banner864

Mehmet Ali Güller - Edepsiz saldırının dokuz sonucu 12 Mayıs 2014, 16:13

Dünya Psikologlar Günü’ne denk gelen Danıştay’ın 146. kuruluş yıl dönümü töreni, bol malzemeye sahipti. Erdoğan’ın kendisini kaybederek kürsüde konuşan Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’na “edepsiz” dediği anlar, eminiz tıp biliminin ilgisini çekmiştir.

AKP’nin tarihine “edepsiz vaka” olarak geçecek bu olay, bize göre şu 9 sonucu doğurmuştur:

1) Başbakan açısından

Dinledikten sonra bir de okudum. TBB Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu’nun konuşmasında tek bir hakaret ya da edep dışı söz yoktu.

Fakat Feyzioğlu’na önce laf atan, sonra ayağa kalkıp had bildirmeye çalışan, olmayınca da etrafını toplayıp salonu terk eden Erdoğan’ın davranışları baştan aşağı saygısızcaydı.

Erdoğan bu davranışıyla, kendisine yöneltilen eleştirileri haklı çıkarmış oldu.

2) Gazetecilik açısından

Metin Feyzioğlu’nun konuşmasında tek bir hakaret ya da edep dışı söz olmadığı için ertesi gün gazete köşelerinde kırk takla atmak zorunda kalan AK Medya kalemşorlarının, en sonunda konuyu “söz değil ama davranış edepsizlikti” lafına bağlamaları, mesleğimiz adına vahimdi.

Feyzioğlu’nun konuşmasında hakaret bulamayan meslektaşlarımız, Erdoğan’ın salonu terk ettikten sonra AKP kampında yaptığı ve 18 kanaldan canlı verilen konuşmasında bolca malzeme bulabilirdi. Örneğin Erdoğan’ın Feyzioğlu için “Anayasa profesörüymüş. Senden bir şey olmaz” demesi gibi.

3) Cumhurbaşkanı açısından

Devletin 1 numarasının Abdullah Gül olmadığı, olamayacağı bir kez daha anlaşıldı. Yeri 3 numara olan Erdoğan’ı “sakinleştiremeyen” hatta 3 numara kalkıp çıkınca peşi sıra arkasında yürüyen bir cumhurbaşkanı, siyasi ömrünü tamamlamıştır.

Fakat daha önemlisi devletin en tepesindekilerin düştükleri durumdur. Danıştay töreninde ortaya çıkan tablo, Erdoğan Hükümeti’nin aslında yönetememesinin bir sonucudur.

Haziran Halk Hareketi ile birlikte iktidarı sarsılan Erdoğan, yönetme krizini 30 Mart sonuçlarına rağmen aşamamıştır!

4) Genelkurmay Başkanı açısından

Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in “Erdoğan’dan çok Erdoğancı” diye tanımlanabilecek tavrı, tutuklu yakınlarında hayal kırıklığı yarattı.

Silah arkadaşlarının bir kumpasla hapiste olmasını TSK’ye karşı bir “edepsizlik” olarak görmeyen ama Feyzioğlu’nun konuşmasını Erdoğan’a karşı edepsizlik sayarak arkasından onu takip eden Özel, gittikçe yalnızlaşmaktadır!

5) CHP açısından

Ana muhalefet partisi CHP de Feyzioğlu’na yönelik saldırıda sınıfta kaldı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Faruk Loğoğlu Baro Başkanı’nın sözlerini eleştirdi.
Daha da kötüsü, Loğoğlu, tıpkı AKP gibi Feyzioğlu’nun saygısızlık ettiğini savunarak CHP’ye yapılan “yandaş muhalefet” eleştirilerine haklılık kazandırdı.

Kim bilir, belki de CHP, Feyzioğlu’nu cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda rakip gördüğündendir...

6) Danıştay Başkanı açısından

Danıştay Başkanlığı’nın olaydan sonra bir açıklama yayınlayarak Feyzioğlu’nu “konukları rahatsız etmekle” suçlaması, Danıştay Başkanı’nın düğmesiz olan cübbesini Erdoğan’ın karşısında elleriyle iliklemeye çalışmasıyla uyumlu olmuştur!

7) Siyaset Bilimi açısından

Kuşkusuz Erdoğan siyasetin sadece siyasi partilerin işi olmadığını çok iyi bilmektedir. Ancak buna rağmen gün geçtikçe, siyaseti “yasaklamaya” soyunmaktadır. Son olarak Metin Feyzioğlu’na da “sen siyasi konuşamazsın” diyen Erdoğan, anlaşılmaktadır ki, siyaseti sadece kendine hak görmektedir: Erdoğan’ı öven konuşmalar serbesttir ama eleştiren konuşmalar siyasisidir ve yasaktır!

Erdoğan’ın sık sık tekrarladığı “cübbeni çıkar öyle siyasi konuş” lafı, içerikten yoksundur. “Ben bu davanın savcısıyım” diyerek doğrudan yargıya müdahale eden Erdoğan, Feyzioğlu’na siyaseti yasaklamaya kalkabilecek en son insandır!

Kaldı ki, “yasama, yürütme, yargı” sacayağına dayanan rejimlerde yargının en önemli görevi, zaten siyaseti denetlemektir. Yargı, en başta siyasetin yasalara uygun iş yapıp yapmadığını denetler.

8) Öcalan açısından

Erdoğan’ın Metin Feyzioğlu’nun konuşmasına edepsizlik dediği saatlerde, Öcalan da Erdoğan’ın “tek bayrak, tek devlet, tek millet” sözlerine “zırvalık” diyordu.
Öcalan’ın bu sözü Demokratik İslam Kongresi’ne gönderdiği 6 sayfalık konuşmasındaydı ve konuşma metni Adalet Bakanlığı tarafından HDP’ye teslim edildiği için hükümetin bilgisindeydi.

Anlaşılan Baro Başkanı’na “posta koyan” Erdoğan, Öcalan’a karşı çaresizdi!

Artık konu Egemen Bağış’ın sahasındadır. Zira Beyaz Saray Erdoğan’ı hedef alan beyzbol sopasını gösterdiğinde, “bunda bir şey yok, Amerikalılar için beyzbol sopası tespih gibidir” açıklamasıyla akılları felç edebilmiştir. Zırvalık kelimesine de mutlaka AKP çevrelerini ferahlatan bir açıklama bulacaktır.
9) Rejim açısından

Bakanlara saat takan, İçişleri Bakanı’nı kendisi kalkan yapan Reza Zarrab’ın “hayırsever işadamı”, Öcalan’ın “barış elçisi” ilan edildiği bir rejimde, Metin Feyzioğlu’na “edepsiz” denmesi normaldir!

Bu rejim, zaten bu yüzden yıkılmaktadır! Yıkılma işareti belirdikçe daha da öfkelenmekte, daha da saldırganlaşmaktadırlar!

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder