banner864

Mehmet Ali Güller - Çankaya’nın ilacı: Halk hareketi 20 Nisan 2014, 14:32

AKP’nin 30 Mart’tan yüzde 43,3 ile çıkması, Erdoğan’a yeniden Cumhurbaşkanlığı ışığı yakmış oldu. 31 Mart’tan bu yana Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkıp çıkmayacağı tartışılıyor.

Hatta medyada çoğunlukla Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığının kesinleştiği, asıl problemin AKP’nin başına kimin geçeceği olduğu dile getiriliyor.

Peki bu tablo gerçek mi?

İnceleyeceğiz ama gelin önce yapılan tartışmalara madde madde gözatalım:

Erdoğan mı, Gül mü?

1) Erdoğan, milletvekillerinin önüne “adayınız kim” kağıtları koyarak kendisine Çankaya rotası çizdi.

2) Erdoğan, “koşan Cumhurbaşkanı olacağım, yetkilerimi kullanacağım” diyerek, Başbakanlık koltuğunu ancak “etkisiz birine” bırakabileceğini ilan etti.
Erdoğan’ın işaret ettiği o yetkiler; birincisi TBMM’yi toplamak, ikincisi Bakanlar Kurulu’nu toplamak ve üçüncüsü Başkomutanlık yapmaktır. (Erdoğan’ın 30 Mart akşamı balkon konuşmasında “Suriye ile savaş halindeyiz” demesine dikkat ediniz.)

3) Gül, “bu koşullarda gelecek için siyaset planı yapmıyorum” dedi. Gül’ün bu çıkışı “Cumhurbaşkanı havlu attı” şeklinde de yorumlandı, “Gül, Başbakanlığı reddetti, Cumhurbaşkanlığı yarışına soyundu” şeklinde de...

Bazı kesimler ise “Erdoğan ile Gül arasında bir sorun yok, buna bel bağlayanlar kaybeder” görüşünü savunmaktadır.
Peki gerçekten de bu çatışmadan medet umanlar var mı?

Partilerin Çankaya şifreleri

Bu sorunun yanıtını verebilmek için partilerin Çankaya stratejisini bilmemiz gerekiyor. Kulislere yansıdığı kadarıyla ön tablo şöyledir:
1) CHP ve MHP’nin ortak bir adayda anlaşamayacığı görülüyor.

2) CHP’nin Anayasa Mahkemesi ve TÜSİAD ile Gül’ün arkasında durabileceği görülüyor.

3) BDP, yüzde 6,8’lik oyunun AKP’nin yüzde 43,3 oyuna eklendiğinde Erdoğan’a ikinci turda Çankaya kapısı açacağını varsayarak, oyunu pazarlığa açmaktadır.
Bu tabloya göre Çankaya yarışı Erdoğan ile Gül arasında geçecektir ve yarışı Erdoğan kazanacaktır!

Peki öyle mi? Türkiye’nin başka seçeneği yok mu?

Halk hareketi sıkışıklığı çözdü

Bu sorunun yanıtını bulabilmek için 2013 yılının başına gitmeliyiz:

Erdoğan “güçlü” bir iktidardır. AKP bir yandan Kürt Açılımı yapmakta, bir yandan da Erdoğan’ı Başkan yapacak yeni Anayasa çalışmasını sürdürmektedir.

Bu iki projenin önünde siyaset düzleminde bir engel yoktur. Nasılsa CHP ve MHP, AKP’nin yeni Anayasa tuzağına düşmüştür.

Ancak 31 Mayıs’ta bambaşka bir dinamik ortaya çıkar. Haziran ayı boyunca 80 ilde milyonlar ayağa kalkar ve Erdoğan’ın iktidarını sallar.

Halk hareketi, Erdoğan-Gül seçenekleri arasına sıkışmış Türkiye’yi rahatlatmıştır: Yeni Anayasa ve Başkanlık sistemi gündemden kalkmış, Açılım masadan düşmüştür.

Erdoğan’ın Çankaya ısrarı kaos getirir

Bugün her ne kadar 30 Mart rüzgarıyla Türkiye yeniden aynı ikileme sıkıştırıldıysa da, Erdoğan yeniden şartların değişebileceğini bilmekte ve bundan büyük endişe duymaktadır.

Örneğin AKP milletvekili Bülent Turan’ın şu kaos çıkışı bu korkunun eseridir: “Cumhurbaşkanının vatandaşımızın oyuyla seçilecek olması, ‘icra’ yetkisinin de Başbakanlık’tan Çankaya’ya geçmesini sağlayacaktır. Yetkilerle donatılmış ve seçilmiş bir cumhurbaşkanının ‘emanetçi’ olması düşünülemez. Zayıf birinin icracı makamda, güçlü kişinin Başbakanlık’ta olması yeni dönemde büyük sorundur. Yeni sisteme göre Genel Başkanımızın Çankaya’ya çıkması değil, çıkmaması sorun olur.”

Kuşkusuz denklemin tersi doğrudur ve Erdoğan’ın Çankaya ısrarı kaos demektir ve çare yeniden halk hareketidir.

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr


Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder