Jöntürkler'in Dönekleri


Hikmet Çiçek

Hikmet Çiçek

19 Kasım 2013, 14:17

Sultan Hamit, Jöntürkler'e karşı yalnızca baskı ve şiddet kullanmazdı. Onları para ve mevki karşılığı da “ satın almaya” çalışırdı. 1897 yılının haziran ayında en güvendiği adamlarından Serhafiye Ahmet Celalettin Paşa'yı Jöntürkler'i “susturması” için Avrupa'ya gönderdi. 22 Temmuz'da Osmanlı devletinin Paris Büyükelçiliği'nin resmi bir tebliği yayımlandı. Buna göre Avrupa'da “muzır” yayınlarda bulunanlar padişah tarafından affediliyorlardı.Yurda dönecek olanlara parasız pasaport, harcırah ve liyakatlerine göre memuriyet verilecek, Avrupa'da okuyanlara maaş bağlanacaktı. Sultan Hamit'in “pişmanlık affi”dır bu!

Vaatler, Jöntürkler'in arasında büyük bir çözülmeye yol açar. İlk “dönenler” arasında İshak Sükuti, Dr. Abdullah Cevdet, Tunalı Hilmi, Ali Kemal, Mizancı Murat gibi isimler yer alır.

Abdulhamit yalnızca insanları satın almakla kalmıyor, bir daha kendi aleyhine yayın yapılmasın diye matbaaları ve hurufatları bile satın alıyordu!
Avrupa'da yaşayan Jöntürkler'in bir kısmı sultanın vaatlerine kanarak dönerlerken, 31 Eylül 1897 günü İstanbul'dan Trablusgarp'a hareket eden Şeref Vapuru, aralarında Yusuf Akçura'nın da bulunduğu, Taşkışla hükümlüsü 78 Jöntürk'ü sürgüne götürüyordu! Tarihe “Şeref Kurbanları” olarak geçeceklerdi.
Ne rütbe, ne maaş, ne de makam ile satın alınamayanlar ise hürriyet mücadelesine devam ettiler. Ahmet Rıza Bey, Dr. Nazım ve yoldaşları Yahya Kemal'in deyişiyle “ seciye maydanının kahramanı gibi” kaldılar. Şevket Süreyya Aydemir de Abdulhamit'in bu oyunundan sonra “ sahnede lekesiz kalanlar çok azdı” der.

'Aydınlık'tan Kaçanlar'

Bu tarihsel hatırlatma nereden aklımıza geldi?

Bugüne kadar Aydınlıkçılar üzerine sayısız kitap ve makale yazılmıştır. Son olarak Aydınlık'tan Kaçanlar” çıktı. Henüz okuma fırsatımız olmadı,okuyunca yazarız. Ümit Zileli,” adını çok iyi koymuşlar” diyordu, Ulusal Kanal'ın anahaberinde! Kitabın yazarı Erkam Tufan Aytav, (Malum cemaatin gündemindeki Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı'nın başkan yardımcısıdır) 7 Kasım 2013 günü CNN Türk'te Şirin Payzın'ın konuğuydu. Binanın kapısında ise CNN Türk ve Aytav protesto ediliyordu. O da kaçtı gitti herhalde, göremedik!

Aydınlıkçıların tarihini, birtakım uydurulmuş masallarla değil fakat maddi pratikle açıklamak en doğrusudur. Hakikati sınamanın tek ölçütü toplumsal pratiktir. Aydınlık hakkında yazanları da, süslü laflarına değil, yaptıkları işe, pratiğe, kimlere, hangi sınıflara hizmet ettiklerine bakarak değerlendirmek en doğrusu. 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.