banner863

İslam Ortaçağı’nın intiharı


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

18 Kasım 2015, 16:51

​Paris’teki intihar saldırıları ve yüzü aşkın kişinin ölümü üzerine çok şey yazıldı ve söylendi.
-
ABD Irak’ı işgal etmeden önce IŞİD diye bir örgüt yoktu. Kuruluşu 2005 – 2006 yıllarındadır. Ve kuruluşundaki ABD+ Siyonizm parmağı herkesin malumudur.
-
IŞİD bugüne kadar kurucularının hedeflerine uygun olarak çalıştı. ABD’nin
yıkmaya çalıştığı Suriye devletine karşı savaştı. Aynı şekilde son yıllarda İran’la birlikte hareket eden Bağdat yönetiminihedef aldı.
-
ABD, Irak’da Barzani yönetiminin kontrol ettiği bölgeyi ve Suriye’de PYD (PKK)
kontrolündeki kantonları hedef alıncaya kadar IŞİD’e karşı kılını kıpırdatmadı. 4 milyon nüfusu olan ve 100 bin asker barındıran Musul’un, tek kurşun atılmadan üçbin kişilik IŞİD “ordusu” tarafından ele geçirilmesini seyretti. “Ele geçirilmesini sağladı” demek daha doğru...
-
Ama IŞİD Irak’da Kerkük – Erbil kapılarına, Suriye’de ise Ayn-el Arap’a dayanınca uçaklar havalandı. “IŞİD vahşetine karşı insanlığı savunan kahraman Kürtler” propagandası eşliğinde büyük bir kampanya yürütüldü.

​Sonuçta IŞİD geri püskürtüldü. Sıra “ABD’ninKaragücü”nün Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e yürümesine gelmişti. Tel Abyad işte bu süreçte ABD uçaklarının koruması altında PYD tarafından ele geçirildi. Cezire veKobani kantonları birleştirildi.

​ABD’nin “Karagücü”nün Cerablus’u da ele geçiripAfrin’e kadar ilerlemesi ve koridorun tamamlanmasıTürkiye’nin harekete geçmesi ile önlendi.

​ABD, Türkiye’nin bu hamlesine bir yandan PKK’yıharekete geçirip içerde terörü tırmandırarak, öte yandan Suruç ve Ankara’da intihar bombacılarını patlatarak cevap verdi.

​Henry Barkey, belki anlamayan olur diye tehdidi oldukça anlaşılır(!) bir şekilde yaptı: ‘Bundan sonraki bomba İstiklal caddesinde patlarsa Türkiye ne yapacak?”
Bomba şimdilik İstiklal Caddesinde değil ama Paris’te patladı. Irak ve Suriye’deki gelişmelerde ABD’den farklı bir çizgi izleyen Avrupa’nın, özellikle Fransa’nın bir “uyarıya” ihtiyacı vardı.

“Uyarı” IŞİD eliyle yapıldı. Terör örgütü kendisini var eden emperyalist gücün kontrolünde olduğunu bir kez daha gösterdi.

11 Eylül ile Paris saldırıları arasında paralellikler kuruluyor. CIA’nın bilgisi dahilinde gerçekleşen 11 Eylül,bilindiği üzere Afganistan, ardından Irak işgallerinin gerekçesi oldu.

ABD’nin Paris saldırısını, Avrupa’yı da yanına çekerek bölgede sürdürmekte olduğu saldırıyı, hedefine ulaştırma yolunda yapacağı yeni hamlelere gerekçe yapmak istediği de açık.

Boşuna çabalar ve intihar
Ama hiçbir çaba, ABD’nin artık belirgin hale gelmiş bozgununu önleyemeyecektir.

ABD’nin Suriye’deki gelişmelere ağırlığını koymuş olan bölge inisiyatifini alt edecek gücü yoktur.

Burada üzerinde durmamız geren bir başka gerçek vardır. O da İslam Ortaçağı’nın intihar etmekte olduğudur.

1950’lerden itibaren ABD’nin “Yeşil Kuşak Projesi” uyarınca adım adım beslenen, büyütülen, silahlandırılan ve ABD’nin işaret ettiği hedeflere karşı harekete geçen dincigericilik, son onbeş yıldır El Kaide, El Nusra, Boko Haram ve IŞİD gibi örgütler aracılığıyla sergilediği pratik ile gerçekte intihar etmektedir.

Siyasi hortlaklar

Koyun keser gibi insan boğazlamak, öldürdükleri insanların ciğerlerini çıkarıp kameralar önünde yemek, sivil insanlara yönelik kimyasal silah kullanmak, kendi inancından olmayan kadınları köle ve cariye yapmak gibisinden eylemler,günümüzde iktidar olmak, devlet kurmak isteyen bir siyasal gücün eylemleri olamaz.

Aynı şekilde 21. Yüzyıl da hiçbir ciddi siyasal güç, Ankara’da, Paris’te bombalar patlatıp yüzlerce masum insanı katlederek mücadele verdiğini ileri süremez.

Emperyalizm, bir yandan dayattığı eğitim sistemiyle binlerce yıl öncesinin düşüncesine sahip insanları yetiştirdi; arkasından para ve silah vererek harekete geçirdi. Onları engelleyebilecek milli devletleri ise; Afganistan, Irak, Libya ve Suriye’de görüldüğü üzere çeşitli bahanelerle açtığısavaşlar sonucu etkisiz kıldı.
Meydan, Ortaçağ hurafeleriyle beyinleri ele geçirilmiş “hortlaklara” kaldı.

Hortlaklar masallarda olur. Ama IŞİD benzeri örgütlerin 21 yüzyıl dünyasının siyasi hortlakları olduğundan hiç şüphe yoktur.

Hortlağın ve ölmekte olanın ittifakı

Emperyalizm ve Ortaçağ güçlerinin ittifakı yeni değildir. Yüzyıllık bir geçmişi vardır.

Yüzyılın sonrasında artık emperyalizm de gerçekten can çekişen kapitalizm haline gelmiş bulunuyor.

İslam Ortaçağ’ı işte çökmekte olan bu gücün desteği ile yüzyıllar, hatta binyıllar öncesine dönmenin mücadelesini veriyor. Böylesine olanaksız bir işe giriştiği için eylemleri intihardan başka bir anlama gelmiyor.

Ankara’da, paris’te ve başka yerlerde tek tek bireyler intihar ediyor. Ama gerçekte intihar eden İslam Ortaçağı’dır.

Biriken öfke
Dinci gericilik Paris eyleminde olduğu gibi bazen kendini yaratan gücü de vuruyor.

Ama en büyük zararı Müslüman halklar görmektedir. Ve gerçekte dinci gericiliğe karşı en büyük öfke Müslüman halklar içinde birikmektedir.

Önümüzdeki yıllar içinde dinci gericiliğe karşı büyük bir öfke patlamasının yaşandığını göreceğiz.

Müslüman halklar, laik sistemin “hayat” demek olduğunu şimdi büyük acılarla öğreniyorlar. Aynı şekilde laik demokratik sisteme sahip olmanın, Ortaçağ hortlaklarını bir daha ortaya çıkmayacak şekilde tarihin derinliklerine gömmekten geçtiğini kan ve ateş içinde büyük bedeller ödeyerek kavrıyorlar.

Elbette, o hortlakları yeniden ortaya çıkaran emperyalizmin defterinin dürülmesi gerektiğini de unutmayarak..

Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Şükran - 1 yıl önce
Çok güzel bir analiz. Teşekkürler. Saygılarımla