İslami direniş hareketi, Hamas'ın sosyo genetik kodları ve Filistin direnişi


Soner Polat

Soner Polat

27 Temmuz 2014, 23:50

İsrail'in Batı ülkelerinin (ABD, İngiltere, Fransa, Almanya) desteğini alarak Gazze'de giriştiği insanlık dışı kanlı harekât tüm dünyada infial uyandırdı. İsrail bu vahşet dolu kirli girişimini, terör örgütü olarak kabul edilen HAMAS'a dayandırarak uluslararası meşruiyet zeminine sokmak istiyor.

HAMAS'ın (Hareket-Ül- Mukavemet-Ülİslamiyye, İslami Direniş Hareketi) tarihi kökleri Mısır'da 1928 yılında kurulan Müslüman Kardeşler Örgütü'ne (İhvan-ı Müslimin)dayanıyor. Hasan El-Benna(1906-1949) tarafından kurulan bu örgütün Filistin'e girişi ilk kez 1948 yılında gerçekleşti. Bu tarihte Müslüman Kardeşler, Kudüs'te bir büro açarak taban genişletme çalışmalarına başladı.
Bilindiği üzere Gazze, 1948 ile 1967 yılları arasında, önce Ürdün ve daha sonra da Mısır tarafından yönetildi. Mısır'da Arap milliyetçiliği ve antiemperyalist politikaları ile dünya çapında haklı bir ün sahibi olan Cemal Abdül Nasır'ın (1918-1970) Müslüman Kardeşlerle yıldızı hiçbir zaman barışmadı. Çünkü doğasında tutuculuk ve gericilik bulunan bu örgüt, emperyalist ülkelerin ağına düşebilecek her türlü risk unsurunu bünyesinde barındırıyordu.

Kurulduğu yıllardan itibaren Filistin'de baskı altında tutulan Müslüman Kardeşler Örgütü, başlangıçta kolaylıkla istismar edebileceği eğitimsiz ve yoksul mahallelerde gizli faaliyet göstererek ayakta kalmaya çalıştı. Filistin geneline göre Gazze daha büyük sorunlarla dolu olduğundan, örgüt bu bölgede daha rahat çalışıyor; çaresiz ve yoksul insanlara gıda, kıyafet ve ilaç yardımı yaparak sempati toplamayagayret sarf ediyordu.

İsrail'in 1967 yılında Gazze ve Batı Şeria'yı işgaliyle birlikte, Müslüman Kardeşlerin yeşerip büyüyebileceği doğal bir ortam oluştu. Şeyh Ahmed Yasin (1938-2004), işgale karşı sert söylemlerini eylemlerde de destekleyerek Müslüman Kardeşleri büyütmeye başladı. Bu çabalar 1973 yılında Müslüman Kardeşlerin, HAMAS'ın önceli olarak kabul edilen İslami Merkez'e dönüşmesi ile sonuçlandı. Ancak yine de o dönemde İslami Merkez, Filistin direnişinin asıl cephesi olan laik karakterli El Fetih'e ciddi bir rakip olacakolgunluğa erişemedi. Daha çok, kültürel, dini, sosyal ve eğitsel faaliyetlerde bulundu.

Ancak İslami Merkez'in kurulmasında İsrail devletinin de örtülü desteği olduğunun altını çizmeliyiz. İsrailli General İzakSegev'in bu yönde açıklamaları olmuştu. Ayrıca, bizatihi Filistin Kurtuluş Örgütü'nün (FKÖ) üst düzey yöneticileri, "düşmanın hizmetinde olmakla suçladıkları HAMAS'ı, İsrail gizli servisinin kurdurduğunu" ileri sürmüşlerdi. İsrail, doğal olarak Filistin cephesinde bir çatlak yaratarak, kendisine yönelik Filistin halkının tamamının desteğini alanortak bir stratejinin oluşmasını engellemek istiyordu.

İsrail karşıtı eylemleri nedeniyle Şeyh Ahmed Yasin, 1984 yılında 13 yıl hapis cezası almış ama 1985 yılında bir esir mübadelesi kapsamında serbest kalmıştı. Şeyh Yasin hapisten çıktıktan sonra, radikal grupların da baskısıyla, kısa zamanda sonuç alabileceğini düşünerek, İsrail ile silahlı mücadele kararı aldı.HAMAS hedefini, "İsrail'i işgal ettiği topraklardan söküp atmak ve Filistin'de bir İslam devleti kurmak olarak" belirledi.
Kısa bir süre sonra,1987 yılında İsrail güvenlik güçleri, protesto maksadıyla Gazze'deki bir hastaneyi saran ve çağrılara rağmen dağılmayan Filistin halkının üzerine ateş açtı.Bu olay, İsrail devleti namına tam anlamıyla bir insanlık ayıbıydı. Özellikle küçük yaştaki çocukların bu ateşe taşlarla karşılık vermesiüzerine -Yaser Arafat bu gençleri taş atan generallerim diye tanımlamıştı!-Filistin intifada hareketi (İntifada, Arapçada ayaklanma anlamına gelir.) başladı. HAMAS, bu direniş ortamını kullanarak, İntifadanın ilk günlerinde Şeyh Ahmed Yasin, Abdülaziz el Rantisi ve Muhammed Taha tarafından Mısır'daki Müslüman Kardeşler Örgütü'nün Filistin kolu olarak kuruldu.

Bilindiği üzere, 1991 yılındaki Birinci Körfez Harbi'nde FKÖ lideri Yaser Arafat (1929-2004) Irak'ta Saddam Hüseyin'i desteklerken, HAMAS doğrudan bir tavır almamıştı. Saddam'ın ağır bir yenilgiye uğraması Arafat'ı zor duruma düşürürken, ABD'nin müttefikleri olan zengin Arap devletleri, Körfez Harbi'ndeki tutumu nedeniyleHAMAS'a önemli yardımlar yaptılar. Böylece HAMAS, hem uluslararası konjonktürden yararlanarak siyaseten güçlenirken hem de ekonomik olanaklarını artırdı. Böylece El Fetih'e ciddi bir rakip olarak siyaset sahnesinde yerini aldı.

Bir Yahudi eylemci, 25 Şubat 1994 günü İbrahim Camiinde 29 Filistinliyi öldürdü. HAMAS, buna misilleme olarak, "İntihar Saldırısı" yöntemini savaş taktiklerinden birisi haline getirmiş ve bu yöntemi defalarca kullanmıştır.

İsrail ile Filistin arasındaki Oslo görüşmeleri sürecinde HAMAS, hiçbir koşulda meşru görmediği İsrail'i tanımadığını ve silahlı mücadeleye devam edeceğini vurgulayarak, müzakere sürecini yürüten FKÖ'yü zor duruma düşürdü. Kaybedilen toprakların geri alınamamasının nedeni olarak "İslam'dan sapmayı" gören HAMAS, Filistin'de bölücü nitelikte "Müslüman- Daha Müslüman" tartışmasını başlattı.

Sonraki yıllarda Başbakan olacak, Sabra ve Şatilla celladı olarak tanınan dönemin Ana Muhalefet Partisi Lideri Ariel Şaron'un (1928-2014) 28 Eylül 2000 tarihinde, yaklaşık 1000 askerle Mescid-i Aksa'yı ziyareti Filistin'i karıştırdı.Bu olay, HAMAS'ın öncülük ettiği "El-Aksa İntifadası" olarak bilinen "İkinci İntifada"hareketini tetikledi.

Gelişen olaylar ve İsrail ile mücadelede FKÖ'nün yetersiz olduğu inancının yaygınlaşması üzerine HAMAS, Gazze'nin yanı sıra Batı Şeria'da da etkinliğini artırdı, seçim zaferleri de kazanarak Filistin'in genel yönetimi üzerinde söz sahibi oldu. Ama asıl ciddi sorunlar da bu noktadan itibaren başladı. Filistin'in ağırlığını taşıyamayan HAMAS sürekli hatalar yaptı. İsrail, ABD'nin desteği ile HAMAS'ı uluslararası ve ulusal düzeyde çeşitli örgütler ve devletler nezdinde terör örgütü olarak tescil ettirdi. Böylece Filistin'in haklı ve soylu mücadelesine, "terör etiketi" yapıştırmak için İsrail'e önemli bir koz verildi.

Strateji, mevcut dengeleri, risk ve tehditleri gözeterek önce kaynaklar ölçüsünde güç toplama, daha sonra bu gücü erişilebilir hedefler için kullanma sanatıdır. Ara hedefler ve ana hedefler, diplomatik alt yapı da dikkate alınarak maharetle belirlenmelidir. Uluslararası meselelerde hamasetle ve klişe söylemlerle mesafe alamazsınız. Gücünüzün sınırlarını bilerek, dış ülkelerden gelebilecek desteği abartmadan, uluslararası aktörleri hesaba katarak dikkatli adımlar atmanız gerekir.

Müslüman dünyasının her bölgesinde olduğu gibi, Filistin'de de HAMAS'ın izlediği siyasi İslam politikaların başarı şansı olamaz! Bu politikalarda ilke ve tutarlılık yoktur. Siyasi İslam, yaratıcılıktan ve liyakatten yoksundur. Bu kesim iyi niyetli bile olsa politikaları daima düşmanların ve emperyalist ülkelerin işine yarar. Siyasi İslam'ın açtığı yaralar tüm Müslüman ülkelerde gelişmeyi engelleyici bir mahiyettedir.

Büyük devrimci Nasır da bunu gördüğü için Müslüman Kardeşleri bir tehdit olarak algılamıştı. Şark kurnazlığı içinde, her koşulda fırsatçı davranan, dün Saddam'a bugün de Esat'a ihanet eden HAMAS anlayışına güvenilemez. En zor zamanında Türkiye'de soluk alma fırsatı yakalayan HAMAS lideri Halit Meşal, ülkeden ayrılırken PKK ve siyasi Kürtçülerin lehinde yorumlanabilecek demeçler vermişti! Oysa Türkiye diplomatik bir risk alarak bu zat-ı muhteremi ülkede ağırlamıştı.

Filistin için bir kin ve intikam devleti olan İsrail'le mücadelede atılacak ilk adım HAMAS gibi siyasi İslam referanslı örgütlerin sorumsuz politikalarından kurtulmak olmalıdır. Filistin, HAMAS'tan, dolayısıyla teröristyaftasından kurtulduğunda, hem bölgesel olarak hem de küresel olarak daha büyük bir destek alacaktır. Ayrıca, dünya kamuoyunu etkileme şansı da artacaktır. Böylece İsrail ile mücadelesini daha gerçekçi bir eksende yürütecektir.

Diğer taraftan, Filistin kendi davası için daha güven veren ve daha tutarlı politikalar izlemelidir. Uluslararası denklem gerçekçi kurulmalı, Batı etkisine açık ülkelere fazla güvenilmeden, müttefikler doğru belirlenmelidir. Dünyanın ağırlık merkezi Doğu'ya kayıyor. Bu direnişin, acılar ve gözyaşlarından  besleneceği ve uzun soluklu olacağı hiçbir zaman unutulmamalıdır. Her yerde olmak isteyen, hiçbir yerde olamaz!


Amiral Soner POLAT
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.