Korkaklar ve cesurların seçimi


Hüseyin Vodinalı

Hüseyin Vodinalı

06 Haziran 2015, 15:27

 Bu yazı seçimden önceki son yazım.

Sonuçları ben de herkes gibi merakla bekliyorum.

Hile hurda olur mu? Olursa ne kadar olur, bunlar da ayrı mevzular.

Ama bildiğim bir şey var ki, o da bu seçimlerin korkaklarla cesurlar arasında geçeceği.

Her zamanki gibi korkaklar çoğunlukta olacak.

AKP cephesinde, mahalle baskısı, suçluların telaşı, ganimetin kaybedilme korkusu.

Buna dinci bezirganların genel korkutma çabalarını da ekleyin.

Yani, bunlar (ötekiler) gelirse dininizi imanınızı elinizden alır filan türünden.

Ama o cephede en büyük korku, suçluların korkusu.

Hesabın kabarık gelmesi, yenilen hurmaların tırmalaması gibi endişeler etkili muhakkak.

Tabii tabandan çok daha yukarıları kastediyorum ama taban da buna dolaylı ortak.

CHP cephesinde ise seçmende ise farklı bir korku var.

Onlar tüm oyların CHP’ye verilmesini istiyor, her seçimde olduğu gibi yüzde 10 baraj etkili bir bahane.

Hele bu seçimi de “köprüden önceki son çıkış” seçimi olarak yansıtıyorlar ki, Y-CHP’ye kızgın olan, normalde oyunu CHP’ye vermeyecek olan kişilere “oyları bölmeyin” baskısı yapıp, panik verişi peşindeler.

CHP’li seçmen ise büyük bir rejim ve gelecek korkusu içinde. Ki bu haklı bir korku, buna karşı çıkmıyorum.

Ancak, geleceği kurtarmak için AKP’yi Türkiye’nin başına bela eden bir kişi (ve onun türdeşi bir ekipten) medet umuluyorsa bu saçma bir korkudur.

Kemal Derviş’i kastediyorum.

Batı ve mümessili sermaye mahfillerinde pişirilen yemek, Tayyipsiz bir AKP ile CHP ve HDP koalisyonudur.

Bir kasetle CHP’nin başına gelen Kemal Kılıçdaroğlu, Soros Vakfı kurucusu ve ABD Büyükelçisi ile otel odasında görüşme geçmişini taşıyor.

Ulusalcı, Cumhuriyetçi, Kemalist isimleri tasfiye etti.

1930’ların Türkiye’sini “faşist” ilan etti.

Dersimli Kemal lakabını çok seviyor.

Laikliğin tehlikede olmadığını söylüyor.

10 yıla yakın süren ve bugünlerde doruğa ulaşan PKK – AKP çözülme sürecini de destekliyor.

Ama 10 Kasım’larda Anıt Kabir’lere koşan “Atatürkçü” teyzelerimiz, çarşıda pazarda mahallede “oyunuzu CHP’ye verin, baraj altına vermeyin, AKP’ye oy vermiş sayılırsınız” türünden beyin yıkama operasyonları yapıyor.

İşte bu manasız bir korkudur.

Korkunun kokusudur.

HDP’ye oy verecek olan “Beyaz Türkler” ya da “yetmez ama evetçi” kesimler ise yine baraj aritmetiğiyle meşgul.

Barajlar Kralı Süleyman Demirel bile onlar kadar baraj hesabı yapmamıştır.

Neymiş efendim, HDP barajı aşamazsa PKK yeniden silaha sarılırmış, kan dökülürmüş.

Resmen şantaj bu.

Ama çook demokratik yani.

Onlara göre, dünya tatlısı, elma şekeri kıvamındaki Selahattin Demirtaş, AKP’den çalacağı 60 milletvekili ile meclisi Davutoğlu’na dar edecekmiş.

Bunlar Dolmabahçe Sarayı’nda yaprak mı sarıyorlardı hocam?

Gezi olaylarında Taksim’e çıkanlara “darbeci” demiyor muydu Selo?

HDP Eş Başkanı Demirtaş ise, üst başkanı kim? Apo, Kandil vs.

Her seçimde PKK silah zoruyla oy toplamıyor mu?

Kürtler bile korkuyorlar PKK’dan.

Çünkü çok acımasız.

MHP’ye oy verecek olanlara sözüm yok.

Devlet Bahçeli yeterli bir cevap olacaktır.

Seçim kampanyasına başladıktan sonra oyları düşen bir parti olabilir mi?

MHP seçmeni ve yönetimi en çok Devlet bahçeli’den korkuyor olmalı.

Çünkü yıllardar bir türlü değiştiremiyor.

Bırakın sürpriz bir ismi, Ümit Özdağ, Oktay Vural ya da Sinan Ogan gelse, MHP yüzde 25’in altına düşmez.

Ama yok, Bahçeli değişmiyor.

Korkuyla gidilen, korkuyla karar verilen, korku içinde sonuçları beklenen bir seçim.

Bu seçimin galibi yüreğini dinleyen, vicdanıyla oy kullanan cesurlar olacaktır.

Yüzde kaç olursa olsun.

Hiçbir telkinden etkilenmeden, Türkiye’nin en yerli, en milli ve de en mücadeleci hareketine cesurca oy verecek olan cesurdur.

Asıl düşmanla, yani emperyalizm ile 50 yıldır boğuşan, Namık Kemal’lerin, Mustafa Kemal’lerin geleneğinden gelen, Avrasyacı hareketi başlatan, Ermeni yalanını yırtıp atan, Gezi’de Taksim’e çıkan, Silivri’de duvarları yıkan, 19 mayıs’ları, 29 Ekim’leri bir direniş günü haline getiren Vatan Partisi’ne oy veren herkes Ergenekon’dan çıkışa oy verecektir.

Atlantik sistemine oy vermek kolay, korkuyla, beklentiyle oy verip kendinizi kandırabilirsiniz.

Ama Atatürk’ün yaptığı gibi yapmak zordur.

Onun için çelik gibi bir yürek gerekir.

Bakın SYRIZA’ya, 2004’te yüzde 3 oy alıyordu, 2015’te yüzde 36’yı buldu.

Neden?

Çünkü Atlantikçi soygun sistemine karşı, halkçı ve ulusalcı bir hareket.

Tıpkı Vatan partisi gibi.

Bugün Vatan Partisi’ne vereceğiniz her oy, yarın iktidara dönüşecektir.

Korkmayın…

Teslim olmayın…

Korkunun ecele faydası yok.

Korkunuzu yenin, vicdanınızın sesini dinleyin.

Hüseyin Vodinalı
ulusalkanal.com.tr


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
hamiyet - 2 yıl önce
çelik gibi yüreğinize ,cesur kaleminize sağlık.