banner864

Levent Kırca - Mutlaka okuyun 02 Şubat 2014, 11:02

 Cemaatçiler ve Tayyip’çiler...
Tayyip’ten umudu kesenler, akın akın cemaatçi oluyorlar. Durum gözle görülüyor, elle tutuluyor. Açıkçası, Tayyip’ten umut kesilmiş durumda. Ben izliyor izliyor gülüyorum. Nasıl da saf değiştiriyorlar. Peter Sellers’in bir filminde vardı. “Para Babası”.. Kakayla dolu bir yüzme havuzunu bir de parayla dolduruyor, “Alın hepsi sizin olsun diyor”. İngiliz soyluları önce bastonun ucuyla, ayakkabının burnuyla yoklama yaparken, sonunda bodoslama atlıyorlar havuza. Başlıyor b.k un içinde bir para kapma yarışı.
Bizde de şimdi rüzgar cemaatten yana esiyor. Sermaye çevreleri, önceleri ayakkabılarının burnuyla yoklarken, şimdi dalmaca cemaatçi oldular. Mazeret de hazır.
Ne yapsınlar, adamlar iş adamı.

Can ciğer kuzu sarması
Nagehan Alçı’yla Nazlı Ilıcak, birbirlerinin “Hınk” deyicisiydiler. İçtikleri su ayrı gitmiyordu. Şimdi kanlı bıçaklılar. Nazlı, acilen cemaatçi olurken; Alçı, Tayyipçilikte ısrarlı. Dört bir tarafın diğer tarafları kıs kıs gülerek, ikisinin düellosunu izliyor. Gülüp eğlenmek isteyen insanlara şiddetle tavsiye ederim.

Biraz Eskiye Gidelim
Bay Tayyip, Fethullah Gülen Hoca’nın cemaatinin desteğini alarak, onlarla işbirliği yaparak iktidar oldu ve başladı önceden tasarlandığı gibi Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkma çalışmalarına. Atatürk ve İlkeleri hiçe sayılırken, Ata’nın devrimleri yok edilirken, bayramlar bir bir kaldırılırken, hatta Ata’nın huzuruna çıkmak, heykeline çelenk koymak yasaklanırken, Atatürk kendi ordu evine giremezken, T.S.K’nin şerefli subayları akla sığmayan aptal gerekçelerle toplanarak hapishanelere konuluyordu.
Aileleri ve çocukları feryat ederken, dışarda kalan subaylar ve Türk halkı, sadece şaşkın seyretmekle yetiniyorlardı. Bu kadarı da yetmiyor, T.C kaldırılmaya çalışılıyor. Tabelalardan çıkarılırken, “Türküm” dahi diyemiyordunuz. Bayrağınızı açmanız yasaklanıyordu. Polis, T.C yazan, Atatürk resmi bulunan otomobillere ceza kesiyor, Atatürk posteri satan satıcıları içeri atıyordu. Buna mukabil; Osmanlı Bayrağı açmak, sallamak serbest oluyordu. Gençler susturuluyor, üniversiteler bastırılıyor, öğretim görevlileri, profesörler sırf Atatürkçü oldukları için hapishanelere atılıyor, doktor muayenesine müsaade edilmiyor, hasta olanlar canlarını hapishanelerde teslim etmek mecburiyetinde kalıyorlardı.

Ey Türk Gençliği!
Çağdaş Gazeteciler gazetelerinden kovuluyor, yazı yazmaları engelleniyor, hatta hapishanelere atılıyorlardı. İşkence oranı artmıştı. Gençler, Ata’nın hitabetini yeniden ortaya çıkardılar. Olup biteni Mustafa Kemal, o gün görmüş ve yazmıştı. Yazdıkları birebir gerçekleşiyordu. Tayyip, ülkeyi tarafsızlar bertaraf olur diye bölmüştü. Büyük gazeteler hiçbir gerçeği yazmayıp yandaş olurlarken, iş adamları çıkar ve menfaatleri doğrultusunda hükümetten yana taraf tutup, Tayyip’i ve Cemaat'i alkışlıyorlardı. Ülke sanatçıları, başlarını kuma gömmüştü.

Bazı sanatçılar Tayyip tarafından “akil” olarak görevlendiriliyor, bu akiller çıkar ve menfaat karşısında ülkenin bölünmesinin, ülke topraklarında bir kürt devletinin olmasının ne kadar iyi ve yerinde olacağını halka ısrarla dayatıyorlar, ceplerini paralarla dolduruyorlardı. Cemaat, polisin içinde kadrolanıyordu. Cemaat, hukukun içinde avukat, savcı, yargıç olarak yerini alıyordu.

Bütün bu atamalar, Tayyip Erdoğan Hükümeti tarafından yapılıyordu. Sonunda halk, özellikle gençler, Gezi Parkı’nda başlayarak ayaklandılar. Bu bütün dünyanın takdir ettiği bir devrim hareketi haline dönüşüyordu. Halk ve gençler; polis tarafından eziliyor, gazlanıyor, dövülüyor hatta öldürülüyordu. Tayyip, halkı ve gençleri döven polise; “Destan yazdınız, kahramansınız!” diye övgüler düzüyor, cemaatin kadrolaşmış polisine ikramiyeler dağıtıyordu.

Anlaşamadılar
Hükümetin ortağı Tayyipçiler ve cemaat giderek anlaşamamaya başladılar. Adeta Türkiye’yi bölüşemiyorlardı. Tayyip, “Her istediklerini verdim” diye, ağzından kaçırdı. Artık aralarında rant kavgası da başlamıştı. Tayyip’in bakanlarının her gün yolsuzlukları gündeme gelir oldu. Tayyip’in oğlu Bilal oğlan da yolsuzluğa karıştığı için, polis ve savcılık tarafından ifadeye çağrılıyordu. Tayyip tarafından Gezi Olayları sırasında “Kahraman polis, destan yazdın. Al sana bol para” denilen teşkilat, her nedense bu kez Tayyip tarafından güvenini kaybetmişti. Cemaat'ten intikam almak amacıyla, kahramanlar oradan oraya sürülür olmuşlardı. Türkiye’yi ortaklaşa bu hale getiren Tayyip- Cemaat ortaklığı, artık kedi- fare kavgasına dönmüştü.

Bakışlar CHP’ye döndü
İnsanlar “İmdat!” dediler ve Atatürk’ün kurduğu, ismi Cumhuriyet olan partiye çevirdiler bakışlarını. Ne var ki, parti iktidar olmaya dikmişti gözünü. Yeni başkan, Atatürk söyleminden ve onun ilkelerinden vazgeçmiş gibi görünüyordu. “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz! ” sloganından bile, Atatürk’ü çıkartmak istiyordu. “Artık Atatürk eskiydi. Onunla bir yere varılmaz” diyordu.

Amerika’nın B planı
Amerika, BOP projesi kapsamında, Tayyip’i ve Cemaat'i iktidar yapmıştı. Ne var ki, Tayyip’in başarısızlığı Amerika’yı, Türkiye’nin bölünmesi doğrultusunda bir ikinci plan yapmaya itti. Tayyip saf dışı bırakılacak, halk kurtulduğunu sanırken, Cemaat bu kez CHP ve Abdullah Gül’le biraraya gelerek ülkeyi yönetecek, Cumhuriyet’in bölünmesine de kalındığı yerden devam edilecekti. Bu kez ülkeyi kandırıp yanıltma görevi, CHP’ye veriliyordu.

Mustafa Sarıgül
Çoktan Atatürk’ten vazgeçmiş, Türk Bayrağı’nı da umursamaz olmuştu. Amerika’nın çizdiği yol, artık onun yoluydu. Belli bir zamandır da "hoca"dan feyz almış, artık tam bir cemaatçiydi. En azından Cemaat'in desteğini iliklerine kadar hissediyordu.

Amerika’dan icazet
Kemal Bey CHP’sinin ileri gelenleriyle hiçbir solcuyu, devrimciyi yanına almaksınız Amerika’ya gitti. Görüşmeler yapıldı, "hoca"nın eli öpüldü, geri dönüldü.
Plan şöyleydi:
Atatürk artık köhnemişti. Atatürk’süz yeni CHP, Cemaat'i iktidara taşıyacaktı. Gösterge olarak da, yerel seçimlerde aynen dizayn edildiği gibi Sarıgül, yani Cemaat İstanbul’u alacaktı.
Çok yazık
Anam babam CHP’liydi, ben de öyle. Kim derdi ki birgün Ata’dan kalma parti, Cumhuriyet’in yıkılışında rol oynayacak. İnsanlar bir değişiklik olacağını sanıyorlar. Ne var ki aynı tas, aynı hamam. Cumhuriyet’in yıkılışına, kalındığı yerden devam edilecektir.

Bizden günah gitti
Partili yöneticilerimiz, köşe yazarlarımız, ben, Sayın Doğu Perinçek; Kılıçtaroğlu'na defalarca, ''gel etme, eyleme.. Cemaat'le işbirliği yapıp Türkiye'nin sonunu getirme'' dediler. Hatta Kemal Bey'den randevu alıp karşısına dikildiler. ''Gel güç birliği yapalım, Arslanlı yolda birlikte yürüyelim ve Cumhuriyete sahip çıkalım'' dediler.
Ama nafile...
Kemal Bey'in bir kulağından girdi, öbüründen çıktı.
Suç bizden gitti yani.
Dostlar, artık İşçi Partisi'nin oyu, İşçi Partisi'nin...

İşçi Partisi
Hiç aklımda yokken, bana partimin ileri gelenleri adaylık teklif ettiler. Önce kabul etmedim. Uzun süre düşündüm. Ne var ki, ben bu partiye girerken makam peşinde değilim. Gerekirse tuvaletin önünde de otururum demiştim. Şimdi bana bir görev veriliyordu. Bunu geri çevirmek, ömrünün üçte ikisini ülkesi için hapiste geçirmiş Doğu Perinçek'e, ayıbın ötesinde ihanet olurdu. Dava arkadaşlarımı hayal kırıklığına uğratırdım. Zaten Atatürk çatısı altında birleşmeyi, Aslanlı Yol’dan yürümeyi yeğliyorduk. Söz konusu “koltuk” değildi. Söz konusu “Cumhuriyet’in Kurtuluşu” için birşeyler yapmaktı. Ve zaman dardı.

Bu yazıyı okumakla kalmayın, kesip saklayın. Çünkü, dediklerim bir bir çıkacak. Cumhuriyet için başka şansımız yok.
Uyumayalım!
İşte vazifeyi, bu yüzden kabul ettim.

Levent Kırca
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

Yurdanur BİLGİN :

levent bey kardeşim, gerçek bir sanatçıydın, şimdi de gerçek bir cumhuriyet hizmetlisi olacaksın, kutluyorum. ben de chp'liydim; ychp yaptılar; bize ters geliyor. oyum artık işçi partisine.

Levent Kırca seviliyorsun :

seni seviyoruz, haklısın. aklın yolu bir, işçi partisini destekleyeceğiz. saygılarımla.

FERİDUN ÖZCİHAN :

daha henüz erken diyorum ben. nedenmi, evela akp yi iktidardan indirmemiz lazim, bu iş kolay değil. sonra chp yi de düzeltiriz. doğu perinçek çok kuvetli atatürkçü ve cumhuriyet severdir.çok takdir ederim. lozan mücadelesi takdire şayandır.

TALAT :

levent bey tam bir nokta atışı yapmışsınız. amerikanın belirlediği yeni piyon sarıgül. günlerdir şişiriyorlar amaç erdoğanda izlenen yol önce istanbul belediyesi ki tüm türkiyenin aynası sonra kılıçdaroğlunu indir sarıgülü başa geçir paşa paşa güd koyunlarını

sydneyden turan :

abi oku dedin okudum guzel bir yazi ama yinede isterdimki ataturkculer hepsi bir adayda birlesseydi.

Genc :

senin gibi dogru,dürüst ve gercek bir karadenizli hemsehrimi secmeyipte ne yapacagim basarilar dilerim

HASAN HÜSEYİN COŞKUN :

sevgili levent kırca sizi ve partinizi cesur mucadelesını saygıyla,taktirle izliyorum ülkenın bugün bir uçurum'da olduğunu en iyi sizler biliyorsunuz ve akp'den kurtulmak'da 3 büyük kentın yerel yönetımlerını almakla başlar

Sinan Erismis :

sagolasin, bir sanatci gözüyle yaptigin tanimlara tamamen katiliyorum. hele hele herkesin oyu kendine olsun deyince tamamen rahatladim. yeter artik halk bize ne diyecek, bizim de görevimiz yaltaklanmak degil, gercegi görmektir...

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder