Kadın cinayetleri, devlet politikası oldu


Rıza Zelyut

Rıza Zelyut

12 Mart 2015, 20:26

Kadın cinayetleri giderek artarken bu acı sorunun kültürel ve psikolojik temelleri üstünde durulmuyor. Cinayet zihniyet iki kaynaktan besleniyor: Bunlardan birincisini, “çocuk pornoculuğunu Müslümanlık gösteren zihniyet”, ikincisini de “türbanı, din ile eşitleyen zihniyet” oluşturuyor.
Bugün ülkemizde “Peygamber dinini öğretmek” adı altında açık açık kız çocuklarımıza yönelik pornoculuk yapılıyor. Bu iş için dernekler, vakıflar ve medya organları kullanılıyor.
İnternete girip bulabilirsiniz. Kendisine peygamber havası veren sakallı-sarıklı bu sapıklardan birisi eski dönemleri anlatırken şunları söylüyordu: “6-7 yaşında evlenen kızlar vardı. Kadınlık görevini görürlerdi. Batı kültürü geldi bizde ağır bastı, ondan sonra Hazret-i Ayşe’yi konuşmaya başladılar. 50 yaşındayım, 9 yaşında kızla evleneyim, şeriatte yeri var. Hayz olmasa da evlenebilirsin…”
“6-7 yaşındaki kız çocuğunu yatağa atmayı Allah’ın emri gibi gösteren işte bu hayvanî zihniyet”, erkeğin kadın üstünde istediği her şeyi yapabileceği psikolojisini besliyor. Zaten var olan erkek egemenliğini erkek zulmüne çeviren bu anlayış, “Peygamber dönemi Müslümanlığı” gibi pazarlanıyor. Erkek zulmüne karşı çıkan kadın da Peygamber Müslümanlığına karşı çıkmış gibi gösterilip öldürülmesi yasallaştırılıyor.

Devletin resmi eğitim sistemi de “din eğitimi” adı altında bu sapıklığı besleyecek biçimde yürütülüyor. Arap geleneği/örfü (Arabizm) Müslümanlık olarak pazarlanıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı da bu sapıklığı kuvvetlendirecek fetvalar ile kadın cinayetlerine dolaylı destek veriyor.

NEYİN ÖRTÜSÜ?
Kadın cinayetlerinin artmasının bir diğer sebebi de türbanın yaygınlaştırılması ve dinin özü gibi gösterilmesidir. Bu sapıklığı yapanların ilahiyat fakültelerinde eğitim alan din bilgisi öğretmenleri arasından da çıktığını düşünürseniz, tehlikenin büyüklüğünü anlarsınız. 12 Mart’ta basına düşen şu habere bakar mısınız:
“Tokat’ta Halil Rıfat Paşa Ortaokulu’nda çocukları olan bazı veliler, okulun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmeni L.Y.İ.’nin, kız öğrencilere “Zaten başınızı örtmüyorsunuz, size tecavüz de mubah, kötülük de mübah. ” dediğini ileri sürüp suç duyurusunda bulundular.”

Bu din dersi öğretmeninin Özgecan Aslan’ın öldürülmesini kınamak için gösteriye giden kız öğrencilere, “Siz de Özgecan gibi olursunuz!” dediği de iddialar arasında. Bu tip din dersi öğretmenini, bu devletin resmî kurumları yetiştirip milletin çocuklarının başına bela ediyor. Bu sapık zihniyet, başını örtmeyen kadınlara tecavüzü, hatta onların katledilmelerini uygun buluyor. Çünkü, bu hastalıklı ruh, kadını bir zamanların Hıristiyanları gibi, günahın merkezi olarak görüyor. Onu, türban altına alarak çevreden soyutlamak ve günahtan kurtarmak istiyor. Türbana sokulan kadın, evdeki masa gibi, koltuk gibi erkeğin istediği zaman kullanacağı ve istediği gibi kullanacağı bir eşyaya dönüştürülüyor. Türbana giren kadın bunu böyle algılamasa bile artık malın sahibi haline geldiğini düşünen o Müslüman erkek böyle algılıyor.
Ve kadın bu kölelik zihniyetine-ilişkisine karşı çıktığında da erkek onu öldürme hakkını kendinde görüyor.

Türkiye’de AKP iktidarları döneminde, İslama hizmet/İslam’ı yayma adı altında türbanla tek tip kadın yetiştirme projesi devreye sokulmuş; bu tek tip zihniyet de kadın cinayetlerini beslemiş, kanlandırmıştır.

İslamı yayma adı altında yürütülen kadını köleleştirme sürecine bir biçimde karşı çıkan kadın bugün kolayca katledilmektedir.

DEVLET POLİTİKASI OLDU
Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı dönemindeki konuşmaları ve uyguladığı Milli Eğitim politikası da bu vahim gelişmeye kötü biçimde destek olmuştur. Kadın cinayetlerinin azgınlaşması, son 12 yıllık devlet politikasının ürünü sayılabilir. Cinayetler; iktidarın imal ettiği “Kindar ve dindar nesil”in kanlı eseri olarak toplumu tehdit etmektedir.

Bu cinayetleri besleyen kurumları açık açık görelim:

*“Flört günahtır, el ele tutuşma günahtır!” diyen Diyanet İşleri Başkanlığı’ndaki bugünkü zihniyet. Diyanet; camilerimizi siyasallaştırmış, tek tipleştirmiştir. Diyanet; bilgi değil günah üreten bir merkeze dönüşmüştür ve Türkiye’nin geleceğini karartmaktadır.

*Din dersi öğretmenlerinin çıktığı ilahiyat fakülteleri de çağdışı eğitimi ile cinayetlere zemin hazırlamaktadır. Başını örtmeyen kızlara tecavüz etmeyi mübah sayan sapık din dersi öğretmenlerini bunlar imal etmektedirler.

*Din eğitimi altında gericilik eğitimi (Arabizm) yapan, kız çocuklarını bile türbana girmeye teşvik eden Milli Eğitim Bakanlığı ise baş suçludur…

*Dine hizmet amacıyla kendisini gizleyen gerici dernekler, vakıflar ise pervasızca kadın düşmanlığına devam etmektedirler.


ERDOĞAN ETKİSİ
Başbakanlığı dönemlerinde; kadın modelini, “çağdaş kadın tipi”nden “türbanlı kadın tipi”ne geri götüren Tayyip Erdoğan’ın bu cinayetlerin artmasında ciddi bir etkisinin olduğunu söylemenin zamanı gelmiştir de geçmektedir bile… Çağdaş kadın tipine karşı nefret saçan konuşmaları, göndermeleri, alt tabaka insanları arasında çok kötü sonuçlar yaratmıştır.

Onun zorlaması ile bugün okullarımızda kız çocuklarımızın çağ dışı bir zihniyete teslim edilmiştir. Kadın cinayetleri, türbanı yayma eyleminin bir parçası olarak daha ilköğretim okullarında meşrulaştırılmaktadır. Din dersi öğretmenlerinin büyük bölümü, Arabistan’ın şeriatçı öğretmenleri gibi çalışmakta, çocuklarımızı zehirlemektedirler. Camilerde, ne yazık ki bu zihniyeti besleyen anlayış yayılmaktadır. Arapçılığı İslam zanneden din adamları ve politikacılar yüzünden ülkemiz, tarihinin en utanç verici dönemini yaşamaktadır. Türkiye’de dinci odaklar, kadınlara, IŞİD gözlüğüyle bakmaktadırlar ve onları öldürmeyi neredeyse cihad gibi görmeye başlamışlardır.

Bu süreçte en acı veren olgu ise, AKP iktidarına yamanmış bazı kadınların, bu kanlı politikayı destekler tavır almalarıdır. İçlerinde politikacıların, akademisyenlerin ve bazı köşe yazarlarının da bulunduğu bu “türbancı kadın mangası” hemcinslerinin katledilmelerine mazeret uydurarak göze girmek peşindedirler.
Bütün bunlar, devleti yöneten siyasal kadronun ürettiği ve uyguladığı kültür-eğitim politikasının sonucudur…

Bugün, kendisini “namus bekçiliği” biçiminde ama dinci gerekçelerle gösteren kadın cinayetleri, ileride farklı olan ne var ise katletmeye başlayacaktır. Tek tip kadın yetiştirme projesinin bu kanlı sonucu; acaba Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı ürkütmemekte midir? Kadın cinayetleri ile AKP’nin din ve eğitim politikaları arasındaki paralelliği ne zamana kadar görmezden gelecektir?

Belli ki AKP iktidardan gitmeden kadın cinayetleri hız kesmeyecektir. Öyleyse uyanın ey kadınlar!...


Rıza Zelyut
ulusalkanal.com.tr




Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
sydneyden turan - 2 yıl önce
sayin zelyut sizin gibi vicdanli bir suru yazar bu konuyu yaziyor ama bu akp kadinlari 2nci sinif goruyor ve hala kadinlardan oy aliyor.acaip
Avatar
Kemal - 2 yıl önce
riza bey hay eline kalemine saglik... nasilda özlemiştik yazilarini...
Avatar
doğuş - 2 yıl önce
akp normalde %40 bandında bile olmamalı ama yoksullaştırdığı ve yardımlarla kendine bağladığı kesim ile akp ile zenginleşen i̇slamcı burjuvazi ve yandaşlarından oy alıyor. ayrıca işin oy çalma kısmı da var. rıza bey bizim tatlı su aydınlarının dile getiremediği gerçeklerle kadın cinayetlerini açıklık getirmiş kalemine sağlık. keşke yalandan tv spotlarıyla kadın cinayetlerini önlemeye çalışmak yerine gerçekleri görebilsek
Avatar
M.Dara Erben - 2 yıl önce
eeee nbe oldu? biz bu okullari, kurslari, enstitüleri, fakülteleri aydin din adami yetistirsin diye açmadik miydi,islami dogru ögretsinler diye avuç dolusu paralar harcamadik miydi?sonuç dedir? cinayet, aymazlik, yobazlik kolgeziyor. demek gerçek islamlik buymus, öyle mi? bu 1400 yillik bir sorudur.
Avatar
zafer - 2 yıl önce
akl-ı selim de böyle der... teşekkürler rıza bey..