banner864

Mehmet Bedri Gültekin - “Ötekiler”deki PKK, gerçek PKK değil 14 Kasım 2013, 09:59

  Tuncay Özkan’ın eski bir PKK itirafçısı olan Rızgar’ın (Hüseyin Yanç) ağzından hayatını anlattırdığı romanı “Ötekiler”, basında yer alan büyük bir tanıtım kampanyası eşliğinde yayımlandı.
PKK’nın içinden yapılan bir anlatımla, Türkiye’nin yakın tarihine ve hala yaşamakta olduğumuz sorunun çözümüne katkı sunacak bir kitap olduğu ümidiyle okudum. Hayal kırıklığına uğradım.

Yargılama döneminde Hüseyin Yanç, PKK ile ilgili olarak bizimle de sohbet etti. Yanç’ın bize anlattığı PKK ile, “Ötekiler”deki PKK arasında hiçbir benzerlik yok…

Kitap bir PKK güzellemesi… Toplam olarak bakıldığında verilen mesaj, PKK’nın halka uygulanan baskı ve zulme başkaldıran devrimcilerden oluştuğu, APO’nun çok akıllı, sade yaşayan ve barış isteyen bir kişi olduğu, PKK’lı komutanların da aynı şekilde çok iyi savaşçılar olduğudur.

Yaşanan kimi olumsuzluklar, öldürmeler ise vb ise “zorunluluktan” olmuştur.
Abdullah Öcalan ile Murat karayılan hakkında anlatılanlar söylediklerimizi kanıtlayan örneklerdir. 

Öcalan hakkında yazılanlara bakalım:


“Öcalan sade yaşıyor,akıllı, bilgili ve barış istiyor
“Çok sade ve mütevazı biriydi. Konuşmasını yaparken kelimeleri özenle seçiyordu. Tane tane konuşuyordu. Birlikte yemek yedik. Hepimizle beraber yedi. Ona özel bir muamele olmadı.

“Öcalan… Suriye devletinden de gizleniyordu…. Bence çok akıllı ve bilgili biriydi. Her sonucu kendi lehine çevirebiliyordu. Gazetelerde hep lüks içinde yaşadığı iddia edilirdi. Oysa böyle bir şey yoktu. Lüksü sevmezdi. ‘Gerilla dağda zulüm içindeyken bunların yazdığı gibi yaşayabilir miyiz’ derdi. Kendi yatağını kendi düzenlerdi… Sabah erken kalkar, yeşil sabunla elini yüzünü yıkardı. Kokulu sabun asla kullanmazdı. Bizlerle kahvaltı ederdi. Biz uyanana kadar beklerdi….
‘Ben zora, kötü muameleye, işkenceye dayanamam’ diyordu. Barış istediğini anlıyordum.”
Hüseyin Yanç’ın ağzından bu şekilde son derece olumlu özelliklerle anlatılan Öcalan hakkında yaratılmak istenen kanaat, Ergenekon Mahkemesinde dinlenen “Gizli Tanık Deniz” konusu ele alınırken tekrar sözkonusu ediliyor ve pekiştiriliyor:
“Duruşma salonunda bir gün Deniz adlı bir gizli tanığın dinleneceği söylendi. ‘PKK ile Ergenekon örgütü arasındaki ilişkiyi anlatacak’ dediler. Çok ilgimi çekti… Sanıklar ‘Abdullah Öcalan’ dediler. İtiraz ettim. ‘Yok, o öyle biri değil.’”

Murat karayılan: Zeki ve başarılı komutan

1994 yılında Suriye dönüşü Rızgar, bir müddet Şırnak Besta mevkiinde kalır. Bu bölgede PKK sorumlusu Murat Karayılandır. Öcalan için yapılan değerlendirmelerin bir benzeri de Karayılan için yapılıyor:
“Karayılan dağda çok sakin ve mülayim bir insandı. Çok sade ve anlaşılır konuşurdu. İdaresi ve ilişkilerinde çok zeki, akıllı biriydi. Karargâhta bir köşeye çekilir, etrafı izlerdi. Düşünürdü. Yalnız otururdu. Günün hemen büyük bölümünde korumaları ile birlikte gezerdi…. Asker onun peşindeydi. Onu yakalayamadılar. Çok kanlı çarpışmalar oldu. Karayılan bütün birlikleri yönetti. Vur-kaçlarla askere saldırdı. Uçaklar bomba yağdırdı. Sonra kara birlikleri geldi. Karayılan alanları terk ettirmedi. Bir hafta çarpışmalar kesintisiz devam etti. Asker mayınlı tuzaklar kurarak geri çekildi. Karayılan karargâhı topladı, herkese çok iyi çarpıştıkları için teşekkür etti. ‘Besta bizim kurtarılmış bölgemizdir’ dedi. Haklıydı.”
PKK’ya ait bir yayın organında bile, örgüt ve Karayılan ile ilgili olarak ancak bu kadar övgü dolu satırlar yer alabilir!

PKK değil bazı “kötü adamlar” suç işledi!
Ötekiler”de, PKK içinde işlenen suçlar, -işkence, iç infaz vb- bir takım kötü adamlara yüklenerek örgüt aklanıyor. Rızgar’ın (H. Yanç) şahsen tanıdığı Parmaksız Zeki (Şemdin Sakık) bütün kötülüklerin anası olarak anlatılıyor. Şemdin ile altındaki PKK yetkilileri arasındaki çelişmelere yapılan vurgu, aslında, ‘yapılan kötülüklerin PKK ile ilgisi yok” mesajını veriyor.
Nurhak’da dokuz arkadaşını işkence ederek öldüren Terzi Cemal bir başka “kötü adam”. Ama o “kötü adam” da Bekaa’da PKK tarafından yargılanıyor ve işlediği kötülüklerin cezasını çekiyor!

Bir de işkenceci “Nayloncu Azime” var. Ama onun işkenceciliği de kişisel!

PKK’nın bütün suçları kanıtlı

Oysa kanıtlarıyla biliyoruz ki PKK’nın tarihi, halka ve diğer sol örgütlere karşı işlenen cinayetlerin yanısıra aynı zamanda iç infazların tarihidir. 1980 öncesinden başlayan uygulamalar, son zamanlara kadar devam etmiştir.
Selim Çürükkaya “Apo’nun Ayetleri” kitabında, 1991 yılında Bekaa’da iç infazlarla öldürülen PKK’lı sayısının, aynı yıl çatışmalarda öldürülen PKK’lıdan daha fazla olduğunu yazar.
Çok sayıda tanık, PKK’nın içinde işkence ve infazın son derece olağan olduğunu belirtir.
PKK’nın diliyle söylersek, “uygulama”ya alınmayan ve yapılan sorgulamanın sonucunda aslında kendisinin “objektif ajan” olduğunu kabul etmeyen PKK yöneticisi yok gibidir.
“Ötekiler kitabı, Abdullah Öcalan’ın Suriye’de olduğu yıllarda aslında bu devletin denetimi dışında olduğu mesajını veriyor. Oysa PKK’nın tarihi kuruluşundan beri bir kuvvete dayanmanın tarihidir. 1974-1980 MİT, 1980-1991 Suriye Devleti, 1991-1998 ABD-Suriye, 1999-2003 ABD-Türkiye, 2003-2013 ABD-MİT.
Suriye devletinden bile gizli hareket eden Apo imajı ile bu gerçek örtülmeye çalışılıyor.
“Ötekiler” kitabı, PKK gerçeğini anlatmıyor, PKK gerçeğinin üzerini örtüyor.



Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder