Kendi gücünün farkında olmak


İsmail Hakkı Pekin

İsmail Hakkı Pekin

21 Şubat 2015, 11:08

 ABD ve AB’nin Ortadoğu’da özellikle de Suriye ve Irak’ta IŞİD’e karşı PKK’ya ve Kürtlere ihtiyacı olduğu açık. Hem IŞİD’i bertaraf etmek hem de genelde Ortadoğu’da özelde Suriye ve Irak’ta istedikleri düzenlemeleri yapabilmek için daha önce yaptıkları gibi birilerini kullanmaya ihtiyaçları var. O birileri şimdi Kürtler ve onların gözlerini hırs bürümüş liderleri. Bölgede bir bölen olarak kullanılıyorlar. İran’a karşı da kullanılacak önemli bir güç, tabii şu anda zamanı değil. Çünkü güçleri 3 veya 4 bölgede aynı anda kullanılabilmek için yeterli değil. Bu güç PKK, onun Suriye kolu PYD ve Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin tamamını kapsasa da hem bütün bölge için yeterli değil hem de kendi içinde çelişki ve çekişme barındırıyor. Bu güç ancak bölgesel ve küresel güçlerin desteği ile bir anlam kazanabilir.

ABD ve AB tarafından kullanılan ve müttefik payesi ile ödüllendirilen PKK, kendisine verilen sözler, Irak ve Suriye’de abartılan başarıları, AKP iktidarına bir şekilde kabul ettirilen, PKK’nın bölgede hakimiyet kurmasına ve gücünü abartmasına imkan veren ‘’açılım süreci’’ dolayısıyla hem Türkiye’yi tehdit ederek isteklerini kabul ettirmek cesareti göstermekte hem de bir taraftan kalkışma hazırlığı içinde bulunmaktadır. Genel seçimler öncesinde ‘’açılım sürecinin’’ ve iktidarın hatta muhalefetin oy kaygılarını kullanarak, hiçbir taahhüt de bulunmadan çok şey istemektedir. Türkiye Cumhuriyeti Devletini, şehirlerde ve metropollerde terörist eylemler yapmak ve çatışma çıkarmakla tehdit etmektedir. PKK’nın yerleşim yerlerinde örgütlenme ve buralarda kamu düzenini bozmayı amaçlayan eylemler yapmak, çatışmalar çıkarmak şeklinde özetlenebilecek yeni stratejisi iktidarı köşeye sıkıştırmış bir durumda göstermektedir. ABD ve AB’nin ise bu dönemde Türkiye’de bir sükûnete ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz. Böylece Türkiye üzerine bir baskı da onlardan gelmektedir.

Mevcut durumda PKK’nın gücü Türkiye dahil üç yerde birden eylem yapmaya, çatışmaya yeterli değildir. ABD ve AB’de bu aşamada PKK’nın Türkiye’de yapabileceği terörist eylemler ve kalkışma için durumun uygun olmadığını bilmekte ve bu konuda PKK’ya destek vermeyeceklerini ima etmektedirler. Ancak ‘’açılım sürecinde’’ çok fazla taviz verilen PKK, Türkiye’den beklediklerini alamazsa- ki bunların yerine getirilmesi Türkiye’nin bölünmesine yol açabilecek isteklerdir-PKK zamanın geldiğine hükmederek bir kalkışmaya cesaret edebilir.

Böyle bir kalkışma TSK kullanılarak ancak bastırılabilir. Bu durumda ABD, AB ve bölgesel güçler- belki İsrail ve İran hariç- büyük ihtimalle PKK’yı desteklemeyecekler ve bu aşamada Türkiye’de bir çatışma/iç savaş çıkmasını önlemeye çalışacaklardır. Ortadoğu’daki mevcut sorunlar, İran ve İsrail’in durumu, Ukrayna sorunu, IŞİD konusu dikkate alındığında ABD ve AB Türkiye’nin yanında olacaklardır.

Türkiye’nin yanında olmamalarının ve PKK’nın kalkışmasını desteklemelerinin Türkiye’nin Batı blokundan ayrılmasıyla sonuçlanabileceğinin bilincinde olacaklarını söylemeliyim. Tabii Türkiye Batı blokunda ayrılmaya kalktığında PKK’nın kalkışmasını bir araç olarak kullanmalarını ve onları desteklemelerini beklemeliyiz. Türkiye maalesef böylesi bir bıçak sırtı durumundadır.

Batı blokundan ayrılmış, bölgesel ittifaklar ve Avrasya ile ittifak yapmış bir Türkiye’de de PKK kalkışmasının Batı tarafından desteklenmesi, ABD ve AB’nin sadece Ortadoğu’da değil, Karadeniz, Kafkaslar, Hazar Havzası, Orta Asya’da yenilgisiyle sonuçlanabilir.

Böylesi bir jeopolitik ve jeostratejik öneme sahip, çok önemli avantajları elinde bulunduran ve bunları kendi lehine çevirme imkanı olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin PKK’ya önemli tavizler vermesi ve ülkeyi bir iç çatışma ve bölünmeye yol açabilecek bir konuma getirmesi kabul edilemez bir yanlışlıktır.

Türkiye Cumhuriyeti, Devleti iç ve dış politikaları, uyguladığı/uygulayacağı stratejileri, yabancı ülkelerin tavsiyeleri ya da yabancı ülkeler ne der mantığı ile belirlemeye devam ederse, milli çıkarlar yerine kişisel ve parti çıkarlarını esas alırsa, geleceğimiz nokta bu günkünden farklı olmaz. Bunu yaklaşan seçim döneminde ve seçimlerden sonra hep birlikte yaşayacağız ve göreceğiz. Umarım sonuçları çok ağır olmaz. Ağır bir bedel ödemek durumunda kalmayız. Bu arada bir ülkenin en önemli diplomatik aracının onun Ordusu olduğu unutulmaz sanırım. Ordu ülke politikası ve stratejisinin arkasındaki yaptırım gücüdür. İlla da savaşması gerekmez. Caydırıcılığı belki de savaşmasından daha önemlidir. Tabii gerekirse her türlü savaşa da hazır olmalıdır. Silahlı Kuvvetlerin denklemde olmadığı hiçbir politika ve stratejinin başarı şansı yoktur.

İsmail Hakkı Pekin
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
veysel demirhan - 2 yıl önce
paşam sizleri adı vatan olan partde siyasette görmek tam düşmanı şaşırtan ve askeri diplomasiye ihtiyacımız vardı buda tamamlandı koyduğunuz tanı ve tespıtleriniz çok doğrudur..başarılar..