Hikmet Çiçek - Tatar’ın özgürlüğüne tahammül edemediler 21 Şubat 2014, 15:57

Yarbay Ali Tatar, Savcı Pehlivan’ın talebiyle 5 Aralık 2009’da tutuklandı. Avukatının itirazı üzerine 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararıyla 16 Aralık 2009’da tahliye edildi. Ancak Savcı, Tatar’ın peşini bırakmayacaktı

Ali Tatar’ın avukatı İhsan Nuri Tezel, müvekkilinin serbest bırakılmasını istedi. Fakat Savcı Süleyman Pehlivan aynı kanıda değildi. Tatar’ı, “Silahlı terör örgütü üyesi” olduğu gerekçesiyle tutuklanması talebiyle İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sevk etti. Pehlivan’a göre “suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak” Tatar tutuklanmalıydı.

Ali Tatar, 10. Ağır Ceza’nın nöbetçi hâkimi Davut Bedir tarafından sorgulandı. Hayatında ilk defa duyduğu isimler ve belgelerle hiçbir ilgisinin olmadığını, Doğu Perinçek ve Şener Eruygur’dan bir talimat almadığını, “köprü personel” olmadığını, Cumhuriyet’in 75. yıl kutlamalarına emri altındaki görevlileri göndermediği iddiasının saçma olduğunu, Cumhuriyet Bayramı törenlerinin askeri lisede değil, İstanbul Vatan Caddesi’nde yapıldığını, bütün personelin, garnizonun gösterdiği yerde kutlamalara katıldığını, ÇYDD ile herhangi bir bağlantısının olmadığını ifade etti.

Yargıç Davut Bedir, 5 Aralık 2009 günü Ali Tatar’ın tutuklanmasına karar verdi. Artık Yarbay Tatar, TCK’nın 314/2 maddesine göre “silahlı terör örgütüne üye” olmuştu!

Tutuklamaya itiraz

Yarbay Tatar’ın tutuklanması kararına avukatı İhsan Nuri Tezel itiraz etti. Tezel tahliye talebinde, “Toplantı Kararları-Mayıs” ile “Eruygur” adlı belgelere dikkat çekiyordu. Askeri bir birliğin içinde, Deniz Eğitim ve Öğretim Komutanlığı’nda, komutanın bilgisi dışında “illegal bir toplantı” yapılmasına olanak yoktu. Ayrıca Mayıs 2008’de yapıldığı iddia edilen bu toplantıya Perinçek’in katılmasının da imkânı yoktu. Çünkü Perinçek o tarihte tutukluydu! “Belge” sahteydi.
“Dağıtım: Yrb. Ali Tatar” ifadesinin yer aldığı “Sonuç Raporu” da sahteydi. Tek kişiye dağıtım yapılacak bir belge olamayacağı gibi, Tatar’ın rütbesi ve sınıfı “Dz. Öğr. Yb” idi. Bu bile yanlış yazılmıştı.

Teğmenlerden geldiği öne sürülen bir başka belgede Tatar sanki amirleriymiş gibi “Yrb. Ali Tatar” diye yazılırken, bir başkasında sanki arkadaşları gibi “Ali Tatar” diye yazılıyordu.

29 Haziran 2009 tarihli ihbar mektubunda Ali Tatar’ın “dayısı Hüseyin Tatar ve akrabası Süleyman isimli şahsın PKK’lı olduğu” iddia ediliyordu. Oysa Ali Tatar’ın Hüseyin Tatar isimli bir dayısı veya amcası yoktu. Babasının adı Hüseyin Tatar’dı, o da çoktan vefat etmişti. Süleyman isimli hiçbir akrabası da yoktu.
Avukat Tezel’e göre, “bu ihbar mektubunun da gerçek dışı bilgiler içerdiği ve müvekkilinin Alevi olmasından kaynaklanan bir linç’in sonucu olduğu” görülmekteydi. Tezel’e göre Tatar’ın suçlanması için bazı ihbar mektupları ve sahte belgeler soruşturma dosyasına “ithal edilmişti”.

Savcı Pehlivan, Tatar’ın tahliye talebine karşı çıktı. İtirazın görüşüleceği İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yazdığı yazıda, “Suç vasfı, delil durumu, tutuklama kararının isabetli olması ve tutuklama nedenlerinde herhangi bir değişiklik olmaması nazara alınarak” tahliye talebinin reddedilmesini istiyordu.

11. Ağır Ceza Mahkemesi Yargıcı Bülent Akasma, Savcı Pehlivan gibi düşünmedi. “Dosya kapsamı, mevcut delil durumu göz önüne alınarak” Tatar’ın tahliyesine karar verdi. Ali Tatar, 16 Aralık 2009 günü Hasdal Askeri Cezaevi’nden tahliye edildi. Ancak çilesi bitmemişti. Savcı Pehlivan, Tatar’ın peşini bırakmayacaktı.

Pehlivan yeniden harekete geçiyor

Yarbay Tatar’ın tahliyesinden bir gün sonra, 17 Aralık 2009 günü Savcı Süleyman Pehlivan, 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin tahliye kararına itiraz etti. Pehlivan’a göre “2008- 2009 Sonuç Raporu”, “Eruygur Toplantı Kararları-Mayıs”, “Gündemlerim 2”, “Takip edilip gerekli yerlere iletilecek liste”, ÇYDD Kadıköy Şubesi’nde “ele geçirilen” hard disk içerisinde bulunan “Türkan Saylan’a ön yazı” ve “Mektup- Türkan Saylan” gibi word belgeleri incelendiğinde ve tüm dosya kapsamına göre şüpheli Ali Tatar’ın “Ergenekon isimli terör örgütü içinde örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği, örgütün amaç ve stratejisi doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kadrolaşma faaliyeti sürdürdüğü, örgüt ile Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) arasında irtibat kurmakla görevlendirildiği, izah olunan eylemlerinin niteliği, devamlılığı, çeşitliliği ve sürekliliği nazara alındığında yasadışı Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli deliller bulunduğu anlaşılmakla” Tatar’ın tahliyesine karşı çıkıyor ve Tatar hakkında “yakalama emri çıkarılmasına” karar verilmesini talep ediyordu.

Başkan karşı çıkıyor ama...

Özel yetkili Savcı Süleyman Pehlivan, Tatar’ın özgür olmasına tahammül edemiyordu.

Özel yetkilerle donanmış İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 18 Aralık 2009 günü, Savcı Pehlivan’ın itirazını görüşmek üzere toplandı. Mahkeme Başkanı Şeref Akçay, üyeler Oktay Açar ve Metin Özçelik’ti. Açar ve Özçelik, Ergenekon soruşturması sırasında çok sayıda şüpheli hakkında tutuklama kararı vererek adlarını duyurmuş iki yargıçtı.

Adalete inananlar gitti

Mahkeme, Tatar hakkında yakalama müzekkeresi çıkartılmasına 2’ye karşı 1 oyla karar verdi. Mahkeme Başkanı Akçay, Tatar’ın tutuklanmasına karşı çıkıyor ve kararın altına koyduğu “muhalefet şerhi”nde şunları söylüyordu: “Şüpheli Ali Tatar’ın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, dosya kapsamı ve mevcut delil durumu dikkate alınarak mahkememiz nöbetçi hâkimliğince verilen tahliye kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun yakalama emri çıkartılması yönündeki görüşüne katılmıyorum.”

Beşiktaş mahkemelerinin en kıdemli yargıçlarından Şeref Akçay, yaşanan hukuksuzluğa tahammül edemeyecek ve bir süre sonra emekliliğini isteyecekti. Kendisi gibi hukuka ve adalete inanan bazı diğer meslektaşları da HSYK tarafından çeşitli gerekçelerle buradan uzaklaştırılacaktı. “Beşiktaş Terör Örgütü” artık bütün hızıyla çalışabilirdi.


Hikmet Çiçek
ulusalkanal.com.tr
Yarın: Ali Tatar ele geçirilemedi
Etiketler

Yorum Gönder