banner864

Utku Reyhan - Anzer balının direnişe faydaları 09 Haziran 2014, 13:53

‘Zannedilmesin ki HES’e yürütmeyi durdurma kararı, Başbakan insafa geldiği için verildi. Havva Birler’in morarmış bacakları ve ilaçlı suyla, Anzer balıyla beslenmiş pırıl pırıl zekâları; kasklara, coplara, dinamitlere ve iş makinalarına galebe çaldı da ondan durduruldu’

Rize’de neredeyse adım başı bir dereye rastlarsınız. O kadar çok dere var ki, ilçelerin bir kısmı dere isimleri ile anılır olmuş. İkizdere, Kalkandere, İyidere, Çayeli (Çaybaşı), Güneysu...

Dere boşa akar mı?

Neredeyse 4 bin metreye ulaşan Kaçkar, Verçenik ve Ovit zirvelerinden Karadeniz’e doğru kıvrıla kıvrıla, döne dolaşa kilometrelerce yol kat ederler. Öyle aheste aheste değil, derin mi derin yeşil vadilerden fırtına gibi akarlar. Şimdilerde gözünü kâr hırsı bürümüş HES baronlarının “boşa aktığını” keşfettiği bu dereler, muhtemelen dördüncü jeolojik devirden bu yana dünyanın en güzel coğrafyalarından birini oluşturdular.

İkizdere Deresi’nin de 6 yıl önce “boşa” aktığına kanaat getirdiler. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu 2010 yılında vadiyi “Doğal SİT” alanı ilan etse de bu, suyun boşa aktığı gerçeğini değiştirmiyordu. Üstelik mahkemeye bilgi sunan bir “bilirkişi” 24 HES projesinin planlandığı vadide “doğal yaşamın olmadığını” savunmuş.

‘İlaçlı su’


Bilirkişinin neyi bildiğini bilemiyorum. Ama küçüklüğünde Ankara’dan dedesinin yanına İkizdere’ye birkaç kez giden biri olarak İkizdere’deki doğal yaşamın bire bir şahidiyim. Kendisi ne gördü- ya da görmedi- bilinmez ama İkizdere’nin binlerce yıldır şifa dağıtan, yaşlı bir kayanın içinden ince ince ve kıpkızıl akan maden suyunu bizzat içmiştim. O zamanlar annem derdi ki “Bu suyu gözüne çarparsan gözüne iyi gelir, böbrek taşına ve mide ağrısına da birebirdir.” Zaten köylüler ona “maden suyu” demezdi. “İlaçlı su” derdi. Çocuk halimle aklımı başımdan alan kırmızı suyu bilirkişimiz fark edememişti demek ki. Fark etse “ilaçlı suyun” sonunu getirecek olan HES’in lehine rapor hazırlamazdı muhtemelen.

Bilirkişi yöredeki “şimşir” varlığını da bilememiş. Öyle ki HES’e karşı en büyük direnci gösteren köyün adı Şimşirli olmasına rağmen!

Bal yeseler kafaları çalışır mıydı?


Özel bir şirket (!) tarafından hazırlanan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna göre vadide özel bir bitki çeşitliliği de bulunmuyormuş. ÇED raporunu hazırlayanların dünyanın en iyi balı olarak kabul edilen İkizdere’nin Anzer balından haberdar olmadıkları anlaşılıyor. Haberdar olsalar sadece o büyülü çiçek balının üretildiği Anzer Yaylası’nda 110 endemik (yalnızca o yöreye ait) bitki türü olduğunu bilirlerdi! (Bütün Almanya’da yalnızca 6 endemik bitki olduğunu hatırlatalım)

Doğal SİT’ten doğal ranta

Tamamı akademisyenlerden ve uzmanlardan oluşan Trabzon Bölge Kurulu’nun “Doğal SİT alanı” dediği İkizdere Vadisi’nde, özel şirket doğal bir varlığa rastlayamıyor. Kanımca akademisyen olmaya dahi gerek yok. Dışarıdan İkizdere’ye gelen bir çift göz, bir burun ve bir dil İkizdere’de doğal olmayan bir an dahi yaşayamayacaktır. İş makinaları ve her patlayışında arıları göç etmek zorunda bırakan dinamitler hariç!

Morarmış bacaklarıyla Cumhuriyeti taşıyan kadınlar

Birkaç gün önce yaşları 50-70 arasında değişen onlarca Şimşirli köylüsü kadın başlatılmak istenen HES inşaatının karşısına dikildi. Milletin efendisinin üzerine milletin jandarmasını sürdüler. Yedikleri onca copa rağmen yılmayan kadınlardan Havva Bir’in Cüneyt Özdemir’in 5N 1K programındaki sözleri bu yazının mesajıdır aslında:

Beylerimiz olmasa da...

“17 aydır biz hep acı çekiyoruz, ayağımın acısını hiç hissetmedim. Benim günâhım suyumu, köyümü ve ormanımı korumaktı. Amacımız çocuklarımıza içecek temiz bir su bırakmak. Hayır, asla pişman olmadım. Sonuna kadar çocuklarımızın suyunu koruyacağız. Orada on tane arkadaşım yaralandı. Sonuna kadar kararlıyız: Ya kanun çıkacak buna, ya da biz caymayacağız, orada oturacağız. Bir patlamada bizim suyumuz gitti, iki patlamada arılarımız kovanlarını göç etti. Kimsenin bizim yaşamımızı elimizden almaya hakkı yoktur. Çok arkadaşlarım var. Bizim beylerimiz arkamızda olmasa dahi biz direneceğiz, son damlasına kadar! Böyle konuşuyorum. Yarın bizim çocuklarımız sormayacak mı ‘içecek bir suyu bile bize çok gördünüz’ diye. Ben bir anneyim, ben bir eşim. Kimsenin benim mutluluğumu bozmaya hakkı yok. Başkaları rahat etsin diye, başkalarının evinin mutluluğunu yıkıyorlar.”

Endemik bitkiler, endemik baronlara karşı

Anadolu kadınının engin bilgeliği tam da budur herhalde. Eline mikrofonu aldığında “alo” diyen bu tevazu sahibi irade, AKP’nin de sonunun habercisidir. Ses getirdiler, üç yıldır direndiler ve önceki gün inşaatın durdurulduğu açıklandı. Zannedilmesin ki Başbakan Rizeli olduğu için insafa geldi de durdurdu. Havva Birler’in morarmış bacakları ve ilaçlı suyla, Anzer balıyla beslenmiş pırıl pırıl zekâları; kasklara, coplara, dinamitlere ve iş makinalarına galebe çaldı da ondan durduruldu.

Bu isyan yayılacaktır ve sürecektir. Ta ki endemik bitkilere savaş açan endemik su baronları Karadeniz’den sökülüp atılıncaya kadar.

Utku Reyhan
ulusalkanal.com.tr

Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

Cengiz TAVASLI :

türkiye yi eskiden oldugu gibi yeniden insan evladi insan vatanseverlerin yönetmesi zamani geldi de gecti bile,artik insanlari secelim iktidar icin bence,vatanin her yöresinde !!!

Hızır İnan :

kardeşim utku yu tebrik ederim. büyük bir keyifle paylaşacağım... beynine, eline, kalemine sağlık

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder