banner864

Mehmet Ali Güller - İstifa ve itirafların 4 anlamı 26 Aralık 2013, 10:46

Erdoğan’ın sesi olan Abdülkadir Selvi’den öğrendik: Meğer Erdoğan milletvekilleriyle yaptığı yemekli toplantıda Savcı Zekeriya Öz’ü kastederek şöyle demiş: “Bu adamın bizden talepleri oldu. Ergenekon’la mücadeledeki çabası nedeniyle 2 kez terfi ettirdik. Ama memnun kalmadı. Bizden bölgeyi istedi. Vermedik. O zaman siz görürsünüz diyor.” (Yeni Şafak, 25 Aralık 2013)

Oysa bir gün önce Erdoğan’ın siyasi başdanışmanı Yalçın Akdoğan, Star’daki köşesinde cemaati şu sözlerle suçluyordu: “Kendi ülkesinin milli ordusuna, milli istihbaratına, milli bankasına, milletin gönlünde yer edinen sivil iktidarına kumpas kuranların bu ülkenin hayrına bir iş yapmış olmayacağını çok iyi biliyor.” (Star, 24 Aralık 2013)
Kuşkusuz her iki açıklama da bir itiraftır ve Ergenekon tertiplerindeki AKP-Cemaat ortaklığına işaret etmektedir. Hele bir de Abdullah Gül’ün “bulun bir savcı, delillendirin” demesiyle birleştirilince. (İsmet Berkan, Radikal, 4 Temmuz 2008)

Erdoğan, Gül ve Gülen'in Öz ortaklığı
Peki, bu itiraflar ne anlama geliyor? Nasıl okunmalı? Nasıl yorumlanmalı?
1) Öncelikle bu itiraflar, AKP ve Cemaatin dönüşü olmayan bir kavgada olduklarını resmetmektedir. Artık birbirileri için en son söylenecekleri söylüyor, birbirilerini en mahrem sırlarını deşifre ederek vurmaya çalışıyorlar.
Yani uzlaşılabilecek son çizgiyi de aşmışlardır. Üstelik artık geri adım, kesin yenilgi demektir!
2) Diğer yandan bu itiraflar, aslında Ergenekon tertiplerinde birlikte görev aldıklarını ortaya koymaktadır. Savcıyı bulduran Gül’dür, Savcı Cemaatindir, Erdoğan da o savcıya Silivri’de özel yetkili bir mahkeme kurmuştur!

Erdoğan'ın ittifak arayışı
3) Bu itiraflar aynı zamanda hem AKP’nin hem de Cemaatin içine düştüğü çaresizliği yansıtmaktadır. Türkiye’nin AKP’siz ve Cemaatsiz yakın geleceğini görerek, şimdiden yatırım yapmaya başlamışlardır. İşledikleri ortak suçlardan kaçmaya, suçu birbirinin üstlerine atmaya çalışmaktadırlar. Bunun için sürekli manevra yapmaktadırlar. Örneğin Fethullah Gülen’in 14 Kasım’da “elimde imkân olsa hepsini bırakırım” demesi o manevraların en kıvraklarından biriydi…
4) Diğer yandan karşılıklı suçlamalarla tertipten arınma çabaları, aynı zamanda ittifak aradıklarına işarettir! “Orduya kumpası cemaat kurdu” demek, Genelkurmay Başkanlığı dışında, komutanlıklara da “ittifak” çağrısıdır!

Büyük patron sıkıştı
Erdoğan buna mecburdur. Çünkü soruşturmada adı Büyük Patron diye geçmektedir ve yeni operasyonlarla gittikçe manevra alanının daralacağı konuşulmaktadır.
Erdoğan öylesine sıkıştı ki, soruşturmada adı geçen bakanlardan istifa etmelerini ve açıkça kendisini aklayacak bir deklarasyona imza atmalarını istedi. Geri adımın ya da adam feda etmenin ne kadar tehlikeli olduğunu bildiğini bugüne kadar ki uygulamalarıyla gösteren Erdoğan’ın bakanlardan istifa etmesini istemesi, sıkışmışlığın derecesini göstermektedir.
Bakanlardan Muammer Güler ve Zafer Çağlayan deklarasyonu imzalarken, Bakan Erdoğan Bayraktar imzalamadı. Üstelik bu deklarasyonu deşifre edip, “asıl sorumlu sensin” diyerek dün Başbakan’ı istifaya çağırdı!

Bu çağrı, Erdoğan’ı iyice köşeye sıkıştırdı. Erdoğan bu nedenle artık daha da çaresizce ittifak peşinde koşacaktır. Ama bulamayacaktır! (Erdoğan’ın bugünden itibaren Atlantik’e vereceği büyük tavizlere dikkat ediniz.)

İktidarını kaybeden Erdoğan, hükümetini de kaybedecektir!
Kurmaylarıyla hesabını yaptıkları “baskın seçim” taktiği de bu sonu değiştiremeyecektir.
Artık mesele, yerine hangi iktidar seçeneğinin konulabileceğidir!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder