banner863

Kanlı ve kirli sığınak


Soner Polat

Soner Polat

24 Şubat 2016, 20:34

 TBMM’deki partiler ve milletvekilleri hep birlikte ülkedeki tüm kötülüklerin anası gördükleri İç Hizmet Kanunu’nun 35’inci maddesine hücum ettiler… En güzel (!) tanımlamayı CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu yaptı: “Kanlı ve kirli sığınağın adı!” 13 Temmuz 2013 günü büyük bir zafer (!) kazandılar! Coşku ve mutlulukları görülmeye değerdi…

NEYDİ, NE OLDU?
Eski kanuna göre TSK, “Türk yurdunu ve Anayasa ile belirlenmiş TC Devleti’ni korumak ve kollamakla” görevlendirilmişti. Demokrasi havarisi (!) partiler ve vekiller bunu değiştirerek, TSK’yı sadece dış tehdide karşı koyan bir kuruma dönüştürdüler…
Bozuk pusulalarının gösterdiği yegâne istikamet olan ABD’de ise askerler şu yemini yaparak görevlerine başlıyordu: “ABD anayasasını, iç ve dış, her türlü düşmana karşı koruyacağıma dair en kutsal değerlerim üzerine yemin ederim. (I do solemnly swear that I will support and defend the constitution of the US against all enemies, both foreign and domestic.) Çok bilenler, ülkenin bekası ile demokrasi arasında ince çizginin farkında ile değildi!
Böylece TSK’nın içteki düşmanla mücadelesi yasal olarak engellenmiş oldu. Ayrıca, Valilerin askeri birlik talep etme durumlarını düzenleyen 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu da bir anlamda boşa çıktı!

BURNUNUN UCUNU GÖREMEYENLER
Türkiye 1984 yılında bu yana bölücü terörle mücadele ediyor… Mücadelenin merkezinde TSK var! Siz asli unsuru sahadan çekerek bölgeyi adeta PKK’ya ikram ediyorsunuz. TBMM’deki partilerin ve destek veren vekillerin vizyonu işte bu kadardır! Peki, şimdi niçin kendi çıkardığınız yasanın arkasında duramıyorsunuz! Hani TSK sadece dış düşmanla mücadele edecekti! İleri demokratlar (!) diliniz mi tutuldu? Bu kadar da pişkinlik olmaz ki! Türkiye’nin en büyük sorunu, kerameti kendinden menkul bu partilerdir…

METİN TÜKENMEZ
Sayın Tükenmez gençlik yıllarımdan bu yana takip ettiğim bir spor filozofu, gerçek bir spor kuramcısıdır… Bu değerli şahsiyeti sadece spor yazarlığının içine hapsedemeyiz! Sporun, hayatın diğer alanlarına yaptığı etkileri bize o öğretmiştir. Aynı zamanda entelektüel düzeyi çok yüksek bir yazım ustasıdır! Kişisel görüşüme göre, son 30 yıla baktığımızda, Türkiye’deki en saygın ilk beş gerçek spor yazarından birisidir. Kendisi ile aynı gazetede yazmaktan büyük bir onur duymaktayım.
Yazdığım bir fikir yazısı, hem de gazetemde yayımlandığı gün bir basın kuruluşu tarafından, yazının ruhu dikkate alınmadan polemik konusu yapılmıştır. Bu makalem hakkında Sayın Tükenmez’in kaleme aldığı, “Saygın Komutanımız Soner Polat” başlıklı yazı yine aynı basın kuruluşu tarafından, muhtemelen kamuoyunu yanıltmak için başlığı gizlenerek, bana yönelik, açık ve anlaşılır övgüler, yergi gibi gösterilerek nakledilmiştir…
Ayrıca bu basın kuruluşu, yazının ruhunu teşkil eden “Arda Turan’ın açıklamaları ve bu oyuncunun Barcelona’ya transferinde büyük firmaların rolü” ve “Türkiye Futbol Federasyonu’nun Amedspor ismini tescil etmesi” konularında lehte ya da aleyhte hiçbir yorum yapmamıştır. Eleştiri bu yönde yapılsaydı, ancak saygı duyulurdu! Bu durumda ister istemez akla, polemik ve yapay tartışmalardan beslenerek tıklanma oranını artırma ve “Arda Turan” konusunda yazılan kitabın satışını körükleme dışında bir ihtimal gelmemektedir.
Bir coğrafi yer için resmi ismi dışında başka bir isim dayatma, aslında örtülü ve uzun vadeli bir mülkiyet talebi için atılan ilk adımdır. Bütün jeopolitik uzmanları bunu bilir! Türkiye, Türk Boğazları yerine “Bosforus ve Dardanelles” kullanıldığı için onlarca NATO dokümanına onay vermemiştir. Katıldığım bir uluslararası toplantıda Yunanistan, Güney Arnavutluk için “Kuzey Epir” ismini dayattığı için toplantıyı bloke etmiştim. Yunanistan, “Makedonya” ismini reddettiğinden bu ülkenin uluslararası ismi, garip ama “Eski Yugoslavya Cumhuriyeti Makedonya’dır!” Konu sanıldığından çok daha derin ve önemlidir. Ne var yani, İstanbul’un eski adı “Konstantinopolis” idi. İstanbul Başakşehir Kulübünün ismi Konstantinopolisgücü olsun mu demeliyiz?
Aydınlık gazetesi ve Ulusal Kanal haber portalındaki bütün yazılarım, kendi inanışıma göre ülkenin çıkarlarını savunmaya yöneliktir. Kişiler ancak bu çıkarları etkiledikleri ölçüde yazı konusu olabilirler…


Soner Polat
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
MDD - 10 ay önce
Ali, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan ve çoluk çocuk, yaşlı genç, erkek kadın Azeri sivillerin Ermenistan'a bağlı kuvvetler tarafından toplu şekilde öldürülerek katledilmesi 26 Şubat 1992 tarihinde olmuştur. Yani Yarın yıl dönümüdür. Yarın Aydınlık alır okursan ve Ulusal Kanal'ı izlersen Bu katliama karşı en duyarlı basın ve kanal olduğunu görürsün. Ermeni soykırım yalanına karşı cesurca mücadele eden Aydınlık ve Ulusal Kanal Hocalı Katliamını her zaman gündemde tutmuştur. Arşivlere bakarsan veya Google'a Hocalı katliamı Aydınlık veya Hocalı katliamı Ulusal Kanal yazıp ararsan görürsün. Önce araştırmak lazım.
Avatar
Gülay Akdağ - 10 ay önce
İşin en acısı da daha referandum konuşmalarında Kemal Kılıçdaroğlu "A.Ayata'ya TSK nın iç tüzün 35. maddesinin kaldırılması için kanun teklifi hazırlaması talimatını verdim" dediği anda CHP benim için bitti, nesillerce oy verdiğimiz aAatürk'ün partisi silindi. Kaleminize sağlık Sayın Polat.
Avatar
Ali - 10 ay önce
Soner Bey, Hocalı katliamın neden görmüyor aydınlık ve ulusal kanal bunu bir araştırsanız!