banner863

Libya tezkeresine ''evet'' diyen CHP, bugün niçin ''hayır'' dedi?


Turhan Özlü

Turhan Özlü

06 Ekim 2014, 13:04

CHP, 2 Ekim günü Hükümetin Meclis'e getirdiği "Irak-Suriye" tezkeresine HDP ile birlikte hayır oyu verdi. Oylamadan bir gün önce Kılıçdaroğlu şöyle demişti: "Biz Batılılarla beraber müdahale edeceğiz' deselerdi, bir sorunumuz yoktu."

Kılıçdaroğlu aslında bölgeye askeri operasyon konusunda AKP'den daha az istekli değildir; Ama müdahele "Batılılarla" birlikte olmalıdır! Kılıçdaroğlu ABD'nin IŞİD'e karşı mücadele gerekçesiyle oluşturduğu Koalisyona Türkiye'nin katılmamasını eleştirmişti.

Kılıçdaroğlu, “Sadece IŞİD terör örgütü ile mücadele etme yönünde bir teklif gelseydi buna ‘evet’ diyecektik" diyor ve Tezkerenin "IŞİD bahanesiyle aslında Suriye'yi hedef aldığını" söylüyordu.

Oysa, CHP'nin asıl kaygısı Suriye değildir; PYD'dir. Suriye konusu CHP'nin "hayır" gerekçesinde bir örtü işlevi görüyor. Açık PYD savunuculuğunun göreceği tepkiler bilindiği için adı anılamıyor.

ABD'nin PYD eliyle yürürlüğe koyduğu "Kürt Koridoru" planlarının TSK eliyle çökertilmesinden korkulmaktadır.

PKK liderleri, Tezkere ile TSK'nın yetki sahibi olduğunda "Açılım"ın biteceğini ve savaşı başlatacaklarını söylediler. Öcalan, Tezkeredeki TSK ağırlığını "darbe gelir" tehtidiyle ortaya koydu.

CHP de çoktandır dahil olduğu "Açılımın" biteceğinden korkmaktadır.

PKK uzantısı HDP Tezkereye hangi gerekçeyle "hayır" dediyse, CHP de aynı gerekçeyle "hayır" dedi.


CHP'li Durdu Özbolat: "BDP ile koalisyona sıcak bakıyoruz."

CHP yönetimi, F-tipi ile ittifakın pekişmesinden sonra PKK ile ittifaka talip oldu. İktidar olmanın yolunun ABD'nin stratejik piyonlarıyla birlikte olmaktan geçtiği hesapları yapıldı.

Temmuz ayı başında Hükümetin Silahlı PKK'yı yasallaştırma Kanununa destek verdi. Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, PKK'nın Amerika'da düzenlediği konferansa konuşmacı olarak gönderildi. Genel başkan yardımcıları, milletvekilleri sınırda "Kobaniye yardım" adı altında kampanya yürütüp PKK'yı (PYD) sahiplendiler.

Gelinen yeri CHP milletvekili Durdu Özbolat şu sözlerle özetledi: "BDP ile olası bir koalisyona sıcak bakıyoruz."

Şimdi başlıktaki soruya gelebiliriz: 2011 yılında Libya'ya Savaş Tezkeresine "evet" diyen CHP, Suriye-Irak Tezkeresine niçin "hayır" dedi?

Bu geçen sürede CHP mi değişti?

CHP'nin tavrında bir değişiklik yok. Fark tezkerelerde.

Unutturulmaya çalışılan Libya Tezkeresini herkese hatırlatıyoruz.


İşte o Libya tezkeresinin hikayesi

Batının Libya'da Kaddafi rejimini devirmek üzere harekete geçtiği 2011 yılı başındayız.

Önceleri “NATO’nun Libya’da ne işi var” diyen Tayyip Erdoğan, ABD dayatmasıyla hızla çark etti. “NATO, Libya’nın Libyalılara ait olduğunu tespit ve tescil için oraya gitmelidir” diyordu. İngiltere Başbakanı David Cameron ile görüşmesinde “NATO elini çabuk tutsun” çağrısı yaptı.

Tayyip Erdoğan, Kaddafi’nin “derhal çekilmesini” istedi. Libya'nın Batı işbirlikçisi Ulusal Geçiş Konseyi Başkanı Mustafa Abdülcelil’i Ankara’da ağırladı. Libya'ya gönderilecek teröristler Türkiye’de eğitildi; tedavi edildi.

Peki bu süreçte Yeni CHP ne yapıyordu?


Kılıçdaroğlu: "NATO’nun Libya’da ne işi var' diye bir cümleyi ben kurmam"

Kılıçdaroğlu tavrını 1 Mart günü İngiltere'den ortaya koydu. Tayyip Erdoğan'ın sonradan vazgeçtiği sözlerine gönderme yaparak, "NATO’nun Libya’da ne işi var' diye bir cümleyi ben kurmam" diyordu: "Uluslararası camianın duyarlılıklarıyla, olayların çıktığı ülkedeki halkın talepleri örtüşürse yeni gelişmeleri beklemek doğaldır" sözleriyle muhtemel NATO operasyona yeşil ışık yaktı.

Artık Libya'ya yönelik NATO operasyonuna Türkiye'yi de katmak için uygun zamandır. Hükümet bu amaçla bir tezkere çıkarma hazırlığına girişti.


Ricciardone’nin "ikna yeteneği"

ABD, 1 Mart Irak tezkeresinin (2003) Meclis’te reddedilmesini hiç unutmadı. Bu sefer işi sıkı tutuyordu; iktidarla birlikte muhalefeti de sıkı takibe aldı.

Obama Tayyip Erdoğan’ı aradı. Büyükelçi Ricciardone ise CHP Genel Merkezi'nde Kılıçdaroğlu’nu ziyaret etti (21 Mart). Görüşmenin içeriği oylamanın hemen öncesinde belli oldu: CHP Meclis Grubu toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu "Hükümetin bazı zikzaklarını eleştireceğiz. ama olumlu oy vereceğiz" diyordu.

Oysa daha iki gün önce Grup toplantısında Kılıçdaroğlu, Hükümete “Beş öneri” halinde görüşlerini iletmiş ve "NATO’nun Libya’ya yönelik operasyonuna izin verilmesin" çağrısı yapmıştı.

Bu hızlı dönüşte. Ricciardone’nin "ikna yeteneği" belirleyici olmuştu!

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin, Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan ve Almanya'nın çekimser kaldığı Libya’ya askeri müdahale kararı Kılıçdaroğlu'nu rahatlatmıştı “BM karar almışsa operasyon meşrudur” diyordu. "Türkiye'nin tavrı yanlış değil" sözleriyle AKP'nin politikalarına da destek çıktı.

Cemil Çiçek: "Muhalefetin tavrı olumluydu"

AKP, 24 Mart günü tezkereyi Meclis’e gönderdi. Kılıçdaroğlu (ve Deniz Baykal) Meclis’e bile gelmediler. Kılıçdaroğlu İstanbul’da müze gezisindedir! Devlet Bahçeli de ortada görünmedi.

Oylama artık AKP ile suç ortaklığına resmiyet kazandırmaktan ibarettir. “İşari” (el kaldırma) yöntemiyle yapılan oylamada tezkere kabul edildi. AKP'nin yanısıra CHP 'li (ve MHP'li) vekiller kabul oyu verdiler.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Muhalefetin tavrı olumluydu, iyi bir görüşme oldu" diyerek CHP ve MHP'yi övdü; Hükümetin memnuniyetini bildirdi.

CHP, 2003 yılında Irak’la ilgili 1 Mart tezkeresinin reddedilmesinde belirleyici bir çaba göstermişti. Deniz Baykal’ın kaset tertibi ile üzerinin çizilmesinde bu “suçu” belirleyici oldu.

CIA'in kıdemli analisti, CFR üyesi ve Rand Corporation’ın Avrupa Güvenlik Masası Başkanı Stephen Larrabee, tezkere sonrasında şöyle diyordu: “Geçmişte CHP son derece milliyetçi, Amerikan ve Avrupa karşıtı denilebilecek bir yönde ilerliyordu. Sanırım Kılıçdaroğlu geldikten sonra bu durum değişti.”

Kılıçdaroğlu tezkere sonrası Libya konusunu ağzına almadı. NATO bombardımanı bütün hızıyla sürerken CHP yönetiminden çıt çıkmadı.

ABD-AB'ye ve NATO’ya muhalif olmayanların AKP’ye de muhalefet yapamayacakları bir kez daha kanıtlandı.

"Haçlı operasyonu"na AKP ile birlikte "evet" dedi

“Haçlı Operasyonu!” Libya'ya NATO saldırısında İtalya ile birlikte en önde yer alan Fransa’nın İçişleri Bakanı Claude Gueant harekatı bu ifadeyle tanımladı

Türk Deniz Kuvvetleri’ne bağlı gemiler daha tezkere Meclis’e gelmeden yola çıktı. Almanya, dört savaş gemisini; Norveç, savaş uçaklarını NATO emrinden geri çekerken, Türkiye bu Haçlı saldırısının merkezinde yer aldı.

Tesadüfe bakın! Libya için gönderilen Türk savaş gemilerine komuta eden İtalyan deniz gücünün Amiral gemisi, "Andrea Dorya" ismini taşıyordu. Barbaros Hayrettin Paşa 1535 yılında büyük Preveze deniz zaferini Andrea Dorya komutasındaki Haçlı güçlerine karşı kazandı. Yaklaşık beş asır sonra bu kez Barbaros'un torunları Andrea Dorya'nın emri altına sokuldu.

Mustafa Kemal 1911yılında, Libyalılarla birlikte işgalci İtalya ordusuna karşı savaşmıştı. Kurduğu parti ise yıllar sonra İtalya ile bir olup Libya’ya karşı yürütülen savaşa onay verdi.

Turhan Özlü
ulusalkanal.com.tr

Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Cengiz TAVASLI - 2 yıl önce
eekiden türkler dünya tarihini yapiyor , degistiriyordu.simdi ise tarihte sakat beyinli figüran.
Avatar
tülin - 2 yıl önce
dersimli kemal sana acıyorum artık sen ne devlet adamı nede bir siyasetçi olabilirsin sen artık emekli ol ve ihanet kitabını yazmaya başla