banner864

Mehmet Ali Güller - Soma’nın sorumlusu Erdoğan mı, Özdil mi? 21 Mayıs 2014, 14:12

 Yok Yılmaz Özdil Halk TV’de Soma’da ölenler için “müstahak” demiş, yok Yazgülü Aldoğan sosyal medyada “şehit değil, Niyazi” demiş...

Yılmaz Özdil’in yazılarını severek okuyan biri olarak belirteyim: O konuşmayı bulup dinlemeye gerek bile duymadan Özdil’i savunurum! (Buradan eleştirdiğim kimi yazısı da olmuştur, o ayrı konudur.)

Zira yazılarından yerini ve duruşunu bildiğim Özdil’in “müstahak” lafının Erdoğan’ın anlattığı gibi olmadığına eminim. Özdil orada felsefe yapıyordur.
Aldoğan’ın “Niyazi” benzetmesi de yine felsefidir ve anlatmak istediği açıktır. Aldoğan’ın derdi, ölen yurttaşlarımıza şehit denilerek, cinayetin üstünün örtülmesidir, sorumluların sorumluluklarından kaçmasıdır.

Erdoğan, Soma’dan yırtma peşinde

Hem Özdil’in hem de Aldoğan’ın üslubunu beğenmeyebilirsiniz ama bu benzetmelerinden Erdoğan’ın anladığını anlamak, normal yurttaşlar için insafsızlıktır!

Erdoğan için ise normaldir.

Zira Erdoğan, bunu bile istismar edip fırsata dönüştürme peşindedir.

Neyin fırsatı?

Erdoğan Soma’daki sorumluluğundan yırtmak için “müstahak” ve “Niyazi” kelimelerine bile mecburdur!

O kadar sıkışmıştır: Zira benim 11 maddede, Füsun İkikardeş’in Aydınlık’ta 6 maddede özetlediği suçlar ortadadır. Hepsi bir kenara, Erdoğan’ın maden kazasını önlemeyi hedef alan ILO Sözleşmesi’ni imzalamaması bile 1 numaralı sorumlu olduğunun kanıtıdır!

‘Yuh’ siyaseti denetleme aracıdır

Kendisi vatandaşı tokatlayan, müşaviri vatandaşı tekmeleyen bir zihniyetin “müstahak” ya da “Niyazi” kelimelerinden hareketle insanlık edebiyatına soyunmaları, aslında mizahın konusudur.

Kameraların önünde vatandaşa “Başbakana yuh dersen, tokadı yersin” demesi de daha önce belirttiğimiz gibi tıp biliminin konusudur.

Bakın abartmadan söylüyorum, normal bir demokraside bu lafı edenin sadece istifa etmesi yetmez, toplumsal nedenlerle kendisi terapiye mecbur edilir!

Zira normal demokrasilerde başbakana yuh çekmek, vatandaşın en temel hakkıdır! Çünkü “yuh”, siyaseti denetleme aracıdır!

Sevindirici olan ise şudur: Dün Erdoğan’ın “değiştiğine” inananlar, artık onun demokrasiyi, istediği durakta inebileceği bir tramvaya benzetmesinin pratikte ne anlama geldiğini görmüşlerdir.

Yazar kovdurmak suçtur

Bu arada Erdoğan kamuoyu önünde Aydın Doğan’dan, hem Yılmaz Özdil’i hem de Yazgülü Aldoğan’ı işten atmasını istedi!.

Bir başbakanın bir gazete patronundan yazar kovmasını istemesi de normal bir ülkede savcılığın konusudur! Çünkü suçtur!

Zira o ülkede vatandaşlar bilir ki, bir gazete patronundan yazar kovmasını isteyebilen biri, mutlaka halkın bilmesini istemediği haberleri de sansürletiyordur! Suç işliyordur!
Nitekim “Alo Fatih” kasetlerinde bu gerçeği de öğrenmiştik.

Aydın Doğan, Yılmaz Özdil’i ve Yazgülü Aldoğan’ı işten çıkartır mı, bilemiyorum...

Vergi müfettişleri sopası karşısından zayıf olanlar, böylesi tehditlere boyun eğebiliyorlar maalesef...

Gazeteciliğin sorunu

Aslında normal demokrasilerde Aydın Doğan’ın Erdoğan’ın baskısına direnip direnemeyeceği de kendi sorunu değil, demokrasinin yani halkın sorunudur!

Ancak Aydın Doğan da o tür bir demokrasinin gazete patronu değildir, o da ayrı konudur!

Ama biz gazetecilerin sorunu, tam da böyle zamanlarda Erdoğan’ın hedef gösterdiği gazetecilere sahip çıkmaktır.

Ancak sadece Yılmaz Özdil gibi popüler olanlara değil, Sabah’ın işten attığı muhabire de, Anadolu Ajansı’nın kovduğu muhabire de sahip çıkmalıyız!

Bu arada bitirirken belirtelim: Erdoğan’ın icraatlarından bahsederken mizahın konusu dedik, tıp biliminin konusu dedik, savcılığın konusu dedik...

Erdoğan’ın icraatlarından bahsederken, gittikçe “siyasetin konusu” diyememeye başladık...

Mehmet Ali Güller
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder