banner864

Mehmet Ali Güller - ABD’nin ‘Küçük Amerika rejimini’ kurtarma planı 15 Mart 2014, 08:30

Okmeydanı’nda yaşanan iki koldan kışkırtma Türkiye’nin götürülmek istendiği yere işaret ediyor: Kaos!

Gezi eylemleri sırasında polisin yakın mesafeden sıktığı gaz fişeğiyle vurulan ve tam 269 gün yaşama tutunan 15 yaşındaki Berkin’in vedasının Türkiye’yi birleştirdiği gece, bir başka yurttaşımızı, Burak Can’ı yitirdik.

Alevi-Sünni kışkırtması

AKP üyesi Burak Can, “Kasımpaşa 1453” grubunun çağrısıyla en gerilimli günde, en gerilimli yerde, Okmeydanı’nda eylemcilere yakın bir mesafede arkadaşlarıyla toplanıyor. Sonrasında karanlık gelişmeler yaşanıyor: Ortaya çıkan bir akrep, patlayan silahlar ve cinayeti üstlenen sol maskeli bir taşeron örgüt!
Olay, hem de birkaç dakika sonra AKP İl Başkanlığı tarafından kamuoyuna duyuruluyor. O cenahtan ısrarla MHP ve Ülkü Ocakları işaret ediliyor. Ertesi gün Okmeydanı’nda toplanmak için çağrılar yapılıyor. Yani her iki grup da gerilimin merkezine sürülmek isteniyor.

MHP ve Ülkü Ocakları ortada açık bir kışkırtma olduğunu, olaylarla ilgilerinin bulunmadığını belirtiyor ve AKP’yi suçluyor.

Ertesi gün Kasımpaşa 1453’ün çağrısıyla insanlar toplanıyor ve Okmeydanı’na yürüyüşe geçiyor. Aynı saatlerde sol maskeli taşeron örgüt, tipik bir istihbarat bildirisiyle cinayeti üstleniyor.

Kasımpaşa 1453’ün topladığı insanlar, herhangi bir eylemden daha çok Türk Bayrağı taşıyor ve Rabia ile bozkurt işaretleri yapıyor. İlginci, katılımcıların hiç anımsayamayacağı bir sloganı atıyor: “TİP TİP tipsizler, Allahsız komünistler.” Gladyo’nun Türkiye İşçi Partisi’ne karşı sağ gençliğe attırdığı bu slogan, 40 yıl sonra sandıktan çıkarılıyor!

Türk-Kürt kışkırtması

Diğer yandan Urla’da başlayan ve çeşitli kentlerimize sıçrayan, merkezinde HDP’nin olduğu kışkırtmalar sürüyor. İki kez yazdık. HDP, Hakan Fidan’ın Öcalan’a kurdurduğu bir partidir. Bu gerçek, yaşananların hedefini ortaya koyması bakımından önemlidir.

Ne oluyor peki? Urla’dan başlayarak her yerde aynı şey: Toplanan kalabalıklar, HDP’nin seçim bürolarına saldırıyor!

Burada da tıpkı yukarıda olduğu gibi iki koldan kışkırtma var: Birinci kol harekete geçiyor ve HDP, yani PKK her gün ekranlardan özerklik diyerek halkı kışkırtıyor. Ardından ikinci kol harekete geçiyor ve bu iklimi örgütlüyor, HDP’ye karşı seferber ediyor ve tepkiyi şiddete dönüştürüp amacından saptırıyor.

Olayların ilkinde kabaca sağ-sol, Alevi-Sünni, muhafazakâr-demokrat cepheleşmesi yaratılmak isteniyor. İkincisinde ise kabaca Türk-Kürt, MHP-PKK, milliyetçi-Kürtçü cepheleşmesi...

ABD’nin darbe hedefi

Peki, bu cepheleşmeyi kim istiyor? Bu gerilim kime yarar? Esas hedef ne?

Eylemlerin türüne, yapılış biçimine, yazılan bildiriye, atılan slogana bakıldığında tipik bir Gladyo faaliyetiyle karşı karşıya olduğumuzu görürüz.

Peki, Gladyo bu kışkırtmalardan ne umuyor?

1) Halk Hareketi’ni yörüngesinden çıkartmak, böylece küçültmek ve en sonunda bastırmak.

2) Kritik seçimli dönemden MHP ve BDP’yi güçlendirerek çıkmak.

3) Özerklik inşası kışkırtmasını sürdürüp, buradan bir Türk-Kürt çatışması çıkartmak.

Gladyo’nun yani ABD’nin asıl hedefi bundan sonra başlıyor: Çıkan kaosu bastırmak için orduyu Amerikancı bir darbeye zorlamak!

Washington, geri çekildiği ve tek belirleyen olamadığı bu süreçte, Türkiye’deki “küçük Amerikan rejimini” bir tek bu yolla koruyabileceğini hesaplıyor.

Darbe değil, devrim çıkar!

Peki, bu mümkün mü? İki nedenle değil:

1) Türkiye’nin öncü birikimi, örgütlü kuvvetleri bu kez Gladyo’nun tertiplerini alt edecek güç ve deneyimde...

2) Türk Ordusu, Ergenekon tertiplerine rağmen ana gövdesi itibariyle hâlâ hiza dışındadır! TSK’nin icracıları, TSK’nin karar vericilerinin hedefini, çizginin öbür tarafına taşıyacaktır. Tıpkı Mısır’da olduğu gibi...

Mehmet Ali Güller 
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder