Kartopundan çığ yaratmak


Yener Oruç

Yener Oruç

29 Ekim 2015, 14:20

 Seçimlere üç gün kala Doğu Perinçek’in fotoğraflarıyla sunulan Vatan Partisinin seçimlere
katılmayacağı ya da Perinçek’in CHP’yi desteklediği haberleri sosyal medyada yer almış bulunuyor.

Yayılmasına çalışılan bu haberler, katıldığı canlı yayında bizzat Doğu Perinçek tarafından (28.10.2015/ s:20:30 Ulusal Kanal, HaberArtı programında) yalanlanmış, düzmece haberlerin kaynağının CHP çevrelerinin bir seçim hilesi olduğu beyan edilmiştir.

Yazıklar olsun Atatürk’ün CHP’sini bu hale koyanlara.

Gerçek CHP’liler asla bunu yapamaz. Olsa olsa Ergenekon, Balyoz gibi kumpas geleneği olanların işi mi demeliyiz? Yoksa bunlarla olan dirsek temasları neticesi mi bu ahlak gelişti!
Ne de olsa üzüm üzüme baka baka kararırmış, misali…

Lütfen bu haberleri yalanlayarak CHP’nin itibarını kurtaralım. Çünkü Kemalistlerin yurdu; CHP’nin geleneği bu değil. CHP’nin damarlarında Çanakkale’den bu yana Mustafa Kemal’in taarruzu değil, ölümü emretmek samimiyet ve doğruculuğun ruhu dolaşır.

Ancak kendi özüne uygun olmayan benimsemeler neticesi geldiği noktada HDP’nin şımartılıp, onun baraj başarısına bağlı; Tayyip zıtlığı zemininde sığınmış CHP’nin sığ seçim politikası geride kaldı diyeceğiz ama anlaşılan değişen bir şey yok. Her zamanki gibi seçim başarısını Vatan Partisi ittifakıyla kazanacakken VP’ne gidecek oylara bel bağlamak hatta böylesi numaralara girişmek; nihayetinde niyet dahi olsa, olası başarısızlığını şimdiden VP’ne gidecek oylarla açıklamaktır, bu düzmece yayımlar. Taktik boyut sadece yalan düzmekle de sınırlı değil.

Kemalistler nezdinde kaybettiği itibarını kazanmak için CHP’nin özde değil, görüntüde çabaları da var. Mesela zıt söylemlerine karşın Süheyl Batum, Birgül Ayman Güler gibi isimleri gözden çıkarırken Ümit Kocasakal’ı kazanmak gibi.

Bu nasıl bir tutarlılık? Ama Aydınlık’tan Yavuz Alogan’ı okuyunca tutarlılığın bir diğer yüzünü de algılıyorsunuz. Zamanlamasından bir seçim öncesi kurnazlığı olarak Kemalistlerin oyları için olta yemi olmayı sindirebilmeyi de görüp, asıl siyasi söylemde tutarlılığın tüzel olduğu kadar bireysel yönüyle irdelenmesi gereği sonucuna ulaşıyorsunuz.

Yavuz Alogan’ı okuyalım:” Biri daha var. Nedense bana Yüzüklerin Efendisi dizisinde, aslında basit bir “hobbit” olmasına rağmen, günün birinde Tek Yüzük’ü bularak karanlık güçlerin etkisine giren Gollum karakterini hatırlatıyor. Cazgır, agresif, hiperaktif bir avukat. “Ben sana mecburum, bilemezsin/Adını mıh gibi aklımda tutuyordum zaten” falan diyerek, bir araba eleştirel lafla yerden yere vurduğu CHP’ye iltihak etmesi, siyasi söylemde tutarlılık açısından önemli bir ders niteliğindedir.”

Bu eleştiriye muhatap oluş biraz da deneyimsizlikten olmalı. Siyasete katılması arzulanan Kocasakal’ın seçim sonrası kıpırdamış fakat sıçrayamamış bir tablo sunacağı giderek aşikârlaşan CHP’de rol alması daha birleştirici bir tutuma şans vermesiyle CHP’nin Y-CHP
çıkmazından kurtuluşunda bir isim olmayı test etmesi gerekliliği kendisi için şık olduğu kadar gücünü doğru zamanda ölçüp, tayin edebilmekti. Yerel değil de ulusal politika amacındaysa ne yazık ki birleştirmede kolayca başa güreşemeyecek, tutarlı olamayan bir milada dâhil oldu.

Umut Oran’ın 28 Ekim çağrısı da hiç şık olmadı.” Bugün CHP saflarında birleşemeyenler yarının büyük kavgasında da şer cephesinde yer almış sayılacaklardır.” sözüyle  kaş yapayım derken göz çıkardı. Çünkü partisini VP Genel sekreterinin ağır ve tutarlı yanıtıyla karşı karşıya bıraktı. AKP koalisyonuna karşı çıkışı da bu sonuçsuz çağrıyla eridi. Bu çağrının uzandığı yer CHP Kurultayı. Ama o zamana kadar çok sular akar. Serhan Bolluk’tan aldığı yanıta bakınca Umut Oran bumerang etkisine maruz kalmış durumda. Bumerang’da hedef tam tutmalı, hedef yerle yeksan olmalı ki sekmesin, kafan gözün yarılmasın…

Nazik ama naif kalan benzer bir çağrı da daha önceden Bedri Baykam’dan geldi. Ama asıl yararlı çağrı VP’nin ittifak çağrısıydı. Bu ittifak çağrısına kararlı yaklaşmak gerekmekteydi. CHP’yi ittifaka zorlayacak kararlılık, azim ve irade net olarak konmalıydı.
Bu sadece burada adı geçenler için değil, tüm Kemalistler için geçerliydi. Seçmen iradesi ortaya koymak başka, partili olmak başkaydı. İttifak yoksa ben yokum, diyebilmekti. Böylece oran olarak üçüncü parti konumundaki sandık başına gitmeyen seçmen kazanılarak bu seçime gidilmeliydi. Zaten AKP’nin bahsedilen seçmen nedeniyle yüksek oranları yakalamıyor muydu?

Buna rağmen VP’nin ittifak önermesi CHP ajandasında yerini buldu mu? Bulmadı.

Oysa seçmen çoğunluğu için bir heyecan, bir umut dalgasıydı bu ittifak. Samimi,dengeli , gerçekçi bu teklifin özü  mecliste 200’ün üzerinde sandalye kazanmaktı.

Altında kimlerin kalacağı belli olan bir kartopundan çığ yaratmaktı.

O çığ; CHP Genel Merkezinin siyasi rotasının özünden kopuşuna ek Vatan Partisinin baraja takılacağı güdülemeleriyle her iki partiye yabancılaşıp, sandığa yönelmeyen ancak ittifakla sandığa yönelecek geniş kitlenin CHP sandalye sayısını arttırmasının yanı sıra Vatan Partisinin de mecliste  grup kuracağı dahası iktidarı ortaklaşarak başlayan bir birlikteliğin daimi formülüne de vesile olup, TBMM’de Mustafa Kemal ruhunu egemen kılacak bir çığ yaratmanın taa kendisiydi; VP’nin ittifak teklifi.

CHP kartopu etkisini algılamak istemedi. VP’nin çarpan etkisini aldığı son seçim oranıyla ölçtü. Oysa bu oranın etkisi; matematiksel değil, hissiyata etkisiydi. “Hissiyat denilen şey, aklın, muhakemenin çok üstünde bir kudret ve kuvvete sahiptir.” diyerek neye kadir olduğunu Mustafa Kemal Atatürk öğretmemiş demek ki kimilerine!

Ne yazık ki seçim sonucunu belirleyen güç bundan böyle (güdü almamış, yönetilememiş) seçim katılım oranının yüksekliğine bağlı olacak. Bu nedenle VP seçmenini demoralize ederek sandıktan alı koyacak çabalar acaba kimin işine yarar, diye sormak gerek? Elbette AKP’nin.

AKP’ye gitmedikçe alamadığın ancak sandığa girmiş her oy aslında biraz da senindir, bu durumda. Sandığa gitmede güçlük çeken komşunuz bir başka partiden olabilir. Ama arkanızı dönemezsiniz. Onu sandığa taşımak kendi partinizin oy oranını AKP karşısında yükseltmektir. Katılımın yüksek olmasını sağlamak bir cumhuriyet görevi, bu seçimlerde.

Ertelemelerin,kısıtlamaların olmayacağı minnetimizin küçük bir ifadesi olan çelenklerimizi sunabileceğimiz 29 Ekimlere selam olsun diyerek Cumhuriyet Bayramınızı kutlarım.

Yener ORUÇ





 
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.