banner864

Mehmet Ali Güller - Kabataş yalanı ve 8 gerçek 17 Şubat 2014, 09:13

 Başbakan Erdoğan, Haziran Halk Hareketi sırasında bir yakınının türbanlı gelininin Kabataş’ta 80-100 kişilik üstleri çıplak, elleri eldivenli bir grup tarafından taciz edildiğini iddia etmişti. Hatta hem kendisi hem de kurmayları günler geçtikçe öyle ileriye gitmişti ki, o grubun bebeği de taciz ettiğini, bebek arabasını parçaladığını, gelinin üzerine idrar yaptığını bile ileri sürmüşlerdi.
Kuşkusuz Erdoğan hiçbir inandırıcılığı olmayan bu iddiayı, “Dolmabahçe camisinde içki içtiler” iddiasıyla birlikte gündemde tutarak, iki şeyi hedeflemişti:
1) Erdoğan eylemcileri ahlaksız göstermek isteyerek, eylemleri karalamaya çalışmıştı.
2) Eylemcilerin türbana saldırdığını iddia ederek, kendisini destekleyenleri eylemcilere karşı kışkırtmıştı.
Fakat aradan 8 ay geçti. Erdoğan ne iddiasını ispatlayabilecek görüntüleri ortaya koyabildi, ne de emniyet 100 tacizciden birini bile yakalayabildi...

Çünkü öyle bir olay yoktu!
Ve 8 ay sonra Kanal D tacizin olduğu iddia edilen anı ve türbanlı gelinin görüntülerini yayınladı. Ortada Erdoğan’ın iddiasını ispatlayan tek bir kare bile yoktu!

Peki, bu ne anlama geliyordu?

1) Erdoğan bile bile yalan söylemişti. Yanıltılmıştı demiyoruz çünkü sürekli ellerinde görüntü olduğunu iddia etmişlerdi. Örneğin AKP milletvekili Mehmet Metiner o görüntülerin olduğunu söyleyenlerdendi. Hatta kimi gazeteciler o görüntüleri izlediklerini bile söylediler.
2) Bu yalan, Erdoğan’ın o dönemde açıkça halkı kin, nefret ve düşmanlığa tahrik ettiğini belgelemektedir. Nitekim Erdoğan o günlerde sık sık “yüzde 50’yi evde zor tutuyorum” diyerek niyetini açıkça ortaya koyuyordu.
Bu nedenle muhalefet Erdoğan hakkında suç duyurusunda bulunmalı ve savcılar harekete geçmelidir.
3) Yalanı belgeli ortaya çıkan Erdoğan daha da saldırganlaştı. Örneğin önceki gün İstanbul’daki çeşitli açılış konuşmalarında medyaya, muhalefete, hemen herkese saldırdı.
Gazetelerin Kabataş yalanını belgeleyen manşetlerine, bulunduğu konumun saygınlığıyla örtüşmeyen bir üslupla saldırdı; “Attığınız başlıkların altında boğulacaksınız” dedi...
“Alo Fatih” ses kayıtlarının gösterdiği gibi basına her türlü baskıyı uygulayan, telefonla TV’deki altyazıyı bile kaldırttığı görülen Erdoğan’ın “başlıklarınızın altında boğulacaksanız” demesi, açık bir tehdittir, suçtur ve basına düşmanlığının ifadesidir.
4) Kabataş görüntüleri sonrası şu sözleri dile getiren Erdoğan, hem geri adım atmayacağını hem de üslubunu bozarak daha da saldırganlaşacağını ortaya koymuştur: “Görüntüleri bir kenara koyun, adli tıp raporunu nerenize koyacaksınız?”
Üsluptaki seviyeyi bir kenara bırakıyor ve bir başbakanın görüntüyü hiçe sayıp, adli tıpı esas almasındaki probleme dikkat çekiyoruz. Bu AKP’nin devlet kurumlarını gerektiğinde kendisi için kullanabileceğini göstermektedir!
5) Tüm bu gerçekler ortadayken türbanlı gelin Z.D’nin hâlâ kameraların karşısına çıkıp “kimseye ispat etmek zorunda değilim, darp edildim, ben büyük acı yaşadım” demesi hem pişkinliktir, hem de hukuk katliamıdır.
Zira Erdoğan’ın danışmanı Yalçın Akdoğan başta olmak üzere pek çok kurmayı iki gündür “görüntüler değil, kadının beyanı esastır” diyerek hukukun en temel ilkelerinden olan “iddia sahibi iddiasını ispatlamakla sorumludur” ilkesini ayaklar altına almaktadır.
6) Görüntülerin Erdoğan’ı zor durumda bırakması üzerine savcıya söyletilen “görüntülerin devamı var, polis inceliyor” sözleri ise çaresizliği resmetmektedir. Zira izlediğimiz görüntülerde koca gelip eşini almıştır. Z.D 8 ay önceki ifadesinde “olaydan sonra” eşinin geldiğini söylemişti. Demek ki, devam denilen yerde de bir durum yoktur.
7) Diğer yandan saldırının aslında türbana olduğu iddiası da o görüntülerle yalanlanmıştır. Zira o görüntülerde sadece türbanlı geline bir taciz olmadığı belgelenmiyor, aynı zamanda günlük hayatın devam ettiği, güvenlik görevlilerin işine baktığı ve turnikelerde o süre boyunca pek çok türbanlının gelip geçtiği de görülüyor.
Bu, yıllardır türbanı siyasete alet edenlerin, ne kadar ölçüsüzce ileriye gidebileceğini göstermiştir. Açık ki türbanı yalana maske, yolsuzluğa örtü yapmaktan çekinmemektedirler!
8) Türbanlı geline taciz edildiği, dövüldüğü, üzerine idrar yapıldığı yalan fakat Ali İsmail Korkmaz’ın alçakça katledildiği gerçektir!
Dolmabahçe Camisi’nde içki içildiği yalan fakat ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar bulunduğu, gazete alımı için havuz kurulduğu, villaya kıyak yapıldığı, Alo Fatih denilerek medyaya baskı yapıldığı gerçektir!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

Metin Oydemir :

beyana itibar edilecek ise, neden adli tıp'tan rapor alınmış?

BÜLENT BİLGİN :

sayin yetkili bizi boşverde ,allah seni bu kadar yalandan sonra nereye koyacak biz biliyoruz.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder