banner864

Hikmet Çiçek - İ. Melih giderken… (3) 05 Ocak 2014, 11:19

 “Ben onları bir fitilleyeyim!”

Melih Gökçek: Yani bu 240’ı, 3 aydan 6 aya indiremez misiniz abi ya?
Burhan Kuzu: 3- 6 ay arası diyorsun. Olabilir. O şu an ne kadar onun şeyi ki?
Gökçek: 1 seneden 3 seneye.
Kuzu: Çoook. Şu anda bizim, bana gelen 140 dosya var milletvekillerinin. Aşağı yukarı 50 küsuru, 60’a yakını neredeyse bu 240.
Gökçek: Abi ben bu 240’ı ben bu milletvekillerinin hepsine, hangisi varsa bi bana çıkartsana, ben onları bir fitilleyeyim!
Kuzu: Vallahi ben sana listesini vereyim onun.
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu arasındaki telefon muhabbeti böyle sürüp gidiyor. Gökçek, hakkında açılan dava üzerine yargılanacağı maddede (TCK 240. Maddesi, “görevi kötüye kullanmak.”) kendisine öngörülen cezanın değişiklik yapılarak indirilmesini istiyor. Burhan Kuzu’ya TCK 240. Maddenin öngördüğü 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasının 3 aydan 6 aya indirilmesini öneriyor. Konunun Meclis’te gündeme gelmesi için, aynı maddeden haklarında davalar olan milletvekillerini “fitillemeyi” planlıyor.
Gökçek bir başka telefon kaydında, hakkında görevini kötüye kullanmaktan açılan davayı “uzatmaya çalışacağını” oğlu Osman Gökçek’e söylüyor. Dava gerçekten de uzuyor. Altı yıl sürüyor ve sonunda dava zamanaşımından düşüyor!

“Suça bakan nerde?”
Konuşmanın bir bölümü sanki bugünlere işaret ediyor:
Kuzu: Bu hafta bizim bu dokunulmazlıklar var.
Gökçek: Ne yapıyorsunuz abi dokunulmazlığı?
Kuzu: Valla ben… Dönem sonuna bırakacağız. Onunla mı uğraşacağız, ne yapacağız ya…
Gökçek: Tabii bırakın abi, boş verin.
Kuzu: Şimdi bunlara güvenilmez.
Gökçek: Tabii abi, boş verin siz.
Kuzu: Bizim arkadaşlar, ‘suçum yok, muçum yok’… Ya suça bakan nerde kardeşim.
Gökçek: Bravo işte! Meseleyi çözmüşsün.
Kuzu: Seçilemezsen git yargılan!
Gökçek: Tabii. Ben de diyorum ki, biz belediye başkanlarına da verin aynı yetkiyi.
Kuzu: Ee, hıı… (Gülüyor)
Gökçek: Vallahi, niye vermeyeceksiniz abi?
Kuzu: Doğru, tabii.
Bu konuşmanın tam metni Aydınlık dergisinin 15 Kasım 2009 tarihli sayısında çıktı. Gökçek’in Aydınlık hakkında Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açtığı dava 13 Mayıs 2010 günü sonuçlandı. Aydınlık aklandı. Gökçek’in tazminat talebini reddeden mahkeme gerekçesine şunları yazdı:
“Davacı her ne kadar özel yaşama ait olan ses kaydının gizli kalması gereken görüşmelerin yayınlanmasının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiğini ve tazminat gerektiğini belirten Yargıtay kararlarına atıf yapmış ise de davacı ile dava dışı Burhan Kuzu arasındaki görüşmeler özel yaşamları ile ilgili olmayıp kamu görevini yürüten kişiler arasında kamu hukukunu ilgilendiren; cezaların indirilmesi sureti ile suç işleyen Belediye Başkanlarına kolaylık sağlanmasını amaçlayan bu görüşmenin yayınlanması davacının kişilik haklarına bir saldırı teşkil etse dahi, kamunun aydınlatılması ve kamu yararı göz önüne alındığında yayın nedeni ile kamu yararı üstün tutulduğundan basın özgürlüğü ve basının kamuyu aydınlatma görevi cümlesi kabul edildiğinden, bu durum davacının tazminat talebini haklı kılmamaktadır.”
Ankara’da mahkeme böyle dedi. Ama İstanbul’da özel yetkili savcı Zekeriya Öz vardı. Öz’ün talebiyle şimdi Yargıtay üyeliği ile ödüllendirilen özel yetkili hâkim İdris Asan, basına sızan bu konuşmaları haber yaptığı için eski Aydınlık genel yayın yönetmeni Deniz Yıldırım’ı tutukladı.
Şimdi Zekeriya Öz, “yolsuzluk ve rüşvet operasyonu”yla cemaat tarafından bir kez daha göklere çıkarılırken, Deniz Yıldırım dört yıldır Silivri cezaevinde.
Çok az kaldı. Ankara halkı, 20 yıldır başına musallat olan Melih Gökçek’ten kurtulmak üzere!

İlgili yazıyı okumak için tıklayın:


İlgili yazıyı okumak için tıklayın:


Hikmet Çiçek
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder