banner864

Levent Kırca - Anlayana sivri sinek saz anlamayana davul zurna az 06 Nisan 2014, 13:14

Fazıl Say, biliyoruz besteci ve piyanist. Seçim sırasında, bana sürekli tweet attı. “Oyları bölme” dedi. Başına da ayıp olmasın diye; “Severim seni, oyları bölme” dedi. Ertesi gün, “severim seni” yi kaldırıp sadece “oyları bölme” diye bir tweet daha attı. Tweetl’eri giderek sertleşmeye başladı. En sonunda, hakaret etmeye başladı.

Fazıl’ı yarı buçuk tanıdığım için, tweet’lerin kafayı bir hayli bulduktan sonra, iki şişe viski bittikten sonra atıldığını biliyorum. Kafayı bulduktan sonra, insan kendini padişah sanır. Tabi, her insan değil. Müzikten anladığı için, her şeyi de kendisinin bildiğini sanıyor.
Bak canım kardeşim; senin uğruna mabadını yırttığın parti, tek başına hiçbir şey yapamıyor. Nerdeyse AKP’nin yarısı durumunda. Üstelik, benim kimseyi bölmediğimi de gördün. Benim, bizim, başından beraber gördüğümüzü ve söylediğimizi, sen ve senin gibiler bir türlü göremedi. Oylar bölünmedi.
Ne oldu? CHP kendini çoktan yok etmişti. Şimdi CHP’nin aldığı oyla, MHP’ninkini bir topla. Mutlaka matematikte de iyisindir. İkisinin toplamı da yetişmiyor değil mi? Biz ne dedik? Hepimiz birleşelim dedik.

Bir zahmet, bir de hepimizi topla. Yine zor değil mi?

Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün partisinin DNA’sıyla oynadı. Atatürk’ü çıkardı. ‘’Cumhuriyet ve laiklik tehlikede değil’’ dedi. F. Örgütü’ne yanaştı. Açılım devam edecek, yeni “akiller” olacak, dedi. Niçin CHP tahliye edilen subayların yanında değildi? Örneğin, neden İlker Başbuğ’un yanında değildi? Niçin Fenerbahçe’nin Aslanlı Yol Yürüyüşü’nde yoktular? Bir buçuk milyon insan vardı orada. Ben de, biz de oradaydık. Sarıgül neden yoktu? CHP hem kendini, hem de halkın umutlarını, şansını yok etti.

Sen ve senin gibiler de buna hizmet ettiniz. Oyları bölmedik. Zaten biliyorduk. CHP’nin kendi kendine yetmeyeceğini biz çok önceden biliyorduk. Sizlerin bilmemesi, bize bu mücadeleyi kaybettirdi. Önümüzdeki seçimlerde hepimizin birleşmesi gerekmiyor mu? Var mı başka tezin? Bana, astronot ol demişsin iyi kafayla. Ne demek istediğini pek anlayamadım. Astronot da olurum gerekirse ama, haklı ve doğru yolda, doğru düşünen bir astronot olurum. Keşke idrak edebilsen de, tweet’lerini ayık kafayla atabilsen. Attığın müsvette kağıdı değil ki, yırtasın. Herkesi yitirirsen iki laf edecek adam bulamazsın. İnsanlar kendilerine eşlik etmesi için hücrede bir fareye, bir böceğe bile razılar. Evet, sen ve senin gibi düşünenler fena halde yanıldı. Üstelik bu yaşadığımız ülkeye de zarar verdi. İnşallah bundan sonra daha iyi düşünürsünüz. Ama, ayık kafayla.

Sana özel bir eleştirim daha var. Bir kere konserine gelmiştim. Anladığım kadarıyla iyi idin. Konser sonu kalıp seni kutlamak istedim. Çok kasılıyordun ortalıkta. Küçük dağları sen yaratmıştın adeta. Burnun da, Kaf Dağı’nın üzerindeydi. Sanatçının başarısı sahnededir. Eser bittiğinde, zaten alkışını alıyorsun. Ödülün, o alkış. Halkın arasına dönerken, insanlığa dönmelisin. O zaman yücelirsin. Bırak küçük dağlar yerinde dursun. Piyano çalmayı öğrenmişsin ama, bunu kimse öğretmemiş sana. Bir küçük eleştirim de, piyasaya çıkardığın son CD bir hayli kötü. Önceden yapmışsın. Şimdi yapsan, belki daha iyisini yaparsın. Solist kızımızın yorumu, işi daha da itici yapıyor. Ha, insanlar bunu satın alıp, dinlediler. Sırf Fazıl Say dinliyoruz diyebilmek için. Faturası sonra çıkar gelir. Bir de... Zaten halkın her şeyi ellenmiş. Hiç değilse halkın organik, otantik türkülerini ellemeyin. Onlar içten olduğu zaman, doğal olduğu zaman güzeller. Aşık Veysel de, tam olarak benim bu dediğim gibi derdi. Bana cevap vermek istersen, ver. Ama, ayık kafayla. Ha, aklıma gelmişken... Sürekli “İçerdekiler” in müziğini ben verdim, diyorsun. Senin izninle biz, senin piyasadaki müziklerinden derleme yaptık. İki de bir, başımıza kakma! Ayıp oluyor. Eğer gerekliyse “kolumuzun diyeti” ne ise verelim.

ACARKENT

Beykoz’ da Acarkent diye bir sitede, bahçe içinde bir evde oturuyorum. İki yıl önce bir köpeğim burada zehirlenerek öldü. İki gün kan kustu hayvan. Hele bir de, ailenin fertlerini , çocukların durumunu düşünün. Acarkent Site yönetimi bilgisinin olmadığını söylüyor. Evlerin bahçelerine fare zehiri koyuyorlarmış site sakinleri. Muhtemelen sebep bu imiş.

Şimdi anlatacaklarım karşısında sıkı durun.

Geçen sene bir sokak kedisi yavruladı bahçemde. Tam sekiz can. Onları veteriner eşliğinde büyüttüm. Bahçeme yuvalar yaptım. Açıkcası, arkadaş gibiydik. İki gün önce, birdenbire kusmaya başladılar. Gözümün önünde kan kusuyorlardı. Veterinerin müdehalesine rağmen, hiçbirini kurtaramadık. Bundan önce oturduğum evdeki komşum; “ Senin kedin benim bahçeme girip, çişini yapıyor” diye bana şikayet ediyordu. Ya bu sekiz kediyi, birisi bahçesine girmesin diye zehirleyip öldürdü, bir anlamda cinayet işledi; Ya bahçelerini kontrolsüz aşırı şekilde ilaçlayıp ölüme sebebiyet veriyorlar; Ya da, bunu kasti yapıyorlar. Öyle ya da böyle “katil” bunlar. Site yönetimine sorulduğunda; “Bilmiyoruz, haberimiz yok” deniliyor. Aşık’ın bir sözü var, her konuda olduğu gibi bu konudada. “İlgililer bilgisiz, bilgililer ilgisiz, yetkililer hem bilgisiz hem ilgisiz.” Peki yitirdiğimiz canlar ne olacak? Kim hayvan haklarıyla ilgileniyorsa, ona havale ediyorum durumu. Yakında bana da birşey olursa, komşunun bahçesinden yanlışlıkla fare zehiri yediğimi düşünürsünüz.

Seçimi kim kazandı?

Ben kazandım. İşçi Partisi kazandı. Mustafa Kemal ve onun askerleri kazandı. Kaybedenlere üzüldüm.

AKP’den umudu kesip, CHP’ye daha doğrusu cemaate dönenler acaba şimdi ne yapacaklar? Mesela; Hürriyet Gazetesi, Ertuğrul Özkök, Nazlı Ilıcak ve diğerleri... Acaba şimdi ne yapacaklar? Zira usta, bu kez daha da sinirli döndü. Balkon konuşmasında aile boyu sıralanmış “Şimdi yandınız” diye parmak sallıyordu.

Levent Kırca
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

Salim ALTI :

levent abi, oyumu sana verdim. bence de seçimi sen kazandin. seni çok seviyoruz.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder