banner864

Rafet Ballı - Mahalle kahvesinde mafyavari 'savaş geyiği' 29 Mart 2014, 10:11

Dışişleri’ndeki savaş tezgâhlama toplantısı?

Kim sızdırdı? Olağan şüpheli: Cemaat’ti.

İzlenim: Başka adres(ler) gibi.

İlk tespit: Sahaya yeni kuvvet(ler) iniyor.

Başka kuvvet(ler) iniyor. Ve de inisiyatif alıyor.

***

Sızdıran kim sorusuna devam.

Kafamdaki bir ihtimal: ABD’de bir ekip de olabilir(di).

En azından akşamın ilk saatlerinde böyleydi.

Bazı nabızları yokladım. Gece yarısına doğru değişti.

Sebebini birazdan yazacağım.

Tespit iki: Tezgâhın merkezinde ABD var. “Savaş görev emri”nin yazarı olarak.

***

Toplantı: “Üst düzeyde” demeye dilim varmıyor. Fakat şeklen öyle.

Bir bakan: Ahmet Davutoğlu.

Üst düzey iki bürokrat: Hakan Fidan ve Feridun Sinirlioğlu.

Bir de orgeneral: Yaşar Güler.

Yer: Bakanın makamı. Güya en iyi korunan yerlerden.

Görünen: Ortam dinlemesi yapıldı. Servis edildi.

Tespit üç: Üst düzey beceriksiz bunlar. Kendileriyle birlikte devleti de çökertmişler.

***

Konuşmaların meali.

“Suriye’ye nasıl eder de savaş açarız.”

“Gerekirse kendi ülkemize füze de attırırız.”

“Süleyman Şah karakoluna da saldırı düzenletiriz.”

Maksat: Savaş olsun!

Hani: Analar ağlamasındı?!

Seviye: Mahalle kahvesinde savaş geyiği sanki. Hem de “mafyavari” tuzaklarla.

Dünyadan haberleri yok. Türkiye’nin başına belalar açılırmış. Umurlarında değil.

***

Savaş tezgâhını kim planladı?

İddia: Erdoğan.

Sebebi: Yolsuzluk gündemini değiştirmek. Seçime “kahraman” olarak gitmek. Sandıktan güçlü çıkmak. Yıkılışını ertelemek...

İlk bakışta doğru gibi. Hatta kesindir. Erdoğan’ın böyle hesapları var.

Tespit dört: Suriye sadece Türkiye’nin iç meselesi değil.

Dünyanın da iç meselesi. Öyleyse dünyadan bakacağız.

***

Eğer mesele sadece Erdoğan olsa. Seçim hesaplarıyla sınırlı bulunsa.

Abdullah Gül hiç müdahil olur mu? “Ben de buradayım” der mi?

Erdoğan’a sandıkta prim yaptıracak bir oyuna katılır mı?

Cemil Çiçek ve Bülent Arınç?

Sanki, birileri “yoklama” yapıyor. Öne atıldılar? “Buradayız!”

Tespit beş: Bir yıldır ilk defa oluyor. Aynı zeminde buluştular.

Hepsinin işvereni Washington. Sefer görev emri almış gibiler.

***

Bu tespitim yeni değil.

Toplantıdan, kasetten, Kılıçdaroğlu uyarısından çok önce.

1 ve 3 Şubat’ta iki yazı yazdım.

Sadece başlıkları bile çok şey anlatır.

Gül, El Kaide bahanesiyle TSK’yı Suriye’ye sürmek istiyor.”

“Türkiye, Irak’tan sonra Suriye’nin kuzeyinde ‘tampon’ tuzağına çekiliyor.”

Özel hiçbir bilgim yoktu.

Sadece açık kaynakları tarayıp bu sonuca varmıştım.

Tespit altı: “Aydınlık”, Türkiye’nin erken uyarı sistemidir.

***

Şöyle bir bakalım: Bir tezgâh kurulmuş.

Hepsi içinde: Erdoğan, Gül, Arınç, Çiçek, Davutoğlu...

AKP Suriye uçağını düşürüyor: ABD tepkisiz.

Not düşüyorlar: “Müttefikimizin açıklamalarına inanmamak için sebep yok.”

AKP Kesep bölgesini Selefi çetelere teslim ediyor: ABD tepkisiz.

Kuzey Suriye’de Şam’ın elindeki son bölgeydi. Çeteler böylece denize açıldılar.

Dışişlerindeki toplantıda Orgeneral Yaşar Güler açıklıyor.

ABD’liler ortak toplantılara uçuşa yasak bölge planıyla gelmişler (no fly zone).

***

Son bir bilgi.

Hürriyet’in Washington temsilcisi Tolga Tanış yazdı. Dikkatli ve gerçeğin peşinde bir gazetecidir.

8 Eylül 2013 tarihli yazısını dikkatli okuyunuz.

Başlığı bile çok şeyi anlatıyor: “Asıl savaş seneye El Kaide’yle.”

Bruce Riedel’le konuşmuş. 30 yıl kıdemli bir CIA’cı.

Obama’ya danışmanlık yapmış.

Terör uzmanı. El Kaide’yi iyi biliyor. Söyledikleri:

Suriye: “El Kaide’nin en hızlı büyüdüğü yer.”

“Suriye iç savaşı El Kaide için bir küvöz.”

ABD ile Türkiye/Suud arasındaki fark:

“Birçok müttefik önce Esad’ı yenmek istiyor. Bu bir hata.”

Tanış soruyor: “ABD Suriye’deki El Kaide gruplarıyla savaşmak zorunda kalacak mı?”

Cevap, hayati önemde:

“Bu kesinlikle akla yatkın bir ihtimal. ABD kendini yakın gelecekte bu bölgedeki El Kaide gruplarıyla İHA’lar vasıtasıyla savaşırken bulacaktır. Önümüzdeki 6-12 aylık dönem içinde kendimizi bu durumda görürsek hiç şaşırmam.”

Yani: ABD, sıralamada farklı düşünüyor. Önce El Kaide’yi vuralım diyor.

AKP’nin farkı: El Kaide bahanesiyle Esad’la savaşma hesabında.

Çünkü biliyorlar: Esad’lı bir Suriye, AKP’siz bir Türkiye demektir.

Not: ABD El Nusra’yı artık El Kaide’den saymıyormuş.

***

Son söz: Seçime böyle gidiyoruz.

Yine aynı şeyi söylüyorum.

Fırtına geliyor. Kuvvet biriktirmek zorundayız.

Rafet Ballı
Twitter: @RafetBalli
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder