Rafet Ballı - Cemaat, son pazarlıkta AKP’den neler istedi? 13 Şubat 2014, 10:10


AKP ve Cemaat’in pozisyonu değişmedi.

“Uzlaşmak yok. Mücadeleye devam.”
Silahlar da hâlâ aynı.

Hükümet tayinlerle Cemaat’i kısıtlamış gözüküyor.
Sonuçta, hâlâ savunmada.

Cemaat’e biçtiği elbiseler ağır: “Örgüt, çete, casus, Haşhaşiler...”
Fakat suçlamaları yargıya taşıyamadı.
İki ihtimal de zaaf işareti.
Ya: Hazırlığı yok.
Ya da: Cemaatin elindekilerden ürküyor.

Kaset servis merkezi epey faal.
Hedef: Erdoğan ve çevresi.
Şimdilik “yolsuzluk” makamındaki “eserler” kullanılıyor.
İddia o ki: (Maalesef) “özel” hayatlar sırada.
Genelleştirmeye hazırlanıldığını duymayan kalmadı.
(Yine maalesef) “aile fertlerininki bile” deniyor.

Bazı isimler umutsuzca uzlaştırma arayışında.
Bülent Arınç, Hüseyin Gülerce gibi.
Ama temsil güçleri “yok” hükmünde.

Taraflar arasındaki bağlantı(lar) koptu mu?
Sanmıyorum.
Mevcut hatlar rol oynayamıyor.
Görüldü:
Mevcut güç dengesi, statüko sürdürülemiyor.

Kavga çıkıyor.
Tarafların ayrı ayrı hesabı:
Yenmek ve biat ettirmek.
Böylece yeni statüko oluşacak.
Fakat:
Türkiye’nin dinamikleri harekete geçti.
Galibin bile hesabını tutturması zor görünüyor.

Gelelim AKP-Cemaat arasındaki pazarlıklara.
Kaynağım: İslamcı çevreler.
İddiaları bilecek isimler.
Pazarlığın muhtemel tarihi:
17 Aralık’tan (2013) hemen önce.
Kasım/Aralık aylarında.
İddialara göre:
Cemaat, şartlarını doğrudan Erdoğan’a ulaştırıyor.

Birinci şart:
Dershaneleri kapatma operasyonunu durdurun.
Yani: Elinizi insan kaynağımızdan çekin.

İkinci şart yerel seçimlerle ilgili.
Talep oldukça yüksek:
120 belediye başkanı kontenjanı.
İl ve ilçelerden.
Bir hesap yapalım.
81 il, 957 ilçe var.
Hepsini AKP kazanamayacak.
2009’daki gibi yüzde 38 oy alsa.
En fazla yarısını alır.
Bu hesapça Cemaat’in talebi:
Belediyelerin yaklaşık dörtte biri demektir.
Manzara: Koalisyon pazarlığı gibi.

Üçüncü şart İçişleri Bakanlığı’nda.
Kaymakam tayinlerinde.
Kurslarını tamamlamış kaymakam adayları varmış.
Kendilerine mensup 35 aday.
Atama istemişler.
Dahası var.
Yeni açılacak kaymakam kurslarında.
Ek kontenjan talepleri olmuş.
200 kişi.

Yani:
Yazılı, sözlü sınavlar bir formalite.
Kimlerin seçileceği önceden belli.
Ya AKP’li olacak, ya Cemaatçi!

Son talep:
Devletteki (Cemaatçi) tasfiyeler durmalı.
Özellikle Emniyet İstihbarat’taki.
Tasfiyeler önceden başlamıştı.
7 Şubat 2012’den beri.

Şartlar böyle.
Fakat şaşırtıcı olanı “tehdit”.
Hatta, Erdoğan’ın söylediği gibi “şantaj”.
Erdoğan: “Şantaj politikaları sürüyor.” (23 Ocak 2014, Brüksel dönüşü).
Benzer suçlamayı sık sık dillendirdi.

Kaynaklarımın iddiası:
Tehdit de ediyorlar.
Kasetleri açıklarız, diye.
Doğru olabilir mi?
Başbakanın konuşmaları iddiaları teyid ediyor.
Daha önceki gün konuştu:
“Ellerinden geleni yapsınlar, hodri meydan” (11 Şubat 2014, ajanslar).

İslamcı çevrelerdeki kaset algısı.
İçeriğini pek konuşmak istemiyorlar.
Ama gerçekliğine itiraz eden yok.
Asıl merak sıradakilerde.

Hani, “bomba etkisi yapacak” denilenlerde.
İhtimal veriyorlar mı?
Beklenti AKP çevrelerinde de yüksek.
Etkisi?

Ortalama görüş: “Bir hasar olur. Fakat derecesini kestiremiyoruz.”
Konuya devam edeceğim.

Rafet Ballı
[email protected]
twitter.com/rafetballi
ulusalkanal.com.tr

Etiketler

Yorumlar

bahadır :

chp tuzağa düştü. atatürkçüleri tasfiye edip cemaatçileri doldurdu. cemaat son anda desteğini çektiği zaman tek bir belediye dahi alamayacak duruma düşecektir

mdd :

cemaat ile pazarlığı yapan ve her isteklerini yerine getirdik diyen rte şimdi cemaat düşmanı oldu. nedendir acaba ?

abrek :

bu akp-cemaat, islam, mezhepler, ortadoğu, arap, şii vs. sarmalı ile ilgili birikimlerini bizlerle paylaşan degerli rafet ballı'ya teşekkürler.. ellerinize saglık..

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder