banner863

Kılıçdaroğlu’nun liderlik süresi bitti


Can Ataklı

Can Ataklı

16 Haziran 2014, 19:58

İyi akşamlar iyi haftalar sevgili izleyiciler; öğle saatlerine kadar bu akşamki sohbet için Musul’daki gelişmeleri izliyor ve ona göre hazırlık yapıyordum.
Geçen hafta ısrarla söylediğim gibi Musul’daki rehine olayında iktidarın parmağı olduğuna artık kuşku da duymuyorum, işin içinde olduklarına eminim.
Bakın başbakan ne dedi milleti güya yatıştırmak için “Ben konsolosla bizzat görüştüm” Öyle demedi mi?
Tabii gazetecilikte soru sorma organları bozuk olduğu için kimse cesaret edip de başbakana “nasıl görüştünüz?” diye soramadı.

Başbakan nasıl konuştu?

Konsolosun telefona teröristler tarafından el konulmaması mümkün mü? Zaten konsolos her şeye rağmen telefonunu saklamayı becermiş olsa sadece Başbakan’la konuşmaz, en azından ailesini arar, ayrıca birçok gazeteci konsolosun cep telefonunu bulup arıyor. Onlara da açar ve konuşur.
Demek ki başbakanın konuşması için bir aracı gerekli. Bu aracının da teröristlerden biri olması dışında bir ihtimal var mı? Yok.
Belli ki başbakan zaten bildiği kişilerle konuşuyor. Muhtemelen pazarlığı bizzat kendisi yönetiyor. Tamam, işin içinde Türkiye’nin parmağı var ama amaç buradan bir kahramanlık çıkarmak olunca rehine süsü veriliyor.

Rehine pazarlığını başbakan yapıyor

Anlıyoruz ki başbakan teröristlerle konuşuyor. Sonra da “Şu bizim konsolosu ver bakayım telefona, iyi mi değil mi kendi kulaklarımla bir duyayım” diyor.
Amerikan filmlerinden çok şey öğreniyoruz. Birini rehin alıyorlar. Sonra herkes harekete geçiyor, karşıdan telefon bekleniyor. Telefon gelince pazarlık başlıyor. Buradaki en önemli unsur fidye istenen kişinin sağ ve sağlıklı olduğunun kanıtlanması.
Bu nedenle görüşmenin sonuna doğru pazarlığı yürüten “rehineyi telefona ver bakayım” der. Rehine de konuşarak en azından sağ ve sağlıklı olduğunu kanıtlamış olur.

Dünya lideri kazandı propagandası

Bundan sonra olacakları tahmin etmek çok zor değil. Rehineler başbakanın uygun göreceği bir tarihte serbest bırakılır. THY uçakları Musul’a gider. Rehineleri alır gelir.
Yandaş medya ve yalakalar da “dünya lideri ince diplomasi uygulayarak teröristleri ikna etti, rehinelerin kılına bile zarar gelmeden hepsi getirildi” propagandasına başlar.
Sonra bazı gazetecilere güya ayrıntılar verilir. Teröristler tam rehineleri öldüreceği sırada başbakan gücünü gösterdi, teröristler çok korktu ve rehineleri bıraktı falan gibi yayınlar da yapılır.
Dış işleri bakanı yine çıkar ortaya “sabrımızı test etmeyin dedik” der. Teröristler kararlı tutumumuz üzerine direnmenin fayda getirmeyeceğini gördü” diye ekler. Falan filan.
Sonuçta zaten iktidarın her söylediğine inanmayı adet haline getiren kesimler yine “yaşaaa, bravooo” diye alkış tutar. Sanki ağaç kesilmesine bile alkış tutmuyorlarmış gibi.
Erdoğan da cumhurbaşkanlığı seçimlerine “teröristleri dize getiren dünya lideri” havasında girer. Seçimi garantiler. Plan bu.

Ekmeleddin İhsanoğlu bombası

Bu konuları biraz ayrıntılı olarak anlatmayı düşünüyordum, ama dediğim gibi öğle üzeri durum değişti. Çünkü CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu “Cumhurbaşkanı adayı olarak İslam Konferansı Örgütü eski Genel Sekreteri Ekmeleddin İhsanoğlu adını MHP’ye önerdiklerini” açıkladı.
Kılıçdaroğlu bu ismin tam da daha önce tanımladıkları profile çok uyduğunu, CHP’nin yepyeni bir dönem açtığını söyledi.
Daha sonra konuşan MHP lideri Devlet Bahçeli ise “Ekmeleddin İhsanoğlu adına olumlu baktıklarını” söyledi ancak “konuyu arkadaşlarımızla da görüşeceğiz” dedi.

Henüz kesin aday değil

Birincisi şu; Şu anda Ekmeleddin İhsanoğlu resmen aday değil. CHP “çatı adayı” olarak bu ismi MHP’ye bildirdi. MHP ise ismi aldı, olumlu baktıklarını, ama yine de değerlendirme yapacaklarını açıkladı.
Demek ki İhsanoğlu adını MHP reddedebilir. Bunu bir kenara yazın.
İkincisi bu tarihi kararla, tarihi diyorum ama yanılmayın, olumlu anlamda değil, çünkü bu tarihi karar CHP tarihinin en kötü en talihsiz kararıdır, CHP yönetimi de intihar etmiştir.
CHP bu kararla Cumhuriyet ilke ve devrimlerine ihanet etmiş duruma düştü.
CHP bu kararla Türkiye Cumhuriyeti’nin ancak “İslamcı bir kimlikle” yürüyebileceğini kabul etmiş oldu.
İktidardaki dinci siyasetle mücadele etmek, halka doğruları, iyiyi, güzeli, medeni olmayı anlatmak yerine, AKP’nin kuyruğuna takılarak “bundan sonra ancak İslamcı bir anlayışla ayakta kalabiliriz” dayatmasına karşı gücünün olmadığını gösterdi.

Türkiye’nin Müslümanlıkla sorunu yok

Sevgili izleyiciler, Türkiye’de halkın yüzde 99’u Müslüman. Bu ülkede, aklı başında kimsenin dinle, Müslümanlıkla hiçbir sorunu yok.
Ancak bu ülke 1923 Cumhuriyet devrimi ile birlikte demokratik bir hukuk devleti olmayı seçmiş, laikliğin ise bu devletin temeli olduğunu kabul etmiştir.
Eğer, 1. Dünya savaşından sonra haritalar yeniden çizilirken, Atatürk gibi bir deha ortaya çıkmamış olsaydı, dünyaya parmak ısırtan bir kurtuluş savaşı vermemiş olsaydı ve laiklikle bütün inançlara karşı eşit duran bir sistem kurmasaydı, Türkiye bugün Arap ülkelerinden, Ortadoğu ülkelerinden farksız bir ülke olurdu.
Eğer bugüne kadar, Mısır’daki, İran’daki, Irak, Suriye, Lübnan, Ürdün gibi ülkelerde olduğu gibi mezhep çatışmalarına, kanlı kavgalara uğramadıysak bunu laikliğe borçluyuz.

Hep tahrik ettiler ama başaramadılar

Elbette Türkiye’deki laikliğin uygulanmasında hatalar oldu, yanlışlar yapıldı, kimi gruplar laikliği bir dayatma olarak algılayarak bir süre egemenlik de yürüttüler, ancak sevgili izleyiciler Türkiye hiçbir döneminde din yüzünden kendi içinde savaşmadı. Zaman zaman bunları tahrik etmek, insanları birbirine düşürmek isteyenler oldu. Sivas, Çorum, Kahramanmaraş’ta bunlar denendi.
Ama hepimiz biliyoruz ki bunların hiçbiri başarıya ulaşmadı. Aklıselim hep galip geldi. Çünkü laikliğin güvencesi vardı, bu badireleri hep atlattık.
Ama bakın Mısır’a, Suriye’ye, Irak’a. Birbirlerini öldürüyorlar ve bu öldürmeler daha uzun süre de devam edecek.
Şimdi gelelim Ekmeleddin İhsanoğlu’nun “CHP tercihi” olarak ortaya çıkmasına.
İhsanoğlu’nun İslam adına önemli hizmetler yaptığını söyleyebiliriz. En azından bir bilim ve düşünce adamı. Hayatını bu işe vakfetmiş bir isim.
Bu ayrı konu.

Önemli olan İslamcı kimliktir

Ama temel niteliği “İslamcı kimliğinin” hep önde olması. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük temsil makamı “İslamcı kimlikle” anılamaz. Ya da şöyle söyleyeyim, “Cumhuriyetin kurucusuyuz” diyen bir parti Cumhurbaşkanlığı makamı için “İslamcı bir kimliği” öneremez.
Peki, CHP neden böyle bir yönelim içinde. Çünkü asıl hedefini “Erdoğan’ı devirmek” olarak belirlemiş. Böyle olunca Erdoğan’ı ancak yine onun gibi olan biriyle devirmeyi başarabileceğine inanıyor. Hedef “ne pahasına olursa olsun Erdoğan’ı devirmek” olunca Cumhuriyetin başına İslamcı bir kimliği oturtmakta beis görmüyorlar.
Kısacası CHP şuna inanmış durumda; “Türkiye AKP ile muhafazakârlaştı, artık dini referanslar kullanılmazsa seçim kazanmamız bir hayal. Bu da bundan sonra Türkiye İslamcı bir çizgide yürümek zorundadır. O halde biz de İslamcılığı öne çıkarmalıyız, başka türlü seçim kazanamayız.”
Sevgili izleyiciler, bu çok yanlış bir mantıktır.
CHP’nin seçim kazanmak için İslamcı kimlikleri içine almaya, çizgisini İslamcı gibi yapmaya ihtiyacı yoktur.

CHP halka güven vermek zorunda

CHP’nin ihtiyacı halka güven verecek, partinin itibarını artıracak politikalar sunmasıdır. CHP kendisinden olmayanların da cazibe alanı olacak siyasetleri uygulamadıkça istediği kadar muhafazakâr görünmeye çalışsın, istediği kadar dini referans alsın, istediği kadar din istismarı yapsın fark etmez. Aslı varken insanlar neden kopyasına yönelsinler ki.
Sevgili izleyiciler, Türkiye’nin AKP ile sorunu İslam dini ile ilgili bir sorunu yok. Sorun bu iktidarın Türkiye’yi medeni dünyadan koparıp bir din devleti haline getirmek istemesindedir. Az önce dediğim gibi halkının yüzde 99’unun Müslüman olduğu bir ülkede din karşıtı, İslam karşıtı olmak kimseye bir yarar sağlamaz ki çok küçük gruplar dışında AKP’lisi de, CHP’lisi de, diğer partilere gönül vermiş olanları da bu hassasiyetleri bilir, ona göre davranır.

İnancı kimsenin elinden alamazsınız

Ne bugün ne dün, Cumhuriyet döneminde, hiçbir zaman insanların inançları gereği yaşamasına, ibadet yapmalarına, dini kültürlerini yaşatmalarına bir engel çıkarılmadı. Zaten inanç insanın içindedir, vicdanındadır, nasıl engel olacaksınız, inancını nasıl elinden alacaksınız ki?
Siz bakmayın dini istismar edenlerin “Türkiye’de inancımızı yaşayamadık, Cumhuriyet dinimizi elimizden aldı” demelerine. Hepsinin yalan olduğunu herhalde aklı fikri olan, bu ülkede yaşayan, aile kültürlerinden gelen herkes biliyor.
Türkiye’yi diğer İslam ülkelerinden ayıran en önemli unsur, bir din devleti olmaması, çağdaş hukuk kriterlerini benimsemiş olmasıdır. Laiklik ilkesiyle bütün inançlara olabildiğince eşit durmaya çalışılmıştır. Son yıllardaki gelişmelerle laiklik tanımı da artık daha doğru biçimde algılanmaktadır ve bundan sonrası bana göre çok daha sağlıklı gidecektir.

Türkiye’de düzeni AKP bozdu

Türkiye’nin bu düzenini bozan AKP iktidarı oldu. Elbette Türkiye’de de mezhep farklılıkları, tarikatlar eliyle yürütülen ayırımlar, tarihten gelen husumetler vardı. Ancak işte laiklik bütün bunların üstünü örten, ortaya çatışma olarak çıkarmayan bir unsurdu.
AKP iktidarı ise buna hançer soktu. İslamı sadece bir mezhebe dayanarak, ama halkın büyük çoğunluğunun bu farkı fark etmeyeceğini de bilerek, hem çeşitli inanç anlayışları içindeki husumetleri canlandırdı hem de toplumun önemli bir bölümünü, laikliği savunan, daha çağdaş, medeni yaşamak isteyenlere karşı düşman yaptı.
Cumhurbaşkanlığı seçimi ve arkasından hayal edilen başkanlık sistemi ile de Türkiye’yi bir İslam devletine, daha doğrusu bir din devletine götürecek yolların taşlarını döşedi.
İşte CHP’nin “Başka türlü kazanamam” mantığı ile İslamcı kimliği önde olan birini aday göstermesi bu nedenle yanlıştır. Çünkü Türkiye’nin dünyaya karşı da “İslamcı bir kimlikle anılacak” ülke konumuna düşmesi sonuçta AKP’nin yönetim zihniyetinin ekmeğine yağ sürmektir.

Erdoğan hevesli olmayabilir

Şu andan itibaren Tayyip Erdoğan bile Cumhurbaşkanlığı için çok hevesli olmayabilir. Sonuçta Türkiye CHP’nin de onayı ile “İslamcı kimliğe” bürünmeyi tercih olarak ortaya koymuş olmaktadır. Yani Tayyip Erdoğan ve zihniyetinin hedefi de bu değil mi? Şimdi Erdoğan 2015 seçimlerini daha da güçlü olarak kazanmayı ve asıl sonuç olan anayasayı bu zihniyetin doğrultusunda yeniden yazmayı tercih edebilir.
CHP tarihinin en kötü kararıyla AKP’nin “din devleti” zihniyetine en büyük armağanı sunmuş olmaktadır.
Peki sevgili izleyiciler, yani yolun sonuna mı gelindi? Hayır. Kişisel tahminimi söyleyeyim. Belki biraz iddialı olacak ama Ekmeleddin İhsanoğlu Cumhurbaşkanı adayı olmayacaktır. Bugün açıklanan niyet kararı CHP’de çok büyük çalkantıya neden olacaktır. CHP tarihinin en büyük kırılmasını yaşayacaktır. Bu koşullarda Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı da fiilen bitmiştir.
Parti kararı ile “başkası aday gösterilmeyecek” dense bile buna uyulmayacak ve CHP bir ya da birkaç ismi daha aday gösterecektir. Böyle bir ya da birkaç adayın çıkması halinde Kılıçdaroğlu’nun istifa etmesi kaçınılmazdır.

CHP yönetiminin sonu geldi

Sonuçta CHP Ekmeleddin İhsanoğlu adından vazgeçse bile bugünkü yönetimin de sonu gelmiş olacaktır. Kılıçdaroğlu ve ekibi daha fazla işbaşında kalamaz. CHP ya bölünür ya da Kurultay’a giderek yeni genel başkanını ve yöneticilerini seçer.
Son olarak bir noktayı daha söylemek istiyorum. CHP’nin yönetim kadrosu, eli mahkum, adı söylenen kişiyi desteklemek zorunda. Genel sekreter Gürsel Tekin açıklama yaptı. Dedi ki 2”ugüne kadar çok çeşitli çevrelerle görüştük. Ekmeleddin İhsanoğlu her kesimden destek gördü.”
Harika değil mi? Siyasi partilerden sendikalara, sanatçılardan aydınlara kadar herkesle görüşüldü. Meğer bunların hepsi “Aman Ekmeleddin İhsanoğlu çok iyi olur” demişler. Ama her nasılsa bu kadar geniş çevreden hiçbir sızma olmamış. Görüşülen kişi ve kurumlardaki hiç kimse bu ismi başka yerde telaffuz etmemiş. Genel başkanın odasında kimin ne konuştuğu bile birkaç saat içinde internete düşerken, onca kalabalık bir kesim bu ismi saklamış ha. Buna inanalım öyle mi?
Sadece bir soru. CHP milletvekillerine bir soru. Elinizi vicdanınıza koyun ve samimi biçimde söyleyin, Ekmeleddin İhsanoğlu adını bugüne kadar kaçınız aday olarak biliyordunuz?
Evet sevgili izleyiciler, bugün sürem bitti. Ama biliyorsunuz bir saat sonra Halil Nebiler’le birlikte sunduğumuz çift Vuruş var. Orada vaktimiz de daha bol olacağından bu konuları bolca konuşacağız. Bekliyorum, bir saat sonra. Hepinize iyilikler dilerim, şimdilik hoşça kalın.

 
GÜNÜN YORUMU. 16.6.2014. PTS. paylaşan: ulusalkanal
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.