banner864

Yener Oruç - Vira Bismillah 30 Haziran 2014, 22:02

1-Süheyl Batum
2-Dilek Akagün Yılmaz
3-Ümit Özgümüş
4- Fatma Nur Serter
5- Birgül Güler Ayman
6-…… ….
7-… …
8-….. …..
9-……. …..
10-…. …..
11-….. …..
12-…… …..
13-….. …….
14-…... .…..
15-…. ………..
16-……. ….. …..
17-….. …..
18-….. …..
20-..... ….. ……….
Sanki tarih tekerrür ediyor. Önce ilk kurşun olarak atılan imzalarla.

İlk beş efe belli oldu.

Tıpkı Kurtuluş Savaşında olduğu gibi. Bandırma Vapuru demir almadan ilkin efelerin namluları ısınmıştı…

Yine kuşatıldık. Bu sefer, Dolmabahçe’de demirleyen düşman gemileri yoktu. Ancak daha tehlikeli bir kuşatmaydı. Sessiz ve derindendi. Üslup aslında Toros dağlarının bir atasözüne benziyordu:”Yerli tavşanı, yerli tazı yakalar.” Elin askerlerince değil, algı ya da toplum mühendislerince kuşatıldık. Kuşatmayı haberdar edenler vardı. Kitlelere seslerini iletecek kanallar tutulmuştu. Komplo teorisyenleri olarak yaftalanmışlardı. Hala da öyle ya…

Fark edemeyenler çoğunluğunda kumpaslara alınmıştık. Önce ordumuzun sonra kurucu partimizin kumpasa alındığından söz eder olduk. Ilımlı İslam politikalarını sürdürmek için kumpasa alınacak bir yapı taşı daha vardı. Öncesi de vardı ama ağır kuşatma 2006’da ve 2007’deydi. Birincisi erken yarıldığından çok dillenmedi. Birinde taşeronla diğerinde her ağacın kurdu kendinden hesabıyla doğrudan kumpas kuruldu. Ancak kumpas, kolları arasına alamadı. Alınamayan taş büyük ve ağırdı. O taş, ordumuz gibi CHP gibi cumhuriyetimizi oluşturan kurucu unsurlardan biriydi. Kurtuluş savaşında olduğu gibi aydınlanma devriminin ve laikliğin en önemli kitlesel gücüydü. BOP önündeki üç engelden biriydi. Bu nedenle kuşatılmalıydı.

Bu ağır taş yine ağırlığını gösterdi. Belirlediği Cumhurbaşkanı adayı için destek isteyen Sayın Kılıçdaroğlu bu desteği alamadı. Alması eşyanın tabiatına aykırı olurdu. Toros dağlarının atasözü burada geçerli değildi.

Pekiyi, Sayın Kılıçdaroğlu, bırakın Aleviliğini, bir siyasi parti genel başkanı olarak bu tepkiyi kestiremez miydi? Akıl hocaları, kendisini göle maya çalmaya ikna etmiş olmalı ki bu yaşandı.

Ey akıl hocaları! Hadi, ulusalcıları azınlıkta sandınız; yanıldınız. En az 13 milyon alevi yurttaşımızın olduğu bir ülkede onların hassasiyetleri gözetilmeden yola çıkmak göle maya çalmak değil midir? Kritik bir eşikle seçim kazanılacakken bu sayı azımsanabilir mi? Çatı adayın dini eğilimleri, kariyeri ile AKP’den uzaklaşacağı sanılan tahmini oylar ile eldeki inanılmaz bir büyüklüğü kıyaslamak bir gaflet. MHP oylarının da garanti olduğunu saymak da ayrı bir gaflet.

Alevilerin, aydınların, Atatürkçülerin hissiyatlarını gözetilmeden girilen bu seçim AKP’ye teslim edilmiş bir seçimdir. Çünkü bu seçimi, sandık başına seçmenini götüren kazanacaktır. CHP ve MHP’nin oy oranlarına bakarak un var, şeker var mantığıyla aday belirlenmiş. Ancak helvacı yok.

Laik, devrimci, cumhuriyetçi, ulusal birlikçi hassasiyeti gözetmeden nasıl helva pişireceksiniz? Helvacı onlar. Bakın” sandıklara sahip çıkalım” hissiyatı bile yok. Sandık müşahitleri bile sorun olacak. “Ters köşe” politikasına izin vermemek için de yeni aday bir zorunluluk.” Oylar bölünür.” Çatı adayının yanlış belirlenmesinden daha büyük bölünme olamaz. AKP’nin can kurtarma simidini Sayın Bahçeli’nin tedarik ettiği hep söylenir. Bu sefer şanslı. Tedarikçinin kim olduğu ortadayken herkes bir birini suçlayacak. Yeni aday ikinci turun birincisi, ilk turun finale kalanıdır. Bu nedenle böleni değildir.

Değerli Milletvekilleri,
Gelin gerçek seçmen hissiyatına kapıları aralayın. Yeni bir aday için imza verin. Gerekirse çatı adayı için verdiğiniz imzaları geri alın. Çünkü yeni bir aday seçime katılımı arttıracak, ikinci turda birleşen oylarla sürdürülen katılımın devamı ile çatı fikri gerçekten yaşam bulacaktır. Seçime un var helva var matematiği ile girmeyiniz. Hissiyat çok önemli. Çanakkale’yi Dumlupınar’ı, Sakarya’yı silahça, mühimmatça üstünlükle kazanmadık. Hissiyatla kazandık. M.K. Atatürk askeri ve politik dehasıyla olduğu kadar hissiyatın önemini bilerek her adımını attığından muzaffer olduk.

Gelin O’na kulak verin!

"Hissiyat denilen şey, aklın, mantığın, muhakemenin çok üstünde bir kuvvet ve kudrete maliktir.” diyordu, zaferlerin “Sarışın Kurt”u.
Gelin bir de biraz daha yakın zamandan. Atatürk Cumhuriyeti şehidimiz A.Taner Kışlalı’ya kulak verin!

”CHP, 1980’de bıraktığı noktada kalırsa Kemalist olmaz; altı oku bırakırsa da CHP olmaz!
Kuşkusuz ki Türkiye’de hiç kimse Kemalist olmak zorunda değildir. Ama CHP’de, Kemalizm’e karşı olanları kendi içinde kabul etmek zorunda hiç değildir!”
Bu uyarının bu seçimle ilgisi nedir diye sorarsanız. Kemalist olanların, olmayanlara itibar etmesini beklemek büyük yanılgıdır. Çünkü çatı aday “ tanıdıkça sevecek” olanlarda bizden hissiyatını yaratmadığı gibi bir kumpasa alet olmamak, duyarsız, mücadeleden kaçan Osmanlı subayı yerine konmak hissiyatını yaratmaktadır.

Bu nedenle yirmi imza bekleyen yeni aday, bu kumpas sanısı ve olasılığından çıkmanın heyecanını yaratmış olacaktır. Sayın Emine Ülken Tarhan adaylığı için verilen beş imzanın dahi yarattığı olumlu hissiyat; zafer vaat etmektedir. Sadece CHP seçmeninde değil, gezi direnişinde Genel Başkanlarına rağmen yer alan MHP tabanında da sevinç vardır. Durum ikinci turda bu tabanın tam desteği ve AKP’den çözülecek millici oyların politik desteği ve apolitik kadın ve gençlerin sinerjik oylarıyla kazanılacak süreçtedir. Gerçek çatı, sandıkta kurulacaktır.

Tercih sizlerin. Fakat belirtmek gerekir ki bu durumda yeni adayın çıkışına izin vermemek çatı aday tercihinden daha büyük bir hatadır. Fark edilmeyen, umursanmayan hassasiyetler, derin bir hafızaya ve dirence sahiptir. İlk imzayı şov yapmak diye yorumlayanları ve birlikte hareket edenleri unutmaz. Partisinin dönüştürülmesinde bir evre olarak idrak ettiği bu günlerde yapılan hatayı “Ben yapmadım. Genel Başkan yaptı” savunmalarına da inanmaz. CHP bir marka değildir. Bir ruh, bir felsefedir. Parti de kurar, Cumhuriyette.

Değerli Milletvekilleri,
Bandırma Vapurunda yerinizi alınız. Bu sefer ki görevi Cumhuriyetin dönüştürülmesine izin vermemek. Buz kıran olup, kumpasları kırmak. 2015 seçimlerini kazanacak bir kılavuz gemisi olmak. İmzalarınızla demir alıp, görev yapmasına lütfen izin veriniz.

Hatta ilk yirmi imzadan sonra 1919’daki yolcu sayısına tamamlayınız. Elli beş imzayla demir alınız. Heyecanımız, hissiyatımız artsın. MHP milletvekilleri de İnebolu hattında silah taşıyacak takalara kaptan olmalıdır.

Tarih sizi Bandırma gemisini zincir vuranlar olarak hatırlamamalı. Haydi imzaya. Dudaklarınızdan yükselerek;

“Vira Bismillah”


Yener Oruç
ulusalkanal.com.tr
Etiketler
(adsbygoogle = window.adsbygoogle || []).push({});

Yorumlar

HİCRAN KARABUDAK :

yüreği̇n dert görmesi̇n yoldaşim... (büyük harf yazilmiyor)

Tüm Yorumlar

Yorum Gönder