banner864

Levent Kırca - Soma-li 18 Mayıs 2014, 16:25

 Eskiden arenalarda, gladyatör dövüştürülerek halk eğlendirilirmiş. Gladyatör uzun çalışmalardan sonra dövüş alanına çıkarılır, bazen hemcinsiyle, bazen de aslan ya da kaplanla kapıştırılırmış. Toplumun bu vazgeçilmez eğlencesi, köpekleri birbiriyle dövüştürmek, horozları birbirine parçalatmak ve deve güreşleri olarak sürmüş. Seyirci kâh develerin kapışmasını “Yok deve!” diyerek, kâh köpekleri “Hoşt!” diyerek, kâh kedileri “Pişt!”diyerek zevkle izlemiş. Horoz sahibi, yetiştirip dövüştürmek için horozu kucağında; “Benim horozum, hepinizi döver” diyerek meydan okumuş diğer horoz sahiplerine. Horozlar birbirini yolmuş, tavuklar alkışlamış, köpekler birbirini yemiş, hatta öldürmüş; ölen ölmüş, kalan sağlar sahibinin olmuş ve para kazanmış.

İspanya’da boğalar boğmuş birbirini. Yetmemiş, insanla boğa dövüşmüş. Kim kimi öldürürse artık, hep eğlenmiş insanlar. İnsanlar kapışmış, birbirinin kafasını patlatmış. Üzerlerine bir de, müşterek bahis oyunuyla patlayan kafalardan para kazanmış ahali. Adı boks olmuş, spor olmuş. Birbiriyle kapışıp dövüşebilecek ne varsa hepsini karşı karşıya getirmiş insanoğlu. Rus ruleti oynamış iki insan. Mermi birini öldürürken, yaşayan ve onun taraftarları kapmış parayı.
Ülkemizde “Denizli Horozları” vardır. Meşhur horozlar yetişir ve sahipleri için dövüştürülür. Kazanan sahip, horozu baş tacı eder. Kaybeden sahip horozunu tekmeler, tükürür hatta tüylerini yolar, öldürür.

Dövüşe iyi hazırlanır


Bizim ülkemizde bir de “Başbakan Dövüşleri” meşhurdur. Kıvama gelen başbakan, yeterince kabarmış egosu yükselmişse eğer, olmuş demektir. Yani, olgunlaşmıştır. Olgunlaşmış başbakanlar, sinirleri yatışmadan hemen halkın karşısına çıkarılır. Başbakan dövüşlerinde, halk her zaman kaybeder. Başbakan, halkı bir güzel dövüp rahatlar ve bir “Ohh!” çeker. Gösteriler, yere düşmüş halkın, başbakan danışmanlarının tekme ve tokatlamasıyla sürer gider.

Şenlikler, başbakanlardan ve danışmanlardan geri kalanların, korumalar tarafından linç edilmesiyle devam eder. Gelenek genelde şöyledir: İsteyen herkes yerde sürünen, yatan halka, gençlere tükürür, tekmeler, küfreder. “Edepsizler, şerefsizler” diye bağırmak ve üç beş kişinin bir kişiyi dövmesi normaldir ve kural dahilindedir. Başbakan halkı dövdükten sonra, ellerini kaldırır ve şeref turu atar. Alkışlayıp alkışlamamak serbesttir. Bu arada doğal olarak genç kızlar ve delikanlılar da, kavgada gürültüye giderek, bozuk para gibi harcanırlar. Bu tür şeyler normaldir. Zira, bir atasözü “Kavgada, yumruk aranmaz” der. Yarışmayı kaybeden genç, halk, her neyse işinden atılır, fişlenir, gözaltına alınır, korkutulup içeri atılır ya da evine saklanıp dışarı çıkmamasına yardımcı olunur.

Şenlikler, eğlenceler günlerce sürer gider Kazanan başbakanın sırtı sıvazlanır. Ayakkabı kutularına altın doldurulur, bakanlarına saatler hediye edilir. Başbakanının kazanmasına yardım eden danışmanlar, büyük holdinglere yönetici olur, katlanmış maaş alır. Tabii bu durum, doğal olarak haklarıdır. Çünkü kazanan taraftadırlar. Polis memurları, amirliğe terfi eder ve “Başbakan Dövüşlerinde” şenlikler sürer, sürer; Başbakan tekrar tekrar seçilir. Ve yeni dövüşler için, kızdırılarak hazır hale getirilir. Başbakanlar, yıl boyu halkın üzerinde çalışırlar, hakaret ederler. Gaz ve boyalı su sıkılan vatandaş ise, sıkılan suyla yumuşatılarak başbakanın dövüşebileceği hale getirilirler. Şenliklerin seyircisi önceden hazırdır. Sanatçılar, yandaşlar neredeyse tüm Türkiye seyircidir.

Ben de buradan başbakanımızı zaferinden ötürü kutluyorum. Bundan sonraki (tabii dövüştürülecekse) kapışmalarında başarılar diliyorum. Bence bu galibiyetini taraftarlarıyla birlikte arenada kıyasıya kutlamalıdır.

Halkımıza gelince; halkın iyi hazırlanmadığını görüyoruz. İyi beslenmediğini ve yalnız kaldığını görüyoruz. Bir dahaki Başbakan Dövüşleri Kupası’na iyi hazırlanmasını temenni ediyoruz.

Açıklama: Okuduğunuz yazı bir mizah yazısıdır. Anlatılmak istenen şey, “mecaz” yapılarak anlatılmıştır. Yetkililere duyurulur. Acısıyla bütünleşmiş yangını olan halkı, tekme tokat döven hükümet yetkililerine.

Soma-li

Bir zaman önce, başta halkın sevgilisi başbakan olmak üzere sıkmabaşlı first lady de dahil olmak üzere konu komşu ve bazı sanatçılar örneğin; Sertap Erener, Ajda Pekkan ve Türk büyüğü Nihat Doğan, Somali’de boy gösterdiler. Aç çocuklara oyuncak, su filan dağıttılar. Somali’de, kimse onları “yuh”lamadı ve istifaya çağırmıyordu. Bizimkiler Somali açlarına şaşkın bakarken, Somalili çelimsizler de, bizimkilere şaşkın bakıyorlardı. Gösteri uzun sürmedi. Bizimkiler dönüp işlerine, onlar da açlıklarına devam ettiler.

Soma ve ‘Yusuf Yusuf’


Soma’da durum ciddi. Başbakan, maden işletmelerini yandaşlara bedava denilecek bir paraya sattığı için suçlu. Yandaş patron, taşeron işçi çalıştırdığı için suçlu. Ocakta güvenlik tedbiri yok, işçiler göz göre göre ölüme inmişler oraya. Dünyanın neresinde olursa olsun, hükümetin düşmesiyle sonuçlanırdı bu iş. Daha şimdiden, ölü sayısı konusunda yalan söyleniyor. Cesetler oraya buraya gönderiliyor. Hükümetin, devlet töreni yapacak yüzü yok. Zira korkuyor. Cumhurbaşkanı da, başbakan da gitmek zorunda oldukları için gittiler ve kendi seyircilerini götüremediler daha önceki gibi. Başta başbakan ve devlet yetkilileri acılı halkı dövdü, ezdi geçti. Hele bir danışman yardımcısı vardı ki, “Yusuf”; yaşadıkça onu unutamayacağım.

Maden kazaları

Başka ülkelerde, Soma’da yaşanılan kokunç olay gibi bir durum yaşansa, istifa etmedik adam kalmazdı.

Ama burası malumunuz Türkiye. Ortada ne istifa var ne de “adam”. Bunu biliyoruz da Soma’daki felaketi 1860’ın Londra maden kazasıyla karşılaştırmak hakikaten dahiyane. “Pes!”.. Hakikaten söyleyecek söz yok derler ya. Aynen o durum. Ama ben bir söz söyleyeyim de, yazı noktalansın:

“1860 yılında senin partinin logosu olan ampul bile henüz icat edilmemişti!”

Levent Kırca
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

sydneyden turan :

eline saglik sevgili kirca tam benzetmissin somali cehennemi.

lale demir :

1800 lü yıllardaki o kazadan sonra bile hükümetin istifa ettiğini söylemişti tarihçi sinan meydan.

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder