banner863

Kurbağa ve akrep


Mehmet Bedri Gültekin

Mehmet Bedri Gültekin

05 Ağustos 2016, 12:49

Derenin karşı tarafına geçmek isteyen akrep, kurbağadan kendisini karşı kıyıya taşımasını rica etmiş. Kurbağa için küçücük akrebi taşımak işten bile değil, “olur” demiş.

Almış sırtına akrebi, tam derenin orta yerinde akrep kurbağayı sokmuş. Acıyla haykırmış kurbağa: “Neden?”

Akrep cevap vermiş: “Ne yapayım huyum böyle?”
 
Kendisini kurtaran kurumu arkadan hançerleyen iktidar

AKP’nin de “huyu” böyle. Türkiye ve elbette AKP İktidarı 15 Temmuz’da uçurumun kenarından döndü. Hiç şüphe yok ki bu dönüşte en büyük pay Türk Silahlı Kuvvetleri’nindir.

Deyim yerindeyse TSK tarafından “infaz mangaları”nın önünden alınan AKP’nin ilk işi, Türk Ordusu’nu var eden esaslara saldırmak oldu.

Harp okullarına öğrenci yetiştiren askeri liseler ile Harp Akademilerinin kapatılması, Harp Okullarının iğdiş edilmesi, askeri hastanelere son verilmesi, Harp Okullarının İmam Hatiplilere açılması vb…

Genelkurmay Başkanını ayrı bir makama, Kuvvet komutanlıklarını ise başka bir makama bağlayarak TSK’nın emir komuta bütünlüğünün bozulması...

Bütün bu düzenlemeler 15 Temmuz’un hemen ardından yapıldı.

Ama böylesine kapsamlı bir paketin bir hafta on gün içinde hazırlanması söz konusu olamayacağına göre, uzun yıllar alan hazırlıkların;FETÖ’cü kalkışma sonrasında “fırsat bu fırsat” anlayışıyla hayata geçirildiği anlaşılıyor.

Üzerinde durulacak birkaç nokta var: İlk olarak kullanılan gerekçe üzerinde durmak gerekiyor: YaniFethullahçı Terör Örgütü’nün Silahlı Kuvvetlere sızması…
 
Terör örgütlerine her istediğini verenler

Türk Silahlı Kuvvetlerinin savaşma yeteneğini baltalamak anlamına gelen düzenlemeleri yapanlar, sözünü ettikleri sızmaların kimlerin eliyle yapıldığını unutturmaya çalışıyorlar.

Meşhur 17 -25 Aralık operasyonlarının ardından Tayyip Erdoğan FETÖ ile geçmiş ilişkilerini, “Ne istediler de vermedik” sözleriyle özetlemişti.

İlginçtir, aynı Tayyip Erdoğan, tam bir sene sonra 2015 yılı başlarında (Suudi Arabistan gezisi öncesi havaalanında yaptığı basın toplantısı) aynı sözleri bu sefer de PKK ile olan ilişkileri için kullandı.

Başlı başına bu durum büyük bir suç itirafıdır. Bölücü-Gerici terör örgütlerinin bütün istediklerini yaptığını itiraf ediyor. Aynı zamanda bu itiraf, TSK’ya olan FETÖ’cü sızmasının asıl sorumlusunun kim olduğunu gösteriyor.

Ayrıca Silahlı Kuvvetlerin kendi içine sızan irticai unsurları YAŞ kararları ile temizleme kararlarına başlangıçta şerh koyan, daha sonra ise engelleyen kimdi?

“Yavuz hırsız ev sahibini bastırıyor.”
 
Ya devletin diğer kurumları?

Öte yandan FETÖ’cü sızmanın bütün devlet kurumlarına olduğu tartışma götürmez bir gerçek. Sadece Milli Eğitimden 60 bini aşkın öğretmen açığa alındı.

Milli Eğitim Bakanlığını kapatmak kimsenin aklına gelmiyor. Aynı durum Adalet Bakanlığı için de söz konusu.

Ve hiç kimsenin şüphesi olmasın bütün bakanlıklarda da durum aynıdır. Hatta daha da vahimdir.

TSK yakın zamanlara kadar irticai sızmalara karşı kendini koruyordu. Bakanlıkların ise böyle bir mekanizması hiç olmadı.

Devletin Bilimsel Araştırma Kurumu, Ergenekon ve Balyoz kumpaslarında sahte bilirkişi raporları hazırladı. Ama TUBİTAK yerli yerinde duruyor.

İmam Hatip yetiştirmek için meslek liselerini gerekli görüyorlar, hatta bütün liseleri İmam Hatip’e çevirmek için çırpınıyorlar. Ama görevi, Devletin, Milletin ve elbette aynı zamanda kendi hayatlarını korumak olan askerler için meslek lisesini gereksiz sayabiliyorlar.

İşte bu da ortaçağ ideolojisidir. Harp mesleğini öğrenmeye ne gerek var; okuyup üflersin ve bütün düşmanları helak edersin… Mantık budur.
 
Akrebin sonu

Gerçekte FETÖ’cü garbe girişiminin yarattığı toz duman ortamında AKP’nin Milli Devlet, Cumhuriyet ve Milli Ordu düşmanı genleri harekete geçmiştir. Yıllardır hazırlığını yaptıkları uygulamaları hayata geçirmek istemektedirler.

Bir yanda Türkiye’nin mecburiyetleri var. Hasbelkader yönetim mevkilerinde oturan kişiler olarak o mecburiyetlerin önünde sürüklenmektedirler.

Ama öte yandan zihinleri Ortaçağ karanlıklarına hapsolmuştur. Devlet aklından yoksundurlar. Attıkları adımın hemen sonrasını hesaplayabilme yetenekleri yoktur.

Ortaçağ kafası ile milli devlet yönetilemez. AKP’nin sorunu budur.

Gelelim derenin ortasında kurbağayı sokan akrebe: Bu fıkrada akrebe iyilik yapmak isteyen kurbağaya yapılan bir gönderme var amabizim fıkra aracılığıyla vermek istediğimiz mesaj açısından bu çok da önemli değildir.

Akrebin sonu, Kurbağa’nın akıbeti ne olursa olsunher durumda kesin olarak boğulmaktır.
 
Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.