İstihbarat açığı ve içimizdeki CIA


Bülent Esinoğlu

Bülent Esinoğlu

11 Ekim 2015, 14:32

Kaybettiğimiz 95 yurttaşımıza, Allahtan rahmet ve yakınlarına sabır dileyerek başlamak istiyorum.

Emperyalist ülkeler, ülkemizi denetim altında tutumak için, geçtiğimiz elli yılda, büyük diyebileceğimiz birçok operasyonu ülkemizde gerçekleştirdiler.

Bu operasyonlardan, önce ve sonra, Amerikan devletine yakın kişilerden hep şu ses geldi. Türk ordusu hizadan çıktı. Türkiye’deki muhalif guruplar, Amerikan çıkarlarını tehdit ediyor. Gibi buna benzer ifadelerle aşağı yukarı ne yapacaklarını söylüyorlardı.

Önce tehdit edip, sonra da istekleri yerine gelmezse, operasyonu yapıyorlardı.

Son elim olaydan önce de, Henry Barkey buna benzer ifadeler kullanmıştı.

12 Eylül 1980 öncesinde ve sonrasında, ülkemizle yapılan yeni yeni istihbarat antlaşmaları sayesinde, ülkemizde, Amerikalı istihbaratçı sayısı gittikçe art.

Amerika ile yapılan istihbarat anlaşmalarına, İngilizler de katıldı.

Amerika’nın Türkiye’de yaptığı en büyük operasyon Ergenekon ve Balyoz operasyonlarıdır. Ülkesi içinde CIA’dan operasyon yiyen ilk ordu bizim ordumuzdur.

Balyoz ve Ergenekon’dan önce, Amerika ile bir anlaşma daha yapılmıştı; ANINDA İSTİHBARAT anlaşması….

Suriye’de, kirli savaşının başladığı günlerde, Amerika ile Operasyonel İstihbari Fizyon anlaşmaları yapıldı.

Bu anlaşmanın anlamı şudur; bizim istihbarat elemanlarımızla CIA’nın elemanları bire bir birleşik çalışacaklar…

Eğit Donat anlaşmaları için yeni ajanlar geldi vs.

Daha sonra Amerika PKK’ya silah ve lojistik destek vermeye başladı. Barzanistan kurulurken, ABD uçaklarının sürekli bölgede çatışanlara, silah ve istihbarat verdiğini artık tarihte kaldı.

Suriye kirli savaşı ile birlikte, ülkemize, 2 milyon insan geldi. Bir kısmı ülkemiz içine dağıldı. Bir kısmı kamplarda kalmaya devam etti.

Geçim derdinde olan bu insanları kim istese kullanır. Hele hele körü kürüne radikal inançlara sahip olanlar, sanki kendi inançları için iş yapıyormuşçasına, ajanlar tarafından kullanılırlar.

95 insanımızın can verdiği olayda, kullanılan intihar saldırıcıları, yukarıda anlattığım sürecin eseridirler.

Bu provokasyonla Amerika bize şunu diyor. Tekrar Çözüm Sürecine döneceksin. PKK ile savaşmayıp, Büyük Kürdistan’ın kurulmasında ABD’ye yardım edeceksin.

Eğer Amerika ile bu kadar çok istihbarat anlaşmaları yapmışsan, başına gelenlerinde nereden ve nasıl geldiğini bilmen gerekir.

Ne kadar çok istihbarat antlaşması o kadar çok istikrarsızlık…

Çözüm; derhal ABD ve İngilizler ile yapılmış istihbarat anlaşmalarını fes etmek. Elemanlarını yurt dışına hemen çıkarmak.

Peki, bu yeterlimi? Elbet yetersizdir.

Eğer ülkenizin içinde Batı emperyalist kurumları, kurumsal olarak varsa zaten her tarafınız ajan kaynıyordur.

Sayalım, NATO, OECD, Gümrük Birliği Dünya Bankası, Batılı şirketlerin içine yerleştirilmiş ajanalar, gönüllü Amerikan yalakaları vs.

Bunlar yetmiyormuş gibi Türk Polisini Amerikalı uzmanlar eğitiyorlar. Brifing veriyorlar vs.

Ajan sayısı artıkça;

-Demokrasi azalır,

-Düşünceler manipülasyona uğrar,

-Komplolar artar

-Fikir kirliği çoğalır,

-Komşularla aramız açılır,

-Ticaret manipüle edilir,

-Sosyolojik denge bozulur,

-Huzur kalmaz.

Bir başka hususa daha dikkatiniz çekmek isterim. Çözüm Sürecinde, Güneydoğunun denetimi PKK’ya bırakılmıştı. Amerika ile çok yakın çalışan PKK unsurları, Güneydoğumuz ’da birlikte çalıştılar.

İntihar saldırıcısı bulmaları ve eğitmeleri o kadar zor mu?

Eğer Türk ordusunu yıldırabilirlerse, tekrar çözüm sürecine çekmeye çalışıyorlar.

Bülent Esinoğlu
[email protected]
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.