banner864

Mehmet Ali Güller - Kürt sorununda devletin yanlışları 22 Şubat 2014, 08:39

 “Devlet mi değişti, Öcalan mı?” başlıklı yazımız üzerine, Öcalan’ı 1999’da sorgulayan Atilla Uğur bir mektup gönderdi:

“15 Şubat 2014 tarihli köşe yazınızı okudum. Koyu renkle işaretlediğiniz bir paragrafta ‘kuşkusuz o günkü anlayış da eksikti, yanlışlar içeriyordu, geçmişin hatalı bakışlarını hâlâ koruyordu’ diyorsunuz. Paragrafı koyu renkle vermeniz bu görüşlerinize okuyucunun daha çok dikkat etmesini hedeflediğinizi gösteriyor.

“O sorguyu yapan Türk subayı ben olduğum için yanlışların, eksiklerin, geçmişe dayalı diye belirttiğiniz ‘hatalı’ bakışların neler olduğunu bilmek isterim. Elbette neyi kastettiğinizi millet de bilmek ister.

“Bu kritik dönemeçte herkesin görüşlerini ve düşüncelerini imalarla değil açık ve net olarak belirlemesinde fayda olduğunu düşünüyorum. Cevabınızı merakla bekliyorum.”

Küçük Amerika devletinin suçları

Öncelikle belirtelim: Bu köşede ima yoktur, görüşler açık ve nettir. Kuşkusuz sütunun ölçüleri içinde zaman zaman bazı görüşler yeterince işlenememektedir.

Aynı zamanda İP MKK üyesi olan Atilla Uğur, “millet de bilmek ister” dediği için, berraklaştırılmasını istediği konuyu mektup yerine, bu köşeden ele alacağız...

Ama o yazıyı kaçıran okurlarımız için özellikle anımsatalım: “Kuşkusuz o günkü anlayış da eksikti, yanlışlar içeriyordu, geçmişin hatalı bakışlarını hâlâ koruyordu” cümlesindeki özne Atilla Uğur değildir. Hatta bırakın Atilla Uğur’u, tek başına Ecevit hükümeti bile değildir. 1946’dan itibaren “Küçük Amerikalaşan” devlettir kastımız. Zaten Uğur’un dikkat çektiği cümlenin bir öncesindeki cümlede “devlet ve devleti yönetenler” denmektedir.

Ve bu devletin Kürt sorunu konusunda ciddi ve etkileri bugünlere kadar süren yanlışları olmuştur. Bunu saptamak, bu yanlışlardan birlik adına dersler çıkarmak, her devrimcinin görevidir. Zira Kürt’ü kazanma hedefi, bu konuda bütün hedeflerden daha önemlidir!

Baş hata: Kürt’ü yok saymak

Gelelim hangi yanlışların yapıldığına, hatta hangi suçların işlendiğine... En önemli dönemeç olduğu için 12 Eylül 1980’i milat kabul edelim.

1) Türkiye’yi serbest piyasa ekonomisine eklemlemek ve 24 Ocak kararlarını uygulamak için yapılan Amerikancı 12 Eylül darbesi ile devletin ideolojisi “Türk-İslam sentezi” yapıldı. Bu ABD’nin SSCB’yi çevreleme ihtiyacından kaynaklanıyordu. Bu ideolojinin içeriye yansımalarından biri, Kürt’ü yok saymak oldu.

Kuşkusuz Kürt daha önce de yok sayılıyordu, ama 12 Eylül’den sonra “kart kurt” mertebesine indirildi. Kürt’ü inkâr etmek, Kürt’e “sen Kürt değilsin, Kürt diye bir şey zaten yok” demek, kazanda basınç uyguladı.

2) Devletin “Türk-İslam sentezi” ideolojisinin teröre karşı ürettiği çare İslamlaşmaydı. 80’ler boyunca uygulanan bu yanlış hem ters tepti, hem de başka büyük sorunlar doğurdu. Evren’in uçaklardan attırdığı İslamcı bildirilerin kimi örnekleri arşivlerde mevcuttur.

3) Türk-İslam sentezinin bir yansıması da PKK’ye karşı Hizbullah kartı kullanma yanlışıydı.

4) Kürt’ü yok sayan, Kürtçeyi de yok saydı. Dili yasaklamak, o dilde gazeteye ve dergiye izin vermemek büyük yanlıştı. Kürtçe türkü çalınan düğünlerin basılması ise sıradan olaydı.

5) Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkenceler, dağı çareye dönüştürdü!

6) Terörle mücadele adı altında köy boşaltma ve orman yakma, etkisi bugüne kadar yansıyan önemli bir sosyolojik sorun yarattı.

7) Güvenlik birimlerinin terörle mücadele sırasında yaptıkları “bok yedirme” türünden yanlışların cezalandırılmaması, hem bunun bölgede bir devlet politikası gibi algılanmasına neden oldu, hem de bu türden işkenceleri teşvik etti.

8) Kasaplar deresi, faili meçhul cinayetler, hatta PKK’li olmadığı halde öldürülüp PKK’li sayılanlar, terörle mücadele ederken teröre başvuran devlet algısı yarattı.

Kürt’ü yok sayan, Kürt’ü en temel insan haklarından ve demokratik haklarından yıllarca mahrum bırakan bir devlet, hem yanlış yapmıştır ve hem de sonuçları itibariyle kendi ayağına sıkmıştır.

Bu bölgede Kürt’ünü kazanamayan her ülke emperyalizme karşı elini zayıflatacaktır. Hatalar en önemli öğretmendir. Açıkça belirtelim: Saddam Hüseyin, Kürt’ünü kaybettiği için emperyalizme yenildi!

Kukla devleti Ankara inşa etti

Tüm bu yanlışlar birike birike geldi. Kuşkusuz 1999’daki devlet de, hatta 28 Şubat’ın Atlantik’e mesafeli milli ordusu da bu hatalardan tamamen arınmış değildi.

Devlet 90’lar boyunca, bölgeselleşen Kürt sorununu da doğru teşhis edemedi. Kuzey Irak’taki kukla devletin inşasında Türk devletinin hangi tuğlaları koyduğu bir başka yazının konusudur.

Ama bitirirken belirtelim: Dönemin başbakanı Ecevit’in “ABD Öcalan’ı bize verdi ama niye verdi anlamadık” demesi bile, devletin meseleyi doğru kavramadığını resmetmektedir.

Mesele kişilerle ilgili de değildir. Sorun, Türkiye’nin emperyalizme bağımlı olması ve önüne başkalarının programının konmuş olmasıdır!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder