banner864

Mehmet Ali Güller - Baykal kasetinin rejisörü kim? 05 Ocak 2014, 08:44

 Erdoğan’ın “aynı komplo geçmişte Deniz Baykal’a da yapılmıştı” demesi, hatta daha da ileri giderek “Türk siyasetinin karanlık yapılarca dışarıdan dizayn edilmeye başlamasının miladının Baykal kaseti olduğunu” savunması, ibretliktir!
Oysa Erdoğan o günlerde eline her mikrofon alışında Baykal’ı ahlaksızlıkla suçluyordu; “beline hâkim olamadın” diyordu, binlerin toplandığı mitinglerde keyifle “Baykal suçlu, Baykal ahlaksız, neden milletvekili yaptınız” diyerek CHP’ye yükleniyordu.
Hatta Erdoğan, “konu özel hayat” diyen kesimleri bile hedef alıyordu: “Yav kendi eşiyle mi bir şey oluyor da özel oluyor. Kendi eşi değil yav, buna nasıl kendi özeli dersin. Bu özel değil, genel, genel. Bu genel bir ahlaksızlıktır, başka bir şey değil.”
Daha fazlasını hatırlatıp, köşemizi kirletmeyelim.
Kaset AKP’nin mi, Cemaatin mi? İkisinin mi?
O gün o sözleri söyleyen, Baykal kasetinden nemalanan, hatta ardından da MHP milletvekili kasetlerinden yararlanan Erdoğan, “bugünkü tezgâh aslında o gün başlamıştı” diyor!
İlginçtir; Baykal, kasetinin failinin ısrarla Pensilvanya, yani Cemaat olmadığını savunmuştu o dönem. Baykal’ın bu tutumu, “kasetlerin arkasında AKP’nin olduğunu düşünüyor” şeklinde yorumlanmıştı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise tam tersini savunmuş ve milletvekillerinin istifasını sağlayan 10 kasetin failinin “okyanus ötesi” olduğunu, yani Cemaat olduğunu belirtmişti.
Peki, kasetler kimindi?
Bu soruyu şöyle de sorabiliriz: O tarihte 8 yıldır hükümet olan, tüm muhaliflerini darbeci diyerek Silivri’de hapse mahkûm edebilen, TSK’ye diz çöktüren, Emniyet ve MİT’i elinde tutan Erdoğan, istese o kasetlerin faillerini bulamaz mıydı?
Kaset olmasa, referandum ne olurdu?
Gelin bu soruyu, bir de sonuçların kime yaradığı gerçeği üzerinden yanıtlamaya çalışalım:
Deniz Baykal’ın bir kaset komplosuyla CHP Genel Başkanlığı’ndan düşürülmesinin tarihi 7 Mayıs 2010’du.
AKP Hükümeti, 12 Eylül 2010 referandumuna hazırlanıyordu. 2007’de Cumhuriyeti yıkmışlar, 2010’da da yeni rejime anayasa biçiyorlardı. 26 maddelik paket, bugün şikâyet ettikleri yargıyı düzenliyordu. Paket, Anayasa Mahkemesi’ni, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu, Yüksek Askeri Şura’yı, Askeri Yargı’yı ilgilendiriyordu.
Erdoğan bu paketi geçirirse, tüm kurumlara hâkim olacaktı; başkanlık sistemi, yeni anayasa ve Kürt Açılımı konusunda önünde bir engel kalmayacaktı! O nedenle 12 Eylül 2010 referandumu, kıran kırana bir çarpışmaydı. Neticede AKP’nin paketi yüzde 58 oyla geçti.
Artık soru şudur: CHP’nin de içinde olduğu “hayır” cephesinin oylarının yüzde 42’ye düşmesinde Baykal kasetinin payı ne kadardır?
Gelin ikinci bir soru daha soralım: Baykal’a kaset komplosu olmasaydı, CHP, yeni CHP olabilir miydi? Kemal Kılıçdaroğlu Genel Başkan olabilir miydi? Yeni CHP türbana, tekke ve zaviyelere, tarikat ve cemaatlere yeşil ışık yakabilir miydi? Erdoğan’ın saldırdığı Cumhuriyet mevzilerini, kendisi de vurur muydu? AKP’nin önünde “kolaylaştırıcı” rolünü oynayabilir miydi?
Hepiniz oradaydınız!
Sık sık belirtiyoruz: Çöken sadece AKP hükümeti değil. AKP’yle birlikte “küçük Amerika” rejimi, Gladyo-Mafya-Tarikat sistemi yıkılıyor. Sistemin içinde olan diğer siyasi yapılar da, stepne kuvvetler de AKP’yle birlikte çöküyor. Sistem o nedenle 6 aydır kendi içinden bir çözüm çıkaramadı, çıkaramıyor!
Bu nedenle parçalanıyor, bu nedenle çatışıyor ve bu nedenle suçu birbirlerine atmaya çalışıyorlar. Ergenekon tertibinde de, Baykal kasetinde de birbirlerini suçluyorlar: “Orduya kumpası biz değil, onlar kurdu”, “Ergenekon usulsüzlüklerini biz değil, onlar yaptı”, “kaset rezilliği bize değil, onlara ait.”
Hadi gelin Erdoğan’ın dilinden yanıtlayarak bitirelim: “Ulan hepiniz oradaydınız!”

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder