banner864

Rafet Ballı - Erdoğan: Bölerek kazandı, böldüğü için kaybediyor 14 Nisan 2014, 14:35

İslamcı mahfilleri dolaşıyorum.

30 Mart’ı nasıl okuyorlar?

Abartmıyorum.

Merkezdeki yandaşlar hariç.

Düşünen, gören İslamcılar bile kaygılı.

Aralarında “kurucu” isimler de var.

Seçim sonucu: Erdoğan için “zafer” algısı yok.

“Başarı”sını değil, “çöküş”ünü konuşuyorlar.

***

İki soruya cevap arıyorlar.

Final nasıl olacak: Belli değil.

Mümkün bir seçenek: Kâğıt üzerinde bile gözükmüyor.

Konuştukları: Temenni düzeyinde.

***

Görünen:

Tayyip Bey yanlışla sonuç aldı.

Yanlışta ısrar edecek.

Siyasi intihar yolunu seçti.

Çaresiz. İlerleyeceği anlaşılıyor.

Bugüne kadar: Milleti kutuplaştırarak, bölerek sonuç aldı.

Çıkmazı: Böldüğü için de artık çöküşe gidiyor.

Çünkü: Bölücülüğü meşruiyet zeminini parçaladı.

Milletin en az yarısı Erdoğan’ımeşrû görmüyor.

Onun tarafından yönetilmek istemiyor.

***

Tablo: Kuralları yıktı. Kural dışı çözümlere kapı araladı.

Tarihin ironisi: Erdoğan “askeri vesayet”e karşıydı.

Şimdi: “Askeri siyaset”e yaslanmak isteyeceği günlere gidiyoruz.

***

12 yılın özetiyle biraz açalım.

2002 seçimi: Erdoğan kutuplaştırdı ve kazandı.

2007 seçimi: Kutuplaştırdı. Ayrıştırdı. Kazandı.

2009, 2010 ve 2011: Hep gerilim stratejisi uyguladı.

Milleti böldü. Sandıkta “ödülü”nü aldı.

2013 Haziran halk hareketi: Milletin en az yarısını şeytanlaştırdı.

Seçmen tabanında çözülmenin önüne geçti.

2014 yerel seçimi: Bu kez “düşman”ı içinden. Kendi cephesinden bir “Şeytan” üretti.

Yine “sonuç” aldı.

***

Evet, Erdoğan bir “gerilim ustası”.

Seçmenlerin en az yarısına “şeytan” taşlatıyor.

Düşmansız siyaset yapamıyor.

Atatürk: Bütün zamanların örtülü düşmanı.

İnönü: Atatürk’e vurmanın diğer adı.

Laikler: Atatürkçü günahkârlar!

TSK: Sistemin vesayetçisi.

Ulusalcılar: Militan Atatürkçüler.

***

Son dönemde, şeytan kadrosuna üç unsur eklendi.

Dışa açıldı: Arap liderler Esad, Maliki ve Sisi.

Kitleselleştirdi: Memleketin gençliğini hedefe koydu.

İçinden üretti: Cemaat.

***

Girdiği yolun özelliği: Duramıyor.

Yeni bir düşman lazım ona.

Buluyor da: Anayasa Mahkemesi.

Kararları peş peşe geliyor. Erdoğan’ı adeta kışkırtıyor!

AKP’nin çözümü köklü: İptal yetkisini kaldıralım!

***

Erdoğan’ın çıkmazcı tutumu bir yana.

Haşim Kılıç mahkemesinin karar nisapları konuşturuyor.

Yüksek Mahkeme “oybirliği” makamından şaşmıyor.

Erdoğan’ı endişelendiren de bu.

***

Mahkemenin yapısını takip eden İslamcılara soruyorum.

17 üye arasında bir tek Erdoğancı yok mu!

Kompozisyonu okuyorlar: “Kemalistler vardı. Onlara Meclis’in ve Gül’ün seçtikleri eklendi.”

Bir tane bile “Tayyipçi” yok mu diye ısrar ediyorum.

Yokmuş!

***

Bir tespit: 12 yıllık iktidar. Yüzde 45-50’lerde dolaşan oy oranı.

Yüksek Mahkeme’yi meşrebine göre dizayn etmek için referandumu kazan.

Üyelerin üçte ikisini “kendin” yenile. Meclis ve Çankaya olarak.

Vardığın sonuç: Sıfıra sıfır.

Özet: Aslında hükümet bile olamamışlar.

***

Merak ettiğim için sordum.

Peki, üyeler arasında Cemaatçi var mı?

Onlar da yokmuş.

Emin olmak için başka bir soru.

Bilgi mi, tahmin mi?

Çok kesinler: “Bilgidir.”

Nedense, ihtimal veremedim.

***

Tekrar Tayyip Bey’e dönelim.

Türkiye nefes kesecek bir 4 aya girdi.

Önümüzde yeni bir seçim daha var: Çankaya için.

Seçim görünüşte bir tek makam için yapılacak.

Fakat, öyle anlaşılıyor ki “iktidar”ın kaderi tayin edilecek.

Erdoğan “kutuplaştırarak kazanma” stratejisine devam ediyor.

Yani “bölerek” geldi. “Bölerek” kalmayı deniyor.

Türkiye bölünmeyi kaldıramıyor artık.

“Birleştirenin” kazanacağı bir döneme giriyoruz.

Rafet Ballı
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder