Lice'nin perde arkasında ne var?


Oktay Yıldırım

Oktay Yıldırım

10 Haziran 2014, 13:22

Diyarbakır-Lice’de Türk bayrağına yapılan saldırı karşısında Türk milleti sokaklara döküldü. Halkın ayranı kabarınca Başbakan akşam saatlerinde bir açıklama yaparak rezaletin bütün suçunu oradaki komutana ve askerlere yıktı.”Bedelini ödeyecekler” diyor.
Biz yazdık, “asker bayrağını korumak için vardır” diye. Doğru, oradaki adamların ne pahasına olursa olsun o bayrağı korumaları gerekirdi. Ama koruyamadılar.

İyi de neden?
Bunun tek sorumlusu oradaki askerler mi?
Bakın anlatayım.

Terörist Değil Duygusal Devrimci
Tayyip Erdoğan’ın kendisini savcısı ilan edip sürekli savunduğu Ergenekon iddianamesi, 2008 yılında açıklandığında PKK’lıları terfi ettiriyordu. Devletin iddianamesi askerlere terörist derken teröristlere “duygusal devrimci” diyordu.
Bülent Arınç, Emre Aköz ve başka birçok yandaş yazardan bazısı PKK yöneticilerinin, bazısı da Apo’nun terörist olmadığını söyledi.
PKK Generalleri Azarladı: “Haddinizi bilin”
MSB bütrçesi görüşülürken bazı askerler de TBMM Genel Kuruluna katılırlar. 14 Haziran 2011 günü gazetelerde iki fotoğraf vardı. Birinde BDP milletvekili Sırrı Sakık’ın salonda oturan generallere hitaben, “bize ters bakmayacaksınız, haddinizi bileceksiniz..” diye avaz avaz bağırdığı o an görülüyordu. Diğer fotoğrafta ise Sırrı Sakık’ın, bir dosyayı uzatmak için hafifçe eğilmiş olan bir kadın yüzbaşının arkasından o tuhaf bakışı yer alıyordu.

Haberde şu vurgular dikkat çekiyordu: “askere böyle seslendi, kadın yüzbaşıya ise böyle baktı.”(Habertürk, 14 Aaralık 2011)
Bundan daha aşağılayıcı bir durum olabilir miydi?

Kimsenin sesi bile çıkmadı. Çünkü generaller tutuklanıyor, ve bu Sırrı Sakık’ın ağabeyi Gizli tanık olarak onları suçlama makamına getiriliyordu. TBMM’de azar yemenin lafı mı olurdu?

O günlerde Başbakan, açılım meleği olmuş, Kandil ve İmralı ile at pazarlığı yaparken her fırsatta da Türk askerlerine saldırıyor, onları terörist, suikastçı, darbeci ilan etmek için çırpınıyordu…

Kuşkusuz Türk askeri üniforması çeşitli dönemlerde düşmanlardan çeşitli hakaretler görmüştü ama böylesi görülmemişti. Hem de TBMM içinde…

PKK İle Çatışmak Günah Sayıldı
Oslo görüşmelerinde PKK’lılara, “memnun olmadıkları devlet görevlileri” soruldu.
Terörle mücadele eden birliklerin bahçeleri kepçelerle kazılıp, “haksız yere infaz edildiği” iddia edilen teröristlerin cesetleri arandı. Bunu da bütün askerler izledi… Sizce ne düşünüyorlardı?

İş o noktaya geldi ki, teröriste ateş etmek günah sayıldı. Bir çatışma olsa, terörist ölse hemen askerin üzerine çullandılar: “O PKK’lılar, gerçekten saldırı hazırlığı mı yapıyorlardı, yoksa sadece bekliyorlar mıydı? Operasyon emrini kim verdi? O, 7 PKK’lı neden öldürüldü?”(Nazlı Ilıcak, 11 Ağustos 2011)

Beteri var. İsimsiz ve İmzasız ihbar mektubunda, “yargısız infaz yaptılar” diye yazıldığı için, başlarındaki komutanla birlikte, bütün bir Jandarma Özel Harekât Timi, geçmişte yaptıkları görevlerden dolayı tutuklanabiliyordu.(19 Temmuz 2012)…

Bu, artık terörle mücadele etmenin de suç olacağı anlamına geliyordu. Sadece açıkça söylenmiyordu o kadar. Başbakan, saatçi Bakanına, kutucu, sıfırlamacı oğlanlara sahip çıktığının binde biri kadar sahiplendi mi o kahramanları? Aksine sevinçten teneke çalacaktı neredeyse… Buna, ibretle tanık oldu diğer askerler.

Daha geçen yıl, Lice’de bir karakola saldırıldı. Karakolun içine girdiler, Molotof kokteylleriyle karakolu yaktılar. Arbede çıktı. Ve asker ateş açtı. Biri öldü. Ne oldu biliyor musunuz? Askerlerin silahları incelemeye alındı.(29 Haziran 2013)

Aynı Lice’de PKK mezarlığı kurulup tören yapıldı da bir tek yetkili ağzını açabildi mi? Operasyon yetkisi vermediği için makam odasında Vali’ye küfreden komutanların haberlerini okumadık mı gazetelerden?

Türkiye’ye girmeye çalışırken, “dur” ihtarına uymayıp hudutta vurulanlar için devletin Kaymakamı cenaze evine gelip, “oğlunuzun kanı yerde kalmayacak” demedi mi?(Van, 20 Ağustos 2013)

Kimden sorulacaktı bu hesap? Elbette hududu koruyan askerden…
Ne oldu biliyor musunuz? 1 Uzman çavuş, 4 er tutuklandı. Orası Van’dı… Kendilerini savunacak avukat bile bulamıyorlardı ve ortada kalmışlardı.(Aydınlık, 24 Ağustos 2013)

Türk Subayı Meydan Dayağı Bile Yedi

General olanı ya tutuklanıyor, ya azar işitiyordu ama askerin çilesi bu kadarla bitmiyordu. Daha küçük rütbeli olanları meydan dayağı yiyordu. Bütün gazete ve televizyonlarda yayınlandı. İstanbul-Fatih’te 2012 yılı Temmuz ayında ailesini hastaneye götürmeye çalışırken en az 10 polisten meydan dayağı yiyen asteğmen Mehmet Koca, Türk subayıydı.
Bunu izleyen diğer subaydan ne bekliyorsunuz?
Ama dayak yetmezdi değil mi?

Tarih, 31 Ekim 2013. Yer, Şırnak’ın Cizre ilçesi.

Nusaybin’deki Hudut Taburu’na bağlı bir asker, çarşı iznindeyken BDP binasının önünden yürüdüğü esnada, PKK’nın şehir yapılanması YDG-H üyeleri tarafından, gündüz gözüyle bıçaklandı. Hem öyle kavga filan da değil, Genelkurmay’ın duyurduğuna göre, askeri yanlarına çağırmışlar, asker gitmeyince de “vay sen misin gelmeyen” deyip sırtından bıçaklamışlardı.
Genelkurmay da bu olayı, sıkça yaptığı gibi internet sitesinden duyururken BDP yerine “Terör Örgütüne müzahir parti” demişti. Bir de bunun için özür dilettiler Genelkurmay’a iyi mi…

Gazeteler olayı şu başlıklarla haberleştirmişlerdi: “General özür diledi”, “Genelkurmay BDP’den özür diledi”, “Genelkurmay’a BDP’den zılgıt.” (Aydınlık, Milliyet, Hürriyet, 1 Kasım 2013)

O günlerde zevkten dört köşeydi Başbakan. Askerler bu kadar ezilip, horlanırken, itilip kakılırken, tek kelime etti mi?

Asker ne Düşünüyor
Sadece tutuklananlar değil, onları gören diğerleri için de büyük yıkımdı bu yaşananlar… Tutuklananlar, yıllarca vatanlarını canları pahasına korumuş olmanın ödülünün bu zulüm olduğunu… Diğerleri de yarın öbür gün aynı şeyin kendi başlarına da gelebileceğini ve görev yapmaktansa, yapıyor gibi görünüp kendini emniyete almanın daha doğru olduğunu düşünmediler mi?
Kolay mı artık bir askerin o bayrağı korumak için silahına sarılması?

Tamam… Değil hapsi, ölümü bile göze almalı asker dediğin. Ama bir de bu tarafından bakın.
O bayrağın indirilmesinin asıl suçlusu Tayyip Erdoğan ve AKP hükümetidir. Onların dümen suyuna girip doksan derecelik selamlar veren “devlet memurları” ve Lice’deki askerler daha sonra gelir bu sıralamada…


Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.