banner864

Mehmet Ali Güller - ABD ve AKP Suriye’de ayrı mı düştü? 04 Nisan 2014, 13:03

Dışişleri Bakanlığı’ndaki Suriye’ye savaş tezgâhı konulu dörtlü toplantı yeni bir tartışma yarattı: Acaba ABD ile AKP’nin Suriye stratejisi farklı mıydı? AKP ABD’ye rağmen mi Suriye’ye abanıyordu? ABD AKP’nin Suriye politikasına aslında en başından itibaren karşı mıydı?

Bizi yukarıdaki soruların yanıtına götürecek pek çok olgu var ama biz bugün içeriden, AKP-Suriye muhalefeti cephesi içinden bir olguyu dikkatinize sunacağız:

Muhalefet: ABD yorulmamızı istiyor

Erdoğan rejimi, Suriyeli teröristlere sadece lojistik destek vermiyor, aynı zamanda onların sözde hükümetine de bina veriyor, güvenliklerini sağlıyor. O bina, yani Suriye muhalefetinin oluşturduğu sözde hükümetin çalıştığı bina Gaziantep’te...

El Cezire Türk’ten Özgün Levent işte bu binaya gidip sözde hükümetin başbakanı Ahmet Tuma ile çok önemli bir söyleşi yaptı. Tuma itiraflarla dolu söyleşide sıradışı saptamalar yaptı:

1) “ABD ne rejimin (Esad) ne de muhalefetin askeri anlamda tam bir zafere ulaşmasını istiyor. ABD iki tarafın da yorulmasını istiyor.”

2) “Türk hükümeti bize destek veren en önemli ülkedir. Ve bize her anlamda destek sağlıyor. Ancak biliyorsunuz ki Türkiye bir NATO üyesi. Dolayısıyla NATO’nun yasalarına göre hareket etmek zorunda. Kendi başına askeri bir karar alamaz.”

3) “Biz PYD’yi devrime düşman bir yapı olarak görüyoruz.”

4) “Bizim baştan devrimle ilgili yaptığımız tüm hesap ve değerlendirmeler yanlışmış. Çok net anlaşıldı ki, hiçbir şey Suriye halkının elinde değil, küresel güçlerin elindeymiş. Başta ABD olmak üzere uluslararası camia bu dosyanın sonlandırılmasına ikna olduklarında bu işi sona erdirirler.” (aljazeera.com.tr, 3 Nisan 2014)

Suriye’den ‘Kürdistan’ çıkarmak

Bu saptamalar, ABD’nin ya da ona taşeronluk yapan bölge ülkelerinin derdinin demokrasi ya da Suriye halkı olmadığının muhalefet içinde yavaş yavaş anlaşılmaya başladığını ortaya koymaktadır. Ancak bu, kısa vadede bir durum değişikliğine neden olmaz; fakat ilerisi için kuşkusuz bazı sonuçlar doğuracaktır.

Ahmet Tuma’nın açıklamaları, başka bazı muhalif liderlerin açıklamalarıyla birlikte okunduğunda, o cephede ABD’nin esas hedefinin anlaşılmaya başlandığını ortaya koymaktadır. PYD karşıtı keskin açıklamaları da, aslında o hedefi doğru okumaya başlamalarıyla ilgilidir.

Nedir o hedef? 4. yılına giren Suriye krizi süresince hep dikkat çektiğimiz gibi ABD’nin asıl hedefi, Irak’ın kuzeyinde 20 yıl boyunca inşa ettiği Kürt devletini, Suriye’nin kuzeyinden Akdeniz’e açmaktır!

ABD’nin iki Irak saldırısının da, taşeronları üzerinden yürüttüğü Suriye saldırısının da ana hedefi “Büyük Kürdistan”dır!

Bu gerçeği esas almayan her analiz hatalı olacaktır; insan hakkı ve demokrasi gibi kavramlar arasında sıkışacaktır, ulusal ve bölgesel çıkarları atlayacaktır.

El Kaide’li plandan PYD’li plana geçiş zorluğu

Gelelim AKP’nin bu noktada ABD’yle bir çelişmesinin olup olmadığına...

Kuşkusuz işin sahibi ile işin yüklenicisi arasında her zaman bir çelişme olur ama önemle belirtelim: Suriye’ye saldırının sahibi olan ABD, saldırının stratejisini de belirler; AKP ise yüklenici olarak saldırıyı uygular ve en fazla taktik manevralar konusunda ABD’yle ayrı düşer.

ABD ile AKP’nin Suriye’deki en önemli çelişmesi “yapamamakla” ilgilidir. İçeride savaş karşıtı muhalefet, halk hareketi, iktidarın güç kaybı ve “Kürt Açılımı”nın 9 aydır sekteye uğraması, Erdoğan-Davutoğlu ikilisini zorunlu olarak yavaşlatmıştır.

Çelişmenin kaynağı iddia edildiği gibi ABD’nin Suriye’ye saldırıdan vazgeçmesi ve masada çözüm istemesi değil, ki burada Rusya faktörlü nesnel zorunluluklar vardır, AKP’nin El Kaide’ye dayalı ABD planından, PYD’ye dayalı ABD planına geçmekte zorlanmasıdır!

Zira stratejinin bu 2. aşaması, yani PYD’li saldırı hali, içeride AKP’ye yeni engeller çıkarmaktadır. MİT TIR’ının deşifre edilmesi ve Dışişleri’ndeki savaş konuşmasının sızdırılması, zaten Cemaat’i aşan bir iştir!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder