Elbette Suriye'nin komşusu olarak Türkiye bu müdahalede rol alan ülkelerin başında gelecekti. Bu plan uyarınca silahlandırılıp Suriye'ye salınan katil sürüsüne; "Korkmayın aslanlarım saldırın, bir aşamadan sonra biz müdahale edeceğiz ve Esad'ın işini bitireceğiz" dendi.
ŞAM'DA BOZULAN EVDEKİ HESAP
Ama evdeki hesap çarşıya uymadı. Esad önderliğindeki Suriye halkı ve Ordusu kahramanca vatanlarını savundular. İran ve Rusya'nın kararlı olarak Suriye'nin yanında durmaları, dünya dengelerinde yaşanan değişikliklerle beraber ABD'yi Suriye'de bir maceraya girişmekten alıkoydu. Böylece çok istemelerine rağmen Erdoğan-Davutoğlu ikilisi dinci teröristlere verdikleri sözleri tutamadılar.
Reyhanlı'da patlayan bomba Suriye'de ateşe sürülen terör örgütlerinin Tayyip Erdoğan'a ilk uyarısıydı. Her şeye rağmen aralarındaki yakın ilişkinin hâlâ sürüyor olmasından dolayı, Erdoğan -Davutoğlu yönetimi Musul'a giren IŞİD'den herhangi bir saldırı beklemiyordu. Ama IŞİD, Suriye ve Irak'daki geleceğinin AKP iktidarının vereceği desteğin daha da artmasına bağlı olduğunu çok iyi bilmektedir. Ve şimdi bunu açık şantajla gerçekleştirme yöntemine başvurmaktadır.
49 konsolosluk görevlisinin rehin olarak tutulması açık bir şantajdır. Açıkça dile getirilen tehditler ise tehlikenin oldukça yakında olduğunu gösteriyor. ABD'nin "Ortadoğu ve Kürt" uzmanlarından Henry Barkey, 19 Ağustos günü Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan açıklamasında, Irak ve Suriye'yi vuran terörün önümüzdeki dönemde Türkiye başta olmak üzere başka bölge ülkelerini de vuracağını söylemektedir.
Barkey, tahminlerini dile getirmemekte, sahip olduğu bilgilerden hareketle konuşmaktadır.
KÖR ŞİDDETİN HEDEFİ OLMAK
IŞİD'in Irak'ta Musul başta olmak üzere kimi şehirleri kontrol altına alması ve Suriye'de diğer muhalif grupları tasfiye ederek görece güçlenmesi genel gidişi değiştirmiyor. Bölgede süreç emperyalizm ve dinci terörizmin yenilgisi yönündedir. Önümüzdeki bir-iki yıl içinde katil sürülerinin Irak ve Suriye'den tamamen süpürüldüklerini göreceğiz.
Dinci terörizmin Türkiye'ye yönelmesi tehlikesi, IŞİD ve benzeri örgütlerin Suriye ve Irak'da başarı elde etmelerinden değil, tam tersine bu ülkelerde yenilgiye doğru gitmelerinden dolayıdır.
Türkiye AKP iktidarının izlediği politikadan dolayı, yenilmekte olan terörün kör şiddeti ile karşı karşıyadır. Irak ve Suriye'yi vuran terör, AKP'nin elinde Türkiye'yi vuracak bir bumeranga dönüşmektedir.

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet AVSAR - 2 yıl önce
recep tayyip erdoğan boşuna "reyhanlı'da 52 sünni vatandaşımız öldü" demedi. oradaki sünni vurgusu ışid'e yaptığı hatayı vurgulamak içindi.
Avatar
uzaktan - 2 yıl önce
isid o turk vatandasi rehineleri zamaninda koz olarak kullanacak.