banner864

Mehmet Bedri Gültekin - 30 Mart seçimleri: Seçimin kaybedenleri 06 Nisan 2014, 13:40

30 Mart seçiminin en büyük kaybedeni ise hiç şüphe yok, CHP’dir. AKP’nin ekonomide, dış politikada, Kürt sorununda, ülke güvenliği konusunda yaşadığı büyük başarısızlığa rağmen, CHP’nin oyunda herhangi bir artış olmamıştır. İstanbul ve Ankara’da başarısızlığa uğramıştır. (Ankara’da yapılan itirazdan sonuç alınması durumunda bile bu değerlendirme yanlış olmayacaktır.)

Daha da önemlisi CHP Antalya, Mersin ve Ordu büyükşehir belediyelerini kaybetti. Artvin gibi geleneksel olarak CHP’nin kalesi olan bir ili AKP’ye kaptırdı. İzmir’de beş ilçe belediyesini AKP aldı.

Bu durumun sorumlusu Türkiye’nin sorunlarının çözümü açısından AKP’den farklı hiçbir şey söylemeyen neoliberal CHP yönetimidir. Kılıçdaroğlu ekibi Serbest Piyasa ekonomisini savunuyor. Suriye’de AKP’nin yanında. “Kürt açılımı”nda, “AKP’nin yerine biz devam ettiririz” diyecek kadar ABD’nin dayattığı politikalara teslim olmuş. Daha hızlı AB’ci...

CHP yönetimi İşçi Partisi’nin güçbirliği çağrılarına da sırtını döndü. Milli güçlerle bir araya gelmek yerine Fethullah örgütü ile işbirliğini tercih etti.

Bu yönelimin sonucu ağır bir başarısızlık olmuştur. Hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam etmesi mümkün değildir. Onun için iç çatışmalara yuvarlanacak ve parçalanacak ikinci Parti CHP’dir.

Fethullahla işbirliği yapan neoliberal CHP yönetimi ile bu Parti’nin Atatürkçü tabanı arasındaki çatışma derinleşecektir.

CHP ile AKP; iç çatışmalarının şiddetlenmesi ve yaşayacakları parçalanmalar konusunda birbirleriyle yarışacaklardır.

30 Mart seçimleri bir gerçeği bütün çıplaklığı ile gözler önüne serdi. Türkiye’nin ABD projelerinde rol üstlenmiş eşbaşkanlar tarafından yönetilen bir iktidar sorunu vardır. Ama en az bu sorun kadar önemli olan bir de “ majestelerinin muhalefeti” sorunu bulunmaktadır. Majestelerinin muhalefetinin yarattığı engeli temizlemeden eşbaşkanların iktidarından kurtulmanın olanağı bulunmamaktadır.

MHP


Koşullar, MHP’nin büyük başarı elde etmesine uygundu. Bölücü tehdit, şiddete yeniden başlayacağının işaretlerini veriyordu. Öcalan’ın ve BDP yöneticilerinin 30 Mart sonrasında özerklik ilan edileceği yönündeki beyanları, milliyetçi ve vatansever hassasiyetleri büyütmüştü. Bu koşullarda geniş kitlelerin gözünde milliyetçi söylemin esas partisi olarak görülen MHP’nin oyunu önemli oranda büyütmesi normal olandı.

MHP, halk desteğini artırması açısından var olan bütün bu koşullara değerlendiremedi. Daha önceki yıllarda AKP’ye kaptırdığı tabanını kazanamadı. Yozgat, Erzurum gibi geleneksel kalelerini geri alamadı.

Çünkü MHP yönetimi de tıpkı CHP gibi AKP’den farklı politikalar üretemedi. Aslı dururken halkın, titrek kopyaları tercih etmesi düşünülemez.

BDP

Bütün Partiler içinde, kendisi açısından en elverişli koşullarda seçime giren Parti hiç şüphe yok BDP’dir. Ama PKK’nın HDP (Halkların Demokratik Partisi) denemesi, fiyaskoyla sonuçlanmıştır.

AKP, Açılım politikasının sonucu olarak Güneydoğu’yu PKK/BDP’ye bırakmıştı. Etnik bölücülük, bir çok ilde 10 yıldan bu yana fiili olarak iktidar konumundaydı.
Üstelik, Güneydoğu’da halk PKK silahlarının gölgesinde sandığa gitti. Asker ve Polis AKP tarafından karakol ve kışlalarına hapsedilirken, PKK’nın silahlı güçleri varlıklarını her yerde hissettiren bir konumda oldular. Tunceli gibi illerde insanların PKK tarafından dağa götürülerek tehdit edildiklerine dair haberler basına yansıdı.

Üstelik Suriye’de yaşanan gelişmeler, PKK’nın Cizire, Kobani ve Afrin’de kantonal özerklik ilan etmesi PKK’nın lehine bir iklim yaratmıştı.

Bütün bunlara rağmen BDP herhangi bir oy artışı sağlayamadı. Hatta Diyarbakır ve Hakkari gibi en güçlü oldukları yerlerde BDP oylarında düşme yaşandı.

Bu durumun başlıca iki açıklaması vardır:

1. Emperyalizm bölgede kaybetmektedir. ABD, Irak, İran ve Suriye’de yenildi. Bölünme ve parçalanma dönemi geride kalıyor. Halklar emperyalizme karşı yeniden birleşme sürecine girdiler. Bu koşullarda, programının esası etnik bölücülük olan bir siyasal akımın güçlenmesi mümkün değildir.

2. Türkiye Kürtlerinin büyük çoğunluğu bölünmeye karşıdır. Batı illerimizde yaşayan Kürt yurttaşlarımız açısından bu gerçek bir kez daha net olarak ortaya çıkmıştır. Aynı durum Türklerin ve Kürtlerin karışık olarak yaşadığı Gaziantep’ten Kars’a kadar uzanan bölge açısından da geçerlidir.

Güneydoğu’da ise PKK’nın oy oranında kayda değer bir artışın olmaması önemli bir durumdur. 30 Mart seçimlerinin etnik bölücülük açısından bir dönüm noktası olduğunu söyleyebiliriz.

Çözüm

Tek tek partileraçısından ele aldığımız durum, sistemin; iktidarı ve muhalefeti ile büyük bir çıkmaz içinde olduğunu gösteriyor. AKP, CHP, MHP ve BDP’nin; bir bütün olarak sorunlara çözümleri olmayan partiler olduğu ortaya çıkmıştır.

Türkiye için köklü devrimci yönelmek dışında bir çıkış yolu bulunmuyor.

(Devam edecek)


Mehmet Bedri Gültekin
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder