banner864

Bülent Esinoğlu - Sarımsak fiyatları arttı! 27 Haziran 2014, 13:34

Morgan Stanley’in tanınmış ekonomisti Stephen Roach, bir sonraki “krizin çıkış noktasının” Türkiye, Hindistan gibi gelişmekte olan ülkelerden birisi olacak diyor.

Ekonomik okur-yazarlığı olmayan aydınların, bu tür açıklamaları anlamak yerine, kolaycılığa kaçarak işi siyasileştiriyor.

Elbette sömürgeci ülkeler ve onların sözcüleri, kendi çıkarlarına göre yorum ve açıklamalar yapacaklardır.

Ancak, dünyada, ülkelerin ekonomileriyle ilgili bilgiler, o kadar alenileşti ve orta yerde duruyor ki, ekonomist olmanıza bile gerek kalmıyor.

Sadece ekonomik okur-yazarlık yetiyor.

Altmış milyar dolar cari açığımız olduğunu bilmeyen var mı?

“Özel sektörün 225 milyar dolar borcu var” dediğinizde, bazı aklı evveller, bize ne, bu borç devletin değil ki, zenginler borçlarını ödesin.

Öyle değil. Dışarıdan alınan borçların hepsinde, devlet garantisi, Hazine Garantisi, vardır.

Devlet tüm borçlara kefildir.

İşler Tahkime gitti mi, mükellef ödemezse, devlet tıkır tıkır öder.

Asıl mesele; bizim borçlarımızı ödeyebilmemiz için dışarıdan sıcak paranın gelmeye devam etmesi gereğidir.

Soruyu şimdi kestirmeden soralım.

Şimdilerde sıcak para geliyor mu?

Evet. Oluk oluk sıcak para geliyor. Bir de, Net Hata Noksan Kaleminde, nereden geldiği belli olmayan 32 milyar dolar var.

Dolayısıyla, cari açığı döndürebilmek için mali dayanak var. Yani ödenecek toplam borç 345 milyar dolarken, Merkez Bankasında 135 milyar dolar var.

Proje yatırımı olmasa de, yani üretim yatırımına para gelmese de, portföy yatırımına para gelmektedir.

2013 Mayıs ayında, Amerika her ay bastığı 85 milyar doları azaltacağım dediğinden beri, Hükümet sıkıntıda…

Para geliyor ama ila-nihaye süreceğine dair, büyük endişeler var.

Önce, sıcak para akışı önümüzdeki aylarda neden kesilecek ona bakalım.

Amerika içinde bulunduğu krizden bir türlü çıkamıyor.

Dolar basıp, tahvil satın alıp, bankaları kurtarmanın, bir çare olmadığı; içinde bulunulan krizden çıkılamamasıyla, kanıtlanmış oldu.

2014 yılı ilk çeyreğinde, Amerikan ekonomisi -%2,9 küçüldü.

Bunun anlamı şudur; dolar basıp zenginlere vermek, ekonomiyi kurtarmıyor.

Dolarların bir kısmı da, bizim tarafa sıcak para olarak geldiğinden, sıcak para diktasını oluşturuyor.

Dolar basma durunca, bizim gibi ülkelere gelen para gittikçe azalacak.

Hatta problem tersine dönecek, ABD bastığı dolarları geri toplayabilmek için-aksi takdirde hiper enflasyon olur- faizleri artıracak.

Faizler artınca, bizim gibi ülkelerin yüksek faiz vererek borç bulması zorlaşacak.

Daha yüksek faizle alınan yeni borçla, eski borçların üzerine binecek ve borçların döndürülmesi sorunu çıkacak.

Ani iflaslar, acil ihtiyaç ürünlerinde kuyruklar, vs.

Sıcak para gelirken, borçlan borçlanabildiğin kadar. AVM yap, Kanal İstanbul yap, beton bloklar yığ, vs.

Zaten borcu verenler senin sanayileşmene izin vermezler. Vermezler ki, senin ulusal pazarlarını rahat kullanabilsinler.

Sıcak para kesildiğinde, yürümekte olan işlerin çoğu durur.

Amerika karşılıksız bastığı(bilinen) 4,5 trilyon dolar, eninde sonunda, kendi başına bela olacak. Ve durduracak.

Uçuruma doğru hızla ilerlediğimizi söyleyebiliriz.

Şöyle düşünenler olabilir; veririz yüksek faizi, alırız dolarları, faizini de halka ödetiriz.

İşte bu işinde sonuna geldik. Çünkü bireylerin ve şirketlerin borçlar gırtlağına geldi. Yen borçlanma olamayacağı için faizi de halkın sırtına yüklemek olamayacak.

Finansal felaket diyebileceğimiz bir dünyaya doğru ilerliyoruz.

Kimse bu işin sonunu kestiremiyor.

Gıda fiyatlarının artması, yapılan betonların satılamaması felakete bir adım mesafede olduğumuzu gösteriyor.

Not: Sasımsak fiyatları Arap Baharının Tunus’ta başladığında çok artmıştı!


Bülent Esinoğlu
[email protected] 
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorum Gönder